Dış Ticaretin Finansmanı ve Teşviki

İçindekiler

1. DIŞ TİCARET

Giriş

21. yüzyılda dünya ekonomisinin küreselleşmesiyle birlikte, üretim ve ticari faaliyetlerin artan bir şekilde uluslararası nitelik kazandığı günümüzde kaçınılmaz bir gerçektir. Küresel ekonomide yaşanan bu gelişim sürecinde, bir ülkenin ve firmanın küresel sistemde etkili bir konum edinebilmesi dış ticaretteki başarısına ve rekabet edebilme gücüne bağlıdır. Dış ticarette rekabetin yolu ise ülke ekonomisinin istikrarına, etkin ve verimli bir şekilde işleyen bir piyasa düzenine, kalifiye iş gücüne, gelişmiş bir teknolojik ve ticari altyapıya, doğru finansman tekniklerinin ve teşviklerin kullanılmasına bağlıdır.

Bir ülke ekonomisinin büyümesi ve kalkınmasının sihirli anahtarı dış ticarettir. İhracata dayalı kalkınma hedefine sahip olan ülkemiz açısından da dış ticaret büyük önem arz etmektedir. Küresel ekonomik sisteme ayak uydurup entegre olmaya çalışan ülkemizde, 1980’li yıllardan günümüze serbest piyasa ekonomisinin tesis edilmesi amacıyla kapsamlı bir ekonomik istikrar ve liberalizasyon politikasının uygulamaya konulmasına büyük önem atfedilmiştir.

Özellikle 2001 yılından sonra uygulamaya konulmuş olan ekonomik kalkınma ve reform programı en önemli bacağını sürdürülebilir ekonomik büyümenin tesis edilmesi oluşturmuştur. Bu çerçevede dış ticaretin ve özellikle ihracatın geliştirilmesi için çok önemli adımlar atılmıştır. Son dönemde, dış ticaretimizde çok önemli gelişmelerin yaşandığını ve rakamlarda ciddi oranda artışların gerçekleştiğini görmekteyiz.

Dış ticaretle uğraşan firmalarımızın uluslararası alanda rekabet edebilmeleri ve pazar paylarını artırmalarının yolu maliyet avantajından ve katma değeri yüksek teknoloji yoğun ürünler üretebilmesinden geçmektedir. Bu çerçevede müşterilerine uygun ödeme yöntemleriyle desteklenen cazip satış koşullarını sunabilmeleri kaçınılmaz bir elzemdir.

Kitabımızın bu bölümünde öncelikle dış ticaretle ilgili bazı terimler açıklanacak, daha sonra dünyada dış ticaretin gelişimi hakkında özet bir bilgi verilecektir. Dış ticaretin gelişimini açıklayan teorilerle ilgili bölüm sonlandırılacaktır.

1.1. Dış Ticaret ve Dış Ticarette Kullanılan Bazı Terimler

Ticaret dar anlamda; kar elde etmek amacıyla üretilen mal ve hizmetlerin belirli bir bedel karşılığında nihai kullanıcılara ulaştırılmasını sağlayan alım-satım faaliyetlerinin tümü olarak tanımlanabilir.

Ticareti daha geniş anlamda ise; sadece mal veya hizmet alım satımının ötesinde malların bir yerden başka bir yere taşınması, depolanması, sigortalanması, finansmanı ve ödeme işlemleri vb. gibi birçok hizmeti de kapsayan fonksiyonlar bütünü şeklinde tanımlayabiliriz. Bir ticari işlemde alıcı, satıcı ve aracılar olmak üzere üç taraf vardır.

Piyasa mekanizmasına dayalı ekonomilerde üretim, değişim ve tüketime ilişkin kararları alan birimlere ise ekonomik birimler denir. Ekonomik birimleri kısaca; ekonomide faaliyet gösteren birimler şeklinde de tanımlayabiliriz. Bir ekonomideki ana ekonomik birimler; hane halkları, işletmeler ve devletlerdir.

Yerleşik birim, en az bir yıldır o ülkede yaşayan ya da faaliyet gösteren kişi ya da firmadır. Yerleşik ekonomik birim bir yıldan sonra da o ülkede yaşama ve faaliyet gösterme isteği ve beklentisine sahip olmalıdır.

Ticareti en basit şekliyle; iç ticaret ve dış ticaret olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

Bir ülkenin ulusal sınırları içerisinde, cari mevzuat hükümlerine göre, o ülkedeki yerleşik ekonomik birimlerin yapmış oldukları ticarete iç ticaret denir.

İç ticaret;

Ulusal (yerel) para birimi ile yapılır.

İlgili ülkedeki yerleşik ekonomik birimler tarafından gerçekleştirilir.

İlgili ülkenin cari mevzuat, yasa ve hükümlerine göre yapılır.

Dış ticaret ise bağımsız ülkelerdeki yerleşik ekonomik birimler arasında gerçekleştirilen mal ve hizmet ticaretinin tümü olarak tanımlanabilir. Yine benzer şekilde daha yalın olarak dış ticareti; ithalat ve ihracatın toplamı olarak da tanımlamamız mümkündür.

Dünyada üretim imkanları, hammadde ve enerji rezervleri düşünüldüğünde kendi kendine yetebilen ve bütün üretim faktörlerine sahip bir ülke bulunmamaktadır. Bu yönüyle dış ticaret faaliyetleri ülkeler açısından büyük öneme sahiptir.

Dış ticaret;

Farklı para birimleri (döviz) ile yapılabilir

Farklı ülkedeki yerleşik ekonomik birimler tarafından gerçekleştirilir.

Uluslararası mevzuat, yasa ve hükümlere göre yapılır.

Dış ticarette, genelde ödeme her iki tarafın kabul edeceği konvertibl bir para birimi üzerinden gerçekleşir. Farklı iki ülkedeki yerleşik ekonomik birimler arasında gerçekleştiği için mal veya hizmet transferinde gümrük vb. işlemlerin gerçekleşmesi gerektiği gibi uluslararası mevzuat, yasa ve hükümler dış ticarette geçerli olacaktır.

Dış ticareti etkileyecek unsurların başında; ticari yasaklar, kotalar, gümrük tarifeleri, kambiyo sınırlamaları, ticaret antlaşmaları, primler, sübvansiyonlar ve idari korumacılık gelir.

Günümüz dünyasında uluslararası pazarlarda oluşan olanakları kendi yararlarına kullanmak için devletler ve firmalar dış ticarete önem verirler. Ekonomik birimlerin dış ticarete ağırlık vermelerinin başında şu etkenler rol oynar:

Yeni pazarlara ulaşıp satış rakamlarını ve karlılıklarını artırmak.

Pazar paylarını artırmak ve küresel rekabette yer edinmek.

İç pazarlara olan bağımlılığı azaltmak ve pazar çeşitlendirmesiyle riski azaltmak.

Ucuz üretim faktörlerinden yararlanmak ve üretim maliyetlerini düşürmek.

Talep dalgalanmasını, mevsimsel dalgalanmaları ve değişen tüketici taleplerinin yarattığı baskıları yönetebilmek.

Kapasite kullanım oranı ve üretim vardiya sayısını artırarak maliyet düşürmek.

Rekabet gücünü artırmak.

İstihdamı artırmak.

İlgili ülkedeki dış ticaret açığının azalmasına yardımcı olmak

Dış ticarette kullanılan bazı temel terimler vardır. Bunlardan bazılarına aşağıda yer verilmiştir:

İhracat: Dış ticaret işlemleri kapsamında, bir ülkede üretilen mal ve/veya hizmetlerin diğer ülkelere satılması işlemidir.

İhracatın ülkelere bazı faydaları vardır, bu faydaları şu şekilde özetleyebiliriz:

-Firmalara pazar payını genişletme ve cirolarını artırma imkânı verir.

-Eğer iç pazarda kapasite tam olarak kullanılmıyorsa, üretimi artırma ve ölçek ekonomisini yakalama imkânı sağlar.

-Firmaların iç pazara olan bağımlılığını azaltır, ya da iç pazardaki durgunluğu telafi etme imkânı verir.

-Firmalar dış pazarlara girerek, iç pazardaki rekabeti yayma şansı yakalarlar.

-İç pazarda denenmiş ve test edilmiş ürünleri ihraç ederek dış pazara girilmesi, pazar araştırması ve diğer maliyetini azaltır.

-Uluslararası pazarlarda yaşanan yoğun rekabet, ihracatçıları, ürünlerini pazarın ihtiyaçlarına göre uyarlamak için teşvik eder, böylece teknolojik know-how düzeyinde gelişme sağlanır.

İthalat: Dış ticaret işlemleri kapsamında bir ülkenin başka ülke ya da ülkelerden mal ve/veya hizmet satın almasıdır.

Döviz: Yabancı ülke parasına döviz denir. Daha geniş bir tanımla; yabancı para cinsinden ödemeyi sağlayan her türlü finansal enstrümana döviz denilir. Doğrudan nakit şeklinde olan yabancı paraya efektif döviz; nakde dönüştürülebilen araçlar biçiminde olanlara da (banka havaleleri, ödeme emirleri, döviz poliçeleri, mevduat sertifikaları veya seyahat çekleri vs.) döviz denilmektedir.

Kambiyo: Yabancı para ya da para yerine geçen belgelerin değiştirilmesi işlemidir.

Kambiyo Mevzuatı: Para ve diğer menkul kıymetler ile maden ve taşların iç piyasada tedavülü ve ülkeden ihraç veya ülkeye ithaline ilişkin usul ve esasları düzenleyen hukuki metinler bütününe denilir.

Konvertibl Para: Konvertibilite dendiğinde kastedilen genellikle “currency convertibility” yani para biriminin başka bir para birimi veya altınla değiştirilebilir olmasıdır. Uluslararası para piyasalarında bütün ülkelerce kabul gören ve bu sebeple bir diğer ülke parasına serbestçe çevrilebilme imkânına sahip paralara ise konvertibl para denir. Türk Lirası 22 Mart 1990’da konvertibl olmuştur.

Gümrük: Bir ülkenin giriş ve çıkışında ticari hareketlerin denetim ve gözetiminin yapıldığı yer.

Serbest Bölge: Bulundukları ülkenin sınırları içinde yer almasına karşın dış ticaret, vergi ve gümrük mevzuatı açısından gümrük bölgesi dışında sayılan alanlardır.

1.2. Dış Ticaret’in Tarihi Gelişimi

Uluslararası ticaret ve dış ticaret politikaları iktisadi düşünce teorilerinin en eski konularından birisi olmuştur. Eski Yunanlılardan günümüze, hükümet yetkilileri, entelektüeller ve ekonomistler ülkeler arasındaki ticaretin belirleyicilerini düşünmüş, dış ticaretin ilgili ülkeye fayda sağlayıp sağlamadığını ve daha da önemlisi, hangi ticaret politikasının ülke için en iyi olduğunu belirlemeye çalışmışlardır.

Dış ticaretin gelişimini açıklamaya çalışan teorilerden önce isterseniz dünya tarihinde dış ticaretin etkileşimi ve gelişimi nasıl olmuş ona bir göz atalım.

Dış ticaretin gelişimiyle ilgili en önemli fikirlerin Eski Yunan’da Platon’a ait olduğu, Xenophon’un (1918) eserlerinde bulunmuştur.

Avrupa’nın, Roma İmparatorluğu zamanında Akdeniz ticareti yoluyla zenginleştiği görülmektedir.

M.S. I. yüzyılda İpek Yolunun açılmasıyla Avrupa ve Uzak Doğu birbirlerine yaklaşmış ve o günkü şartlara göre dünya ticaretinde küreselleşmenin kaldırım taşları döşenmeye başlanmıştır. İpek yolu sayesinde Çin, İran, Türk, Arap ve Bizansların ilgili yol üzerinde oluşan ekonomik rantlarla tarih sahnesinde güçlendikleri görülmektedir.

Çin’de üretimi yapılan ipek, metal eşyalar, çömlekçilik maddeleri, hediyelik eşyalar ve diğer ticaret eşyalar İpek Yolu sayesinde Orta Asya’dan ve Parfiya’dan geçerek Roma’ya götürülüyordu.Geridönerken de kervanlar Çin’e Avrupa’da üretilen eşyaları taşıyorlardı.

İpek yolundan sonra en az onun kadar önemli bir diğer ticaret yolu olan Baharat Yolu’nun kullanılmaya başlamasının dünya ticaretinde önemli bir yer açtığı görülmektedir. Baharat Yolu, coğrafya keşiflerinden önce, Hindistan’la Akdeniz limanları arasında çeşitli ürün ve malların taşınmasında yararlanılan bir yoldu. Hindistan’da ve Güney Arabistan’da çıkan baharat (karabiber, zencefil, tarçın vb.) ile Doğu Asya ülkelerinden sağlanan inci, mercan, fildişi, elmas gibi değerli taşlar o yıllarda Avrupa’da çok aranıyordu. Bunlar iki yoldan Akdeniz limanlarına götürülüyordu.

Uzak Doğu ile Orta Doğu arasındaki ticaretin daha hızlı gelişmesi, ilgili yıllarda Avrupa ekonomisini güçsüz bırakmıştır. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz ki; dünya ticaretinin gelişimi ticarette etkin rol oynayan ülkelerin büyümesine ve gelişmesine olumlu katkı yaparken, diğer ülkelerin ekonomilerinin zayıflamasında rol oynamıştır.

Dünya ticaretinden daha az pay alan Avrupa, bu ekonomik gerilemeyi önlemek için Haçlı Seferlerine başvurmuştur. Avrupa’nın da dünya ekonomisinden pay almaya başlamasıyla Akdeniz dünya ticaretinin merkezi haline gelmiştir.

Ancak 15. yüzyıldan sonra gerçekleşen keşiflerle birlikte dünya ticaretinin odakları yer değiştirmiş ve Akdeniz’deki ticarî faaliyetler okyanuslara kaymıştır. Bundan böyle okyanuslara kıyısı olan ülkelerin ticaretin rantlarını paylaştığı ve ekonomik olarak güçlendiğine rastlanılmaktadır. Dünya ticaret yolları üzerinde yer alan ve bu yolları kontrol eden ülke ekonomilerinin ilgili yıllarda güçlendiklerini görmekteyiz.

İpek Yolu geçmişte, miladın ilk yüzyılında başlamış ve coğrafi keşiflerin başladığı 15. yüzyılın sonlarına kadar, 1500 yıllık bir zaman dilimini kapsamıştır. 15. ve 16. yüzyılın sonlarına doğru coğrafi keşiflerin işlevsellik kazanmasıyla birlikte, deniz yollarının ucuz ve kolay olması ticaret yönünü İpek Yolu’ndan deniz yollarına çevirmiştir.

Amerika’nın keşfi, Atlantik ülkelerini dünya ticaretinde ön plana çıkarmıştır. Kısaca diyebiliriz ki, Avrupa’yı bugünkü müreffeh durumuna getiren, Atlantik Okyanusundaki ticarî faaliyetler olmuştur.

18. yüzyılın sonunda ve 19. yüzyılın başında, kas gücüne dayanan ekonomiden, endüstri ve makine üretimine geçişle sonuçlanan Sanayi Devrimi ile birlikte önemli alanlarda teknolojik ilerlemeler sağlanmıştır.

Teknoloji alanındaki ilerleme süreci, denizcilik teknolojisinin de gelişmesiyle birlikte Avrupa’nın yeni pazarlara daha hızlı açılma imkanını beraberinde getirmiştir. 18. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’da başlayan “Sanayi Devrimi” 19. Yüzyıl boyunca Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da devam etmiştir.

Sanayi devrimiyle kömür enerjisi, demir-çelik, buharlı makinalar, demiryolları, gemicilik, dokumacılık gibi alt sektörler o yıllarda ön plana çıkmaya başlamıştır.

Dışa açık serbest piyasa düzenin egemen olduğu Avrupa ülkelerinde sanayileşmeyle birlikte, bu ülkelerin yeni enerji kaynaklarına ve ham maddeye olan talepleri artmaya başlamıştır. Bu ihtiyaç, ilgili ülkelerin bu kaynaklara sahip olan ülkeler üzerinde sömürgeci bir politika izlemelerine neden olmuştur. Serbest ithalat ve serbest ihracata dayalı bir büyüme süreci yaşayan Avrupa ülkeleri sömürgecilik politikalarını 1914’e kadar devam ettirmiştir.

I. Dünya Savaşı yıllarında ülkeler arasında yaşanan uyumsuzluk ve anlaşmazlıklar dünya ticaretinin daralmasına yol açmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında dünya ticaretini geliştirecek ortak ve kalıcı iktisadi-mali kararlar alınamamıştır. Bunda ABD ve İngiltere’nin kendi çıkarlarını ön planda tutan katı uygulamaları ve kararları belirleyici olmuştur.

I. Dünya savaşı süresince ve sonrasında savaşan ülkeler, ABD’den büyük ölçüde mal ithal etme sürecine girmiştir. Bu ithalat artışı, o yıllarda ABD ekonomisinin hızla büyümesine önemli katkılar sağlamıştır.

İkinci dünya savaşından sonra ise çok farklı bir dünya ortaya çıkmıştır; dünyanın iki süper gücü, ABD ve SSCB yeni dünyanın iki önemli aktörü olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nın Avrupa’ya ve savaşa katılan ülkelere tahribatı ve maliyeti ise oldukça yüksek olmuştur. Savaşa katılan ülkelerin alt yapılar çökmüş, şehirler-fabrikalar yıkılmış, ülkeler iç ve dış borç cenderesi altında sıkışmış, adeta bu iki süper güce muhtaç bir durum ortaya çıkmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nın bu ülkelere olan tahribatını ortadan kaldırmak ve yıkılan ekonomileri yeniden inşa etmek amacıyla Bretton Woods’da dünya ülkeleri bir araya gelmiştir.

Bretton Woods sistemiyle, özellikle savaşa girmiş olan Batılı Ülkelerin imar, iskân ve kalkınmalarını sağlayacak, uzun vadeli krediler verecek Dünya Bankası ve ödemeler dengesini finanse edecek IMF kurulmuştur. Bu iki kuruluşa bundan dolayı Bretton Woods ikizleri ismi de verilmektedir.

Bundan sonra ise, sistemi tamamlayacak, dünya ticaretini serbestleştirecek, gümrük vergilerini azaltacak, ticarete konulan yasaklamaları ve kotaları kaldıracak uluslar üstü bir kuruluşun kurulması hedeflenmiştir.

23 ülke Ekim 1947’de Cenevre’de “geçici” olarak nitelendirilen Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasını (GATT) imzalamışlardır.

Bu gelişmelerin ardından yeni dünya düzenine geçilmiş ve küresel entegrasyon gelişmeye başlamıştır. Ülkerlerin birbirleri ile ticareti artarken aynı zamanda Çok Uluslu Şirket (ÇUŞ)’lerin sayısı da ciddi artış göstermiştir.

Dünya Bankası’nın son hesaplamalarına göre küresel gayrisafi yurt içi hasıla toplamı 2017’de 80 trilyon Dolar’a ulaşmıştır. İhraç edilen malların tutarı ise 17 trilyon dolar civarındadır (Dünya Bankası, 2018).

Bununla birlikte Çin, “Bir Kuşak, Bir Yol” (One Belt, One Road) sloganıyla duyurulan Yeni İpek Yolu projesini hayata geçirmeye başlamıştır. Tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlandırılmasını amaçlayan bu projede Avrasya coğrafyasında yeni demiryolu hatları, enerji boru hatları, deniz rotaları ve oto yolları ile büyük bir ekonomik entegrasyon hedeflenmektedir.

1.3. Dış Ticaret’in Gelişimini Açıklamaya Çalışan Teoriler

Kitabımızın başında da değindiğimiz üzere Eski Yunan filozoflarının zamanından bu yana, dış ticaretin ülke ekonomileri üzerine etkisi açısından ikili farklı görüş süre gelmektedir.

Uluslararası ticaretin faydalarının tanınmasını gerektiren teorilerin yanı sıra bazı yerli endüstrilerin (veya emekçilerin veya kültürün) dış rekabet tarafından zarar göreceği endişesini taşıyan görüşler de günümüzde hala etkindir.

Uluslararası ticaretten elde edilen genel faydalar ile ithalattan dolayı zarar gören sektör ve şirketlerin kayıpları arasında kalan birçok iktisatçı serbest ticarete sahip olma arzusu hakkında farklı görüşlere sahip olmuşlardır.

Zaman içerisinde ekonomistlerin küresel ticaretin mekanizmalarını açıklamak için birçok teori geliştirdiğini görmekteyiz.

Tarihte bu alanda ilk geliştirilen teoriler, ana teoriler ya da klasik teoriler olarak adlandırılır ve ülke temelli perspektife sahiptirler.

Yirminci yüzyılın ortalarında teoriler, ticareti bir ülke yerine bir firma perspektifinden açıklamaya çalışmaya başlamıştır. Bu teoriler modern teoriler olarak adlandırılır ve şirket temelli yaklaşımları içerirler.

‘Modern küresel ticaret’in zaman içerinde nasıl geliştiğini daha iyi anlamak için ülkelerin tarihsel olarak birbirleriyle nasıl ticaret yaptıklarını ve etkileştiklerini anlamak büyük önem arz eder.

Şimdi isterseniz dış ticaretin gelişimini ve etkilerini açıklamaya çalışan bu teorilere kısaca bir göz atalım.

Ana-klasik teoriler şunlardır:

Merkantilizm

Mutlak Üstünlük Teorisi

Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi

Heckscher-Ohlin Teorisi (Faktör Oranları Teorisi)

Modern teorilerin belli başlıca bilinlerini ise;

Ülkelerin Benzerliği Teorisi

Ürün Yaşam Döngüsü Teorisi

Küresel Stratejik Rekabet Teorisi

Ulusal Rekabet Avantajı Teorisi (Porter)

şeklinde sınıflandırabiliriz

Merkantilizm

Uluslararası ticarete adanmış ilk makul sistematik düşünce unsuruna “merkantilizm” denir. 17. ve 18.yüzyıl Avrupa’sında ortaya çıkan bu görüş özellikle İngiltere’de ticaretle ilgili ekonomik konularda yaşanan problemler sonrasında literatürde yer almaya başlamıştır.

Merkantilizmin ana tohumları aslında 16.yüzyılın başlarında Batı Avrupa’da atılmaya başlanmış olsa da geçerliliğini 17. Yüzyılın sonlarına doğru kanıtlamaya ve literatürde yer bulmaya başlamıştır. Her ne kadar o günkü ismi merkantilizm olarak anılmasa da bu görüşün en etkili savunucusu Fransız Maliye Genel Müdürü Jean-Baptiste Colbert (1619-1683) olmuştur. Colbert Fransa’nın servetini artırmak için ticaret yollarını kontrol etmek zorunda olduğu inancına dayanarak Fransız donanmasının gücünü artırmıştır. Dış ticarette korumacılığa önem veren Colbert, Kraliyet Fabrikaları kurarak Fransa’nın dışa bağımlılığını azaltıcı adımlar atmıştır.

Ticaret sistemi anlamına gelen Merkantilizm deyimini ilk kullanan ise A. Smith olmuştur ve bu görüş İngiltere’de bugünkü anlamıyla yer bulmaya başlamıştır.

İngiltere ilgili yıllarda kolonicilerin yabancı ürün satın almasını engelleyen maliye politikaları getirirken, sadece İngiliz malları satın almak için teşvikler yaratmıştır. Yine benzer şekilde, 1651 yılında ‘Denizcilik Yasası’nı çıkartarak yabancı gemilerin Britanya kıyılarında ticaret yapmasını yasaklamıştır. Bu tür uygulamalar, İngiltere’nin ulusal zenginliğini artıran olumlu bir ticaret dengesiyle sonuçlanmıştır.

Merkantilizm, servet üretmek ve ulusal ekonomik gücü güçlendirmek için hükümetin uluslararası ticareti düzenlemesini savunan ekonomik bir teoridir. Bu görüşe göre işletmeler ve hükümet, dış ticaret açığını azaltmak ve ticaret fazlası vermek için birlikte çalışmalıdır. Merkantilizmin ana felsefesine baktığımızda aslında bir tür ekonomik milliyetçilik temelinde kurulduğunu görmekteyiz. Bu görüş, yerli sektörleri, sanayileri koruyan ticaret politikalarını savunmaktadır.

“Yönetimler üretimi arttırmalı ki, dış satım artsın ve devletin hazinesine giren para çoğalsın’’ görüşü üzerine kurulan bu teori aynı zamanda da “dış alım (ithalat) azaltmalı (korumacılık ilkesi) ki ülke dışa bağımlı olmadan ve para harcamadan kendi ihtiyaçlarını giderebilsin” ilkesini benimsemektedir. Yani kısaca, belirttiğimiz bu fikirlerin etrafında oluşan ekonomik sisteme merkantilist sistem diyebiliriz.

Merkantilizm, sistematik bir ekonomi kuramı olmaktan çok, bir ekonomi politikası önlemleri bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Merkantilist politikanın amacı: Devleti, ulusu zenginleştirmek, güçlendirmek, ülkeye değerli madenlerin getirilmesini sağlamak; bunun için gerekli önlemleri ve koşulları yaratmaktır.

Mutlak Üstünlükler Teorisi

Adam Smith’in uluslararası ticarette mutlak maliyet avantajı teorisi (mutlak üstünlükler teorisi), uluslararası ticarete ilişkin kısıtlayıcı ve korumacı merkantilist görüşlere karşı güçlü bir tepki olarak geliştirilmiştir.

Mutlak üstünlükler teorisi, farklı ülkelerin dış ticaretin temelini oluşturan bazı malların üretiminde mutlak avantaj elde ettiğini savunan Adam Smith (1776) tarafından ortaya atılmıştır (Bkz. Ulusların Zenginliği).

Smith, ülkeler arasındaki ticaretin hükümet politikası veya müdahalesi ile düzenlenmemesi veya kısıtlanmaması gerektiği görüşünü ortaya atmış ve çalışmalarıyla bunu desteklemiştir.

Mutlak avantajı en basit şekliyle; bir bireyin, şirketin, bölgenin veya ülkenin birim zaman başına aynı miktarda girdi ile daha fazla miktarda mal veya hizmet üretebilmesi veya birim başına aynı miktarda mal veya hizmet üretebilmesi şeklinde tanımlayabiliriz.

Bu görüş mutlak avantajı olan bir ülkenin, aynı mal veya hizmeti üreten başka bir ülkeden daha az sayıda girdi kullanarak ve daha verimli bir şekilde çalışarak birim başına daha düşük mutlak maliyetle bir ürün veya hizmet üretebileceği görüşüne dayanmaktadır. Uzmanlaşma, iş bölümü ve ticaret ile, farklı mutlak avantajlara sahip ülkelerin, her zaman dışa kapalı-korumacı ekonomilere göre daha fazla kazanabilecekleri bu teoride iddia edilmektedir.

Bunu bir örnek yardımıyla açıklamaya çalışalım.

A ve B ülkelerinde bir birim X veya Y ürününü üretmek için gereken çalışma saatleri aşağıdaki Tablo (1.1)’de verildiği şekilde olsun.

Tablo 1.1. A ve B Ülkesinin X veya Y ürününü üretmek için gereken çalışma saatleri

Tablo (1.1)’den de anlaşılacağı üzere 1 birim X ürününden üretebilmek için A Ülkesinde 3 adam-saat (işçilik saat) ve B Ülkesinde 10 adam-saat çalışma gerekmektedir.

Öte yandan, bir birim Y ürününden üretmek için A ülkesinde 6 adam-saat ve B Ülkesinde de 4 adam-saat gereklidir. Böylece A ülkesi, X Ürününü daha verimli (yani daha düşük bir maliyetle) üretebilirken, B Ülkesi daha verimli bir şekilde Y ürününü üretebilir.

Başka bir deyişle, A Ülkesi X ürününün üretiminde mutlak bir avantaja sahipken, B Ülkesi Y ürünün üretiminde mutlak bir avantaja sahiptir. Adam Smith, iki ülke mutlak avantajları olan ve birbirleriyle ticaret yaptıkları malların üretiminde uzmanlaşmışsa, iki ülkenin fayda sağlayacağını ve küresel bazda üretimin artacağını göstermiştir.

Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi

Serbest ticaret ve uluslararası uzmanlaşmanın yararlarını “mutlak üstünlükler” teorisiyle Adam Smith’ten farklı olarak açıklayan David Ricardo (1817), uluslararası ticaretin mutlak üstünlüklere dayandırılmasının kapsamı daraltacağını belirterek, ülkelerarasındaki üretim maliyetlerinin farkları yerine, bu farklılığın kendi aralarındaki derecesi üzerine odaklanmıştır.

Ricardo; bir ülkenin, bütün ürünlerin üretiminde diğer ülkelere kıyasla daha üstün olsa da karşılaştırmalı olarak en çok üstünlüğe sahip olduğu ürün ya da ürünlerde uzmanlaşıp, daha az üstün olduğu ürünleri ise ithal ederek daha iyi bir şekilde kalkınabileceğine dikkat çekmiştir.

Ricardo, A Ülkesinin her iki ürünün üretiminde mutlak avantajı olsa bile, ticaretin iki ülke arasında hala gerçekleşebileceğini belirtmiştir.

A ve B Ülkelerinde 1 İşçinin günlük X ve Y Ürünü üretim bilgileri Tablo (1.2)’deki gibi olsun. A Ülkesi her iki üründe de mutlak üstünken, X Ürününde karşılaştırmalı üstündür.

Tablo 1.2. A ve B Ülkelerinde 1 İşçinin günlük X ve Y ürünü üretim bilgileri

A ÜLKESİNDE İç Fiyatlar: 160 birim X = 80 birim Y,
B ÜLKESİNDE İç Fiyatlar: 20 birim X= 40 br Y

Ricardo yurt içi maliyetler (iç fiyatlar) aracılığıyla, A ülkesinin X ürününde, B’nin ise Y ürününde karşılaştırmalı üstünlüğünün olduğunu açıklamıştır.

A ülkesi tüm işçileri X’e yönlendir ise 160+160=320 br X üretir.

80br.Y’yi ise, 40 birim X İhraç ederek karşılarsa 80 br Y ve 240 br X’lik bir hasılaya sahip olacaktır. Aynı şekilde B ülkesi’de kendi hasılasını artırmış olacaktır.

Heckscher-Ohlin Teorisi (Faktör Oranları Teorisi)

Smith ve Ricardo’nun teorileri, ülkelerin, hangi ürünlerin ilgili ülkelere avantaj sağlayacağını belirlemelerine tam olarak yardımcı olamamıştır.

1900’lü yılların başında, iki İsveçli iktisatçı Eli Heckscher ve Bertil Ohlin, dikkatlerini, bir ülkede bol miktarda bulunan faktörleri kullanan ürünler üreterek nasıl karşılaştırmalı avantaj elde edebileceklerine vermişlerdir.

Heckscher-Ohlin modelinin arkasındaki ilk çalışma, 1919 yılında Eli Heckscher tarafından Stockholm Ekonomi Okulu’nda yazılan bir makaleydi. Daha sonralarında ise öğrencisi Bertil Ohlin, 1933’te bu modeli geliştirmiştir. Ekonomist Paul Samuelson ise Heckscher-Ohlin’in orijinal modelini 1949 ve 1953’te yazılan makalelerle geliştirmiştir. Bundan dolayı, bu teori literatürde Heckscher-Ohlin-Samuelson modeli olarak da adlandırılmaktadır.

Heckscher-Ohlin’in Faktör Oranları Teorisi, ülkelerin büyük arzları olan kaynakları veya faktörleri ve dolayısıyla daha ucuz üretim faktörlerini gerektiren malları üretip ihraç etmeleri gerektiğini belirtmektedir.

Buna karşın, ülkeler arz yetersizliği olan ve büyük talep ile daha yüksek kaynaklar gerektiren malları ithal edeceklerdir.

Yani bu teori, ‘’bir ülkede hangi üretim faktörü ya da faktörleri ucuzsa, ülkenin o alanda üretim yapması, uluslararası alanda ona avantaj sağlayacaktır’’ varsayımından hareket etmektedir. Model sadece emtialarla sınırlı olmayıp aynı zamanda emek gibi diğer üretim faktörlerini de içermektedir.

Buraya kadar dış ticaretin gelişimini açıklamaya çalışan klasik teorileri incelemiş olduk. Buradan sonra dış ticaretin gelişimini firma ve ürün bazlı olarak açıklamaya çalışan modern teorileri inceleyeceğiz.

Ülkelerin Benzerliği (Tercihte Benzerlik) Teorisi

Heckcsher-Ohlin faktör oranlar teorisi; ticaretin, faktör donanımı ve zevkleri birbirine benzemeyen ülkeler arasında daha canlı olacağını savunmaktadır. Oysa 1940’lardan sonra yapılan gözlemler, uluslararası ticaretin, daha çok, mamul mallar arasında geliştiğini göstermiştir. Yani realite Heckcsher-Ohlin’in teorisini doğrulamamıştır.

Tercihlerde benzerlik hipotezi, 1961 yılında Staffan Burenstam Linder tarafından ileri sürülmüştür. Linder, dış ticaret teorisinde talep olgusuna ilk olarak yer veren iktisatçılardan biridir.

Linder Hipotezi, kişi başına düşen geliri benzer olan ülkelerin benzer kalitede ürünler tüketeceğini ve bunun birbirleriyle ticaret yapmalarına yol açacağını gösteren ekonomik bir hipotezdir. Linder’in ortaya attığı bu teori, ülkelerin belirli yüksek kaliteli malların üretiminde uzmanlaşacaklarını ve bu malları talep eden ülkelerle ticaret yapacaklarını göstermektedir.

Sermaye-yoğun malların üretimi emek-yoğun mallara kıyasla daha yüksek gelir seviyeleri ile ilişkili olduğu için, benzer gelirleri olan ülkelerin birbirleriyle ticaret yapmaları gerektiği anlamına gelir. Linder’in ortaya attığı görüş ise bunun tam tersinin geçerli olduğunu göstermektedir.

Başka bir ifade ile, gelir düzeyi ve zevkleri birbirine benzer ülkeler arasında daha canlı ticaret ilişkileri kurulmaktadır. Linder teorisini, benzer gelir düzeylerine sahip ülkelerin benzer kalitede mal ve hizmetler ürettikleri ve tükettikleri varsayımına dayandırmaktadır.

Bu anlamda tercihlerde benzerlik teorisi, homojen olmayan, zevklerin ve ölçek ekonomilerinin önemli olduğu sanayi ürünleri ticaretini açıklamaya çalışmaktadır.

Ürün Döngüsü Teorisi

Harvard Business School profesörü Raymond Vernon, 1960’larda ürün yaşam döngüsü teorisini geliştirmiştir.

Pazarlama alanında ortaya çıkan bu teori, bir ürünün yaşam döngüsünün üç ayrı aşaması olduğunu belirtmektedir: (1) yeni ürün, (2) olgunlaşan ürün ve (3) standart ürün.

Döngü her zaman yeni bir ürünün piyasaya sürülmesiyle başlar. Yeni bir ürün ilk aşamada az miktarda ve yurt içi piyasaya yönelik üretilir. Genelde ana pazara yakın bir yer, üretim için tercih edilir. Genelde ürün, teknoloji ve nitelikli işgücü bakımından karşılaştırmalı üstünlüğe sahip en gelişmiş bölgelerde üretilir. Bundan sonra ürünün geliştirilmesi gerekmektedir.

Yurt içi satışlar arttıkça ve doygunluğa ulaştıkça şirketler satış ve geliri artırmak için ürünü diğer gelişmiş ülkelere ihraç etmeye başlayabilir. Bu da, bir ürünün uluslararasılaşması yolunda atılmış basit bir adımdır. Bu evrede, pazara giren diğer rakipler nedeniyle ürünün fiyatı da gerilemeye başlamıştır.

Bu noktada, ürün gelişmiş ülkelerde sıkı bir şekilde talep oluşturduğunda, ürünün üreticisinin talebi karşılamak için her gelişmiş ülkede yerel olarak üretim tesisleri açmayı düşünmesi gerekecektir. Ürün yerel olarak üretildikçe, işçilik maliyetleri ve diğer maliyetler azalacak, böylece birim maliyet düşecek ve gelir artırılacaktır.

Daha sonralarında ise az gelişmiş ekonomiye sahip ülkelere ihracat ciddi anlamda artmaya başlayacaktır. Rekabetçi ürün piyasaya doygun teklifler sunar, bu da ürünün orijinal tedarikçisinin yenilik temelinde rekabet gücünü kaybettiği anlamına gelir.

Buna karşılık, şirket ürüne yeni özellikler eklemeye devam etmek yerine, ürünü üretme sürecinin maliyetini düşürmeye odaklanır. Bunu, üretimi ortalama gelirin çok daha düşük olduğu ülkelere taşıyarak ve ürünü yapmak için gereken üretim yöntemlerini standartlaştırıp düzenleyerek yaparlar.

Bu teoriyi özetleyecek olursak, ürünler olgunlaştıkça, tüketim ve daha sonra üretim diğer ülkelere yayılmakta ve ürünler daha standart hale geldikçe üretim sonunda gelişmekte olan ülkelere doğru kaymaktadır.

Küresel Stratejik Rekabet Teorisi

Küresel Stratejik Rekabet Teorisi, 1980’lerde Paul Krugman ve Kevin Lancaster gibi iktisatçılar tarafından ‘ Çok Uluslu Şirketler arasındaki küresel stratejik rekabetten kaynaklanan faktörlerin yerel firmalara etkisini incelemek için’ geliştirilmiştir.

Şirketler, hayatta kalabilmek için küresel bazda sürdürülebilir bir rekabet avantajı yakalamalıdır. Bu görüşe göre, firmaların hayatta kalabilmeleri ve küresel pazarlarda rekabet edebilmeleri için çeşitli rekabet üstünlüğü geliştirmeleri gerekmektedir.

Şirketlerin rekabet üstünlüğü elde edebilmesi için:

Araştırma ve geliştirme yapmak

Fikri mülkiyet hakkına sahip olmak

Ölçek ekonomisine ulaşmak

Deneyim veya öğrenme eğrisini kullanmak

Stratejik ittifaklar kurmak ve

Stratejik birleşmeler ve devralmalar gerekebilir.

Firmaların sürdürülebilir bir rekabet avantajı elde etmelerinin kritik bir yolu da sektöre girişin önündeki engellerdir. Giriş engelleri, bir endüstri ya da yeni pazara girmeye çalışırken yeni bir firmanın karşılaşabilecekleri engelleri ifade eder.

Ulusal Rekabet Avantajı Teorisi

Michael E. Porter, 1990 yılında yayınladığı kitabı ‘’The Competitive Advantage of Nations’’da 10 ülkeden 100’ü aşkın sektörü incelenmesinin ardından, ‘elmas modeli’ni geliştirmiştir.

Şekil 1.1 Porter’ın Ulusal Rekabet Elması

Porter’ın yaklaşımı, firmaların rekabet gücünü yerel koşullara bağlamaktadır. Çalışmanın sonucunda rekabet gücünün belirleyicileri olarak saptanan ana faktörler şunlardır:

1.Faktör koşulları,

2.Talep koşulları

3. İlgili ve destekleyici sektörlerin durumu

4. Firma yapısı, stratejisi ve rekabet durumu.

Porter Elmas Modelindeki 4 temel faktöre ek olarak, şans ve devlet faktörlerini eklemiştir. Porter bu iki değişkenin diğer temel faktörler üzerinde dolaylı olarak etkili olduğunu belirtmektedir.

Porter, sektörlerin öncü ve başarılı firmalarının değişmez tek ortak yönlerinin “yenilik yapabilme ve kalite yükseltebilme yeteneği olduğu sonucuna varmıştır (Porter, 1998, s. 27).

Porter (1998)’a göre devletin görevi, elması oluşturan 4 temel ana unsur çerçevesinde, sektörü ve ekonomiyi desteklemesidir.

Elmas modeli aslında, bir ülkedeki belirli endüstrilerin neden uluslararası rekabet edebilir olduğunu açıklamaya odaklanan bir teoridir. Elmas modeldeki bu dört koşul, ülke ekonomisi açısından uygunsa, yerli şirketleri sürekli olarak yenilik yapmaya ve büyümeye zorlayacaktır. Bunun sonucu olarak ortaya çıkacak rekabet, yerel şirketlerin uluslararası çapta ilerlemelerine ve dünya çapında en büyük rakipleriyle mücadele edebilmelerine olanak sağlayacaktır.

Bu temel dört modern teorinin haricinde dış ticaretin dış ticaretin gelişimini açıklayan yenilikçi bazı teoriler de vardır.

Bunlardan birisi 1961 yılında MV Posner tarafından geliştirilen ‘teknolojik boşluk modeli’dir. Bu modele göre üretim süreci ve tekniklerindeki gelişmeler ülkeler arasında farklı hızlarda ilerler.

Bir ülkedeki yeni bir ürünü üreten firma, yabancı üreticiler yeni ürün çeşitlerini taklit edinceye veya yeni üretim süreçleri öğreninceye kadar dünyanın geri kalanına kıyasla karşılaştırmalı bir avantaja sahip olur.

Yeni ürünlerin ortaya çıkması ve ikamelerinin yabancı üretici tarafından tanıtılması arasındaki mevcut gecikme, teknolojik boşluğu veya diğer bir ifadeyle taklit boşluğunu oluşturmaktadır. Posner teknolojik boşluğun şu üç nedenden kaynaklanabileceğini belirtmektedir:

yabancı firmaların reaksiyon gecikmesi,

içerdeki firmaların reaksiyon gecikmesi ve

talep gecikmesi.

Yabancı reaksiyon gecikmesi, yabancı bir firmanın ilk kez yeni ürün çeşidini üretmesi için geçen zamandır. Yurt içi reaksiyon gecikmesi, yerli üreticilerin ilgili ürünü üreterek iç pazarda tutunmalarını sağlamak ve dış pazara açılabilmeleri için gereken süreyi ifade etmektedir. Talep gecikmesi ise yerli tüketicilerin yeni ürünü öğrenip kullanmaya başlaması için geçen süreyi ifade etmektedir.

Son zamanlarda oldukça popüler olan bir diğer yenilikçi teori de ölçek ekonomileri modelidir. Bu teori, uluslararası ticaretin gerçekleşmesinin bir diğer önemli nedeni olarak üretimde ölçek ekonomilerinin (ölçeğe artan getiri olarak da adlandırılır) varlığına dikkat çeker. Ölçek ekonomileri, daha büyük ölçekte (daha fazla çıktı) üretimin daha düşük bir maliyetle (yani ekonomiler veya tasarruflarla) elde edilebileceği anlamına gelir. Bir endüstrideki üretim bu özelliğe sahip olduğunda, uzmanlaşma ve ticaret, tüm ticaret ülkelerine tahakkuk eden dünya üretken verimliliğinde ve refah faydalarında iyileşme sağlayabilir.

Büyük bir iç pazara sahip firma dış pazarlara da açılarak ölçek ekonomisinden faydalanabilir. Yine gelişmekte olan ülkelerdeki küçük firmalar da hem iç hem de dış pazarlara yönelerek ölçek ekonomisini yakalamak isteyecektir.

Uygulamalar

1.Türkiye’de, 2000 yılından günümüze dış ticaretin gelişimini inceleyiniz.

2.Ülkemizdeki ve dünyadaki dış ticaret hacmini araştırınız

3.Ödemeler bilançosu içerisinde dış ticaretin önemini belirtiniz.

4.Dış ticaret dengesi ile cari denge arasındaki bağıntıyı irdeleyiniz.

Uygulama Soruları

1.Dış ticaretin gelişimini açıklayan klasik ve modern teorileri belirtiniz.

2.İthalat, ihracat ve dış ticaret kavramlarını açıklayınız.

3.Döviz ve efektif döviz kavramları arasındaki farkı belirtiniz.

4.Dünyada dış ticaretin gelişimini kısaca özetleyiniz.

Bölüm Özeti

Bu bölümde ticaret, dış ticaret ve iç ticaretin tanımları yapılmıştır. Ayrıca dış ticarette kullanılan önemli bazı terimlere (ihracat, ithalat, döviz, kambiyo, gümrük, serbest bölge) yer verilmiştir. Dış ticaretin dünya tarihinde gelişimi kısaca özetlenmiştir. Ayrıca, dış ticaretin gelişimini açıklayan klasik ve modern teoriler ayrıntılı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.

2. DIŞ TİCARETE KONU OLAN SÖZLEŞMELER

Giriş

Dış bir pazara nasıl girileceğinin belirlenmesi, dış ticaretle uğraşan bir firma için alınması gereken en önemli kararlardan birisidir. Giriş şekli seçilirken, ihracatçı dış pazadaki talep düzeyini, tarifeleri, nakliyenin nasıl gerçekleştirileceğini, marka bilincini ve rekabet avantajının iç pazardakilere benzeyip benzemediğini göz önünde bulundurmalıdır.

Dış ticarette karşıdaki firma hakkında genelde çok fazla bilgi sahibi değilizdir. Karşı firma hakkında doğru bilgi ve istihbarat sağlamak iç piyasadaki kadar kolay değildir. Dış ticarette alıcı ve satıcının dillerinin farklı olması, ortak br ticari kültür ve anlayışta olmamaları, farklı para birimlerine ve ticari kanunlara bağlı olmaları kaçınılmazdır.

Bundan dolayı bir dış ticaret işlemi gerçekleşirken, gerekli tüm sözleşmeler, belgeler doğru ve eksiksiz bir biçimde hazırlanmalıdır.

Yazılı bir sözleşme, dış ticaret işlemlerin “temelyasası” niteliğindedir ve sadece işlemden önce ve işlem esnasında tarafların kendi pozisyonlarını sağlıklı biçimde tespit etmelerine imkan vermekle kalmayıp, dış ticaret işlemlerinden sonra (ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlıkların çözümünde) “kanıt “teşkil eden bir belge özelliğide taşırlar.

Ayrıca bu sözleşmeler ve belgeler satılan malların taşınması, ithalat ve ihracat aşamalarında gümrük işlemlerinin gerçekleşmesinde ve yasal süreçlerin gerçekleşmesinde de büyük önem arz eder.

Dış ticarette, her ne kadar asıl olan mal-alım satım sözleşmesi olsa da, bu sözleşme bir dış ticaret işleminin gerçekleşebilmesi için yeterli değildir.

Dış ticaret işlemlerinde mal-alım satım sözleşmesinin yanı sıra, malın taşınması, sigortalanması, finansman ihtiyacı ya da finans kuruluşlarına (banka vb.) verilmek üzere düzenlenen sözleşmelere de ihtiyaç duyulmaktadır.

Bir ihracat veya ithalat işleminin başlatılması için öncelikle her iki tarafın (alıcı ve satıcı) hususlarda anlaşması gerektirir. Bu anlaşma genellikle satıcı ve alıcı arasındaki masrafları ve riskleri belirlemeyi amaçlayan bir satış sözleşmesi ile şekillenir.

Bu sözleşmenin hazırlanması büyük öneme sahiptir; çünkü, ticareti ve değişimi kolaylaştırır ve özellikle taraflar arasında daha sonradan çıkabilecek anlaşmazlıkları önler. Uluslararası satış sözleşmeleri, uluslararası ticareti ve değişimi uyumlulaştırma ve kolaylaştırmaya yönelik farklı kurallara tabidir.

Şunu unutmamak gerekir ki uluslararası satışlar yerel satışlardan farklıdır. Uluslararası ticaret Birleşmiş Milletler Uluslararası Mal Satış Sözleşmesine (CISG) tabidir. Uluslararası satışlar, farklı gelenek ve geçmişlerden gelen alıcılar ve satıcılar arasında gerçekleşir. Bunun yanı sıra uluslararası ticarette taraflar, iki veya daha fazla farklı ülkenin yasa ve yönetmeliklerine tabi kalabilirler.

Bu farklılıklar nedeniyle, uluslararası satışlar genellikle yurt içi satışlardan daha karmaşıktır ve daha fazla sorunu içinde barındırır. Yazılı bir satış sözleşmesi olmadan ve her işlemi gereği gibi yapmamak şirketinizi aklınıza gelmeyecek birçok riskle karşı karşıya bırakabilir.

Bu bölümde dış ticaret işlemlerinde gerçekleştirilen sözleşmeler ve kullanılan belgelere yer verilecektir.

2.1. Dış Ticarete Konu Olan Sözleşmeler

Bir dış ticaret işleminin gerçekleşmesi her ne kadar temelde bir satış (mal alım-satım) sözleşmesine dayansa da aslında bu sözleşme tek başına yeterli olmayacaktır. Temel bir dış ticaret işlemi satış sözleşmesinin yanı sıra, taşıma, sigorta, finansman, yetkili kurum ve finans kuruluşları ile yapılması gereken birçok sözleşmeyi de beraberinde gerektirir.

Bu bölümde dış ticarete konu olan belli başlı sözleşmeler ele alınacaktır.

Alım-satım (Satış) Sözleşmesi:

Satış sözleşmesi olarak da adlandırılan Alım-Satım Sözleşmesi, alıcı ve satıcı arasında ticaretin nasıl yapılacağına ilişkin konuların usul ve esaslarının maddeler halinde belirtildiği bir sözleşmedir.

Taraflar arasında ticarete konu olan malın, alım-satım koşullarını belirlemek amacıyla düzenlenir. Standart bir formu olmamasına karşın, temel ilkesi ülkedeki mevzuatlara uygun olarak yazılı bir şekilde yapılmasıdır.

İki tarafın da mutabık kaldığı maddeler sözleşmeye aktarılır. Sözleşme şartlarını ihlal eden taraflara uygulanacak cezalar da bu sözleşmelerde yer almalıdır.

Alım-Satım Sözleşmelerinde genelde şu hususlar dikkate alınır:

Satışa konu olan malın cinsi, tanımı ve miktarı

Malın Fiyatı

Diğer masraflar (navlun, sigorta, yükleme-boşaltma, finansman, bankacılık ücretleri ve diğer giderler)

Malın teslim şekli, yeri ve zamanı

Ödemenin şekli (mal bedeli nasıl ödenecek), ödeme yeri ve ödeme zamanı.

Düzenlenecek belgeler (fatura, konşimento vb.)

Anlaşmazlık durumunda uygulanacak hususlardır (dostane çözüm, uzlaşma, tahkim vb.).

Sözleşmede yer alması gereken önemli hususlardan birisi de sözleşme maddelerinin ihlali, ya da taraflar arasında uzlaşmazlık olduğu durumlarda, hangi ülkenin yasalarının geçerli olacağı ve hangi mahkemenin davalarda yetkili olacağı sözleşmede açık ve net bir şekilde belirtilmelidir.

Satış Sözleşmelerinde teslim şekli belirtilirken, Incoterms’e (yıl) açık bir şekilde atıfta bulunulmalıdır.

Örneğin; CIF İstanbul şeklinde değil, CIF İstanbul Incoterms 2010 olarak belirtilmelidir.

Tarafların isimleri, önsözde ve sözleşmenin son bölümünde açık şekilde belirtilir. Tam şirket adı, kimlik numarası, kayıt adresi, sözleşmeyi imzalayanın adı ve şirketteki konumu dahil olmak üzere tarafların her türlü ayrıntılı bilgiyi vermesi gerekmektedir.

Ayrıca, durumu (şirket aktif olup olmadığı), şirket temsilcisinin belgeyi imzalama yetkileri de dahil olmak üzere, şirket hakkındaki mevcut bilgileri kontrol ederek karşı taraf için kısa bir özen göstermeniz gerekecektir.

Şunu unutmamalıyız ki; yeni bir iş ortağıyla ilk defa bir iş yapıyorsanız ve riskli uluslararası işlem biçimlerini seçerseniz, karşı tarafın doğrulaması ve karşı taraf hakkında bilgi edinmeniz çok önemlidir.

Satış sözleşmesinde dikkat etmemiz gereken bir diğer husus da sözleşmenin konusunun açık bir şekilde yazılmasıdır. Bu bölümde ayrıca malların miktarı ve hacmi gibi bileşenleri de detaylı bir şekilde belirtilmelidir. Bu özellikler, satıcının hangi ürünü tam olarak nasıl teslim edeceğini belirleyecek şekilde tanımlanmalıdır.

Satış sözleşmesi ödeme şartlarını da kapsamlı bir şekilde barındırmalıdır. Ödeme şartları, belki de uluslararası bir sözleşmenin en önemli unsurlarından biridir. Bu bölüm, tutar, şartlar ve ödeme şekli gibi öğeleri içerir.

Malların kalitesi alıcı için önemli bir konudur. Malların kalitesine ilişkin uluslararası satış sözleşmesi özelliklerini tanımlayarak satıcı kendisini koruyabilir. Bu özellikle tarım ürünleri için önemlidir. Ürünler için mevcut kalite standartlarına uygunluğu sözleşmede belirtmek işleri bu açıdan kolaylaştıracaktır. Belirli sertifikaları sağlama gereksinimini sözleşmede belirterek bu riskten bir nebze olsa da kaçınabiliriz. Bir anlaşmazlık durumunda malları inceleme, numune alma ve kaliteyi belirleme koşullarını da satış sözleşmesinde yazmak daha sonradan doğacak anlaşmazlıkları ortadan kaldıracaktır.

Satışa sözleşmelerinde yer alabilecek diğer hususlar ise şu şekildedir:

-Dış ticaret sözleşmesinin feshi prosedürü;

-Mücbir sebep;

-Sözleşmenin yerine getirilmemesi veya uygun olmayan şekilde yerine getirilmesi için yaptırımlar;

-Sigorta vb.

Bunların haricinde satış sözleşmelerinde gerekli diğer belgeler ve ilgili belgeleri kimin hazırlayacağına da açıkça yer verilmelidir.

Uluslararası ticarette kullanılan belgeler 4 ana gruba ayrılabilir.

-İhracat ve ardından gelen ithalat işlemleri için gereken belgeler.

-Malın ithalatçı tarafından teslim alınması için gereken belgeler.

-Ödeme ile ilgili belgeler.

-Malın cinsine ve satış koşullarına bağlı olarak gerekebilecek özel belgeler. (Örneğin bazı mühendislik ürünleri için montaj, tamir ve bakım ile ilgili belgeler gerekebilir.)

Genel ihracat belgeleri arasında döviz alım belgesi, ticari fatura ve diğer faturalar, konşimento ya da havayolu konşimentosu, sigorta poliçesi ve akreditif yer almaktadır. Bu belgeler bir sonraki bölümde detaylı olarak ele alınacaktır.

Taşıma Sözleşmeleri

Taşıma Sözleşmeleri, satıcı ya da alıcı ile taşıma şirketi arasında, taşınacak malın taşıma koşullarını düzenlemek amacıyla gerçekleştirilen sözleşmelerdir.

Alım-satım sözleşmesinde belirtildiği şekilde malın sevkiyatından sorumlu olan taraf (alıcı ya da satıcı), malın taşınmasıyla ilgili olarak bir taşıma şirketi ile anlaşıp, taşıma koşullarını birlikte belirlerler. Eğer önceden anlaşılmış bir taşıma şirketi yoksa, sevkiyattan sorumlu olan taraf bu koşulları belirler ve her iki taraf sözleşmeyi imzalar.

Taşıma modu (kara yolu, hava yolu, denizyolu, tren, multi modal ya da intermodal) belirtilirken aynı zamanda şu hususlara da dikkat edilmelidir:

-Malın göndericisinin ve alıcısının açık adı, unvanı ve adresi

-Taşınacak malın, adı (türü, cinsi de belirtilmelidir.) miktarı ve ambalajlanma şekli

-Taşınacak araca göre, araç bilgileri (plaka, uçuş numarası, sefer sayısı vb.)

-Navlun tutarının ödenmesine ilişkin maddeler

-Sözleşmenin yapıldığı tarih ve imzalar

-Taşımanın başlayacağı ve hedef (nihai) varış noktaları

Taşıma sözleşmeleri Incoterms kuralları çerçevesinde taraflar arasında yapılan ve nakliyecinin malı ücret karşılığında bir yerden başka bir yere taşımayı üstlendiği sözleşmelerdir.

Sigorta Sözleşmeleri

Sigorta sözleşmeleri, satıcı ya da alıcı ile bir sigorta şirketi arasında düzenlenen ve taşınılan malın karşılaşabileceği risklerin teminatına ilişkin imzalanan bir sözleşmedir.

Sigorta sözleşmesi, CIF ve CIP teslim şekillerinde zorunludur ve satıcı ile sigorta şirketi arasında imzalanır.

CIF ve CIP teslim şekillerinde sözleşmede belirtilen esaslara göre malın sigortasını yaptırmak ve düzenlenen sigorta poliçesini alıcıya (bazı durumlarda ise alıcının bankasına) göndermek satıcının sorumluluğundadır.

CIF ve CIP teslim şekillerinde sigorta yükümlülüğünün satıcıda olması, riskin varış ülkesine kadar satıcıda olduğu anlamına gelmez. D Grubu teslim şekillerinde risk varış ülkesine kadar satıcıdadır.

Her ne kadar D Grubu teslim şekillerinde risk varış ülkesine (teslim noktasına) kadar satıcıda olsa da Incoterms 2020 taraflara sigorta zorunluluğu getirmemektedir. Eğer taraflar anlaşırsa, tüm risk satıcıda olduğu için, satıcı sigortayı yaptırır ve primleri öder. Bazen de alıcı adına bu sözleşmeyi yapıp fiyatını karşı tarafa yansıtabilir.

Diğer ödeme şekillerinde ise sigorta sözleşmesi, alıcı ile sigorta şirketi arasında; bazı özel durumlarda ise alıcının bankası ile sigorta şirketi arasında imzalanabilir.

Finansal Sözleşmeler

Finansal sözleşmeler, finansman ihtiyacı duyan alıcı ve/veya satıcı ile finansman kurumu (banka vb.) arasında imzalanan sözleşmelerdir.

Vadeli işlem şeklinde gerçekleşen dış ticaret işlemleri çeşitli finansal sözleşmelerin imzalanmasını gerektirebilir. Spot işlemlerde de bazen tarafların (alıcı ve/veya satıcı) satış öncesi finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla da kredi sözleşmeleri imzalanabilir.

Sözleşme şartları, ticaretin şekline ve şartlara göre değişebileceği gibi serbestçe taraflarca da belirlenebilir.

Nakit kredilerde, finansmanı sağlayan kuruluş genelde krediyi kullanacak taraftan (teminat mektubu, ipotek vb.) bir teminat talep edebilir.

Finansal sözleşmeler şu şekilde gerçekleşebilir:

-İthalatçı (alıcı) ile Finansal kuruluşu arasında Nakit ya da Gayri Nakit Kredi Sözleşmeleri,

-İhracatçı (satıcı) ile Finansman kuruluşu arasında imzalanan sözleşmeler,

-İthalatçının (alıcının) ihracatçıya (satıcıya) açmış olduğu kredilerde taraflar arasında imzalanan sözleşmeler,

-İhracatçı (satıcı) firmanın yurt dışından sağladığı kredilerde, yurt dışı finans kurumu ile satıcı arasında imzalanan sözleşmeler,

-İhracatçı (satıcı) firma ile Faktöring Şirketi arasında imzalanan sözleşmeler,

-İthalatçı (alıcının) firma ile Finansal Kiralama Şirketi arasında imzalan sözleşmeler,

-İhracatçı (satıcı) firma ile Forfaiting Şirketi arasında imzalanan sözleşmeler.

İhracat Kredi Sigortası

İhracat Kredi Sigortası Sözleşmesi, ihracat işlemlerinde, ihracat yapılmadan önce satış yapılan ülkedeki herhangi bir riskten ötürü (ülke riski, politik risk, sistemik risk, ticari risk, karşı taraf riski vb.) mal bedelinin tahsil edilememesine ilişkin risklerin güvence altına alınması amacıyla yapılan sözleşmelerdir.

İhracat kredi sigortası ile ihracatçının bir yıl içerisinde yapacağı tüm ihracat işlemleri (bir yıl vadeli tüm mal sevkiyatları) sigorta kapsamına alınır.

İhracatçı tek bir sigorta ile (farklı birden çok sigorta sözleşmelerine ihtiyaç duyulmadan) yıllık ihracatını güvence altına alarak büyük ölçüde bir kolaylık sağlar.

Sigorta kuruluşunun gerekli belge ve lisanslara sahip olması ve tanınmış, tecrübeli bir firma olmasına dikkat edilmelidir.

Poliçede ve sigorta priminin belirlenmesinde şu faktörler önemli rol oynar:

-Alıcı ülkenin riski,

-Alıcının ve satıcının riski,

-Ödeme şekli,

-Satışın vadesi,

-Ürünün türü,

-Tarafların içinde bulundukları sektör,

-Talep edilen limit,

-vb. diğer hususlar.

Sigorta bedelinin bir kısmı, sigorta şirketi tarafından peşin olarak tahsis edilirken kalan kısmı ihracatçının kredi derecesine (notuna) göre taksitlendirilebilir.

Teyit Sözleşmesi:

Teyit Sözleşmesi, teyitli olarak (alıcının talimatı ile) açılan ihracat akreditiflerinde, satıcı tarafın bankası ile akreditifi açan bankanın imzaladığı sözleşmedir.

Akreditifi açan bankaya ait olan ödeme yükümlüğünü, akreditife teyidini ilave den bankanın üstlenmesini içerir.

Teyit sözleşmesi süreci şu şekilde ilerler:

1. Öncelikle akreditif açılır

2. Akreditife teyit şartı açık bir şekilde eklenir

3. Satıcı bankası teyit vermeye hazır olduğunu bildirir

4. Satıcı bankasının akreditife teyit vermesi gerçekleşir

5. Akreditifi açan bankaya teyit verecek olan banka tarafından kredinin açılması gerçekleşir.

Teyit verilmeden önce akreditifte dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

-Akreditifte teyit şartının bulunması,

-Akreditifin, teyit verecek bankanın kullanabileceği bir akreditif olması,

-UCP (Uniform Customs and Practice) -600’e aykırı bir hususun olmaması,

-Borcu geri ödemekle yükümlü olan bankanın (Rambursman) şartlarının teyit vermeye uygun olması

-Teyit verecek olan banka, teyit sözleşmesini hazırlayarak satıcıya gönderecektir.

Forward Sözleşme:

Kur riskine (döviz kurunda meydana gelebilecek değişikliklere) karşı ihracatçı ya da ithalatçı firmanın finans kuruluşları (banka) ile yaptığı sözleşmeleridir. Forward (vadeli) sözleşmeler, ileri tarihli sözleşmelerdir.

Forward sözleşme, belirli bir varlığın (emtia, döviz, menkul kıymet, altın vb.) önceden belirlenmiş bir fiyat ve miktar üzerinden gelecekteki bir tarihte alımı veya satımını zorunlu kılan sözleşmelerdir.

Forward sözleşmeyi satan taraf, sözleşmeye söz konusu olan varlığı (dayanak varlık) sözleşmede belirtilen miktar ve fiyattan, gelecekte belirli bir tarihte satmayı taahhüt eder. Alıcı ise söz konusu varlığı yine aynı koşullarda ileriki bir tarihte satın almayı taahhüt eder.

Kur riskine karşı korunmak isteyen taraf, bir finans kuruluşu ile forward sözleşmesi yaparak, kur dalgalanmalarına karşı kendisini koruyabilir.

Vesaikin Bankalara Teslimine İlişkin Sözleşmeler

Vesaik Mukabili işlemleri iki ana başlık altında inceleyebiliriz.

1 Görüldüğünde Ödemeli Vesaik Mukabili

2 Kabul Kredili Vesaik Mukabili

Vesaik mukabili işlemlerde bankaların yükümlülüğü; talimatlara uygun olarak belgelerin tahsile gönderilmesi, teslim edilmesi ve tahsil edilen bedeli yine talimata uygun olarak ilgili yerlere intikal ettirilmesinden ibarettir.

İhracatçı firma ihracatı gerçekleştirdikten sonra ilgili vesaiki hazırladığında bankası aracılığıyla yurt dışındaki bankaya gönderir. Bu noktada bankasıyla bir sözleşme yapar. Bu, vesaikin bankalara teslimine ilişkin bir sözleşmedir.

Diğer taraftan, ithalat işlemi ile akreditif açılması öngörülüyor ise, akreditif açılma talimatının ithalatçı tarafından bankasına verilmesi de bu tür sözleşme gerektirir.

2.2. Dış Ticarette Kullanılan Belgeler

Bir dış ticaret işlemini gerçekleştirebilmek için birçok belgeye ihtiyaç duyulur. Bu belgeler ülkeden ülkeye ve üründen ürüne farklılık göstermekle birlikte son zamanlarda kullanılan bu belgeleri standartlaştırmaya yönelik çalışmaların arttığı gözlemlenmektedir.

Dış ticarete ilişkin bu belgeleri doldururken yapılan hatalar, taraflara hem maddi hem de zaman açısından büyük kayıplara yol açabilmektedir.

Dış ticaret işlemlerindeki tarafların uğradığı kayıpların önlenebilmesi ve işlemlerin sağlıklı/güvenli bir şekilde gerçekleşebilmesi için, dış ticarette kullanılan uluslararası belgelerin hatasız düzenlenebilmesinde gerekli önemin verilmesi sağlanmalıdır.

Dış ticarette kullanılan belgeleri şu şekilde sınıflandırabiliriz:

-Taşıma Belgeleri

-Faturalar

-Finansal Belgeler

-Sigorta Belgeleri

-Resmi Belgeler

-Diğer Belgeler

Kitabımızın bu bölümünde dış ticarette sıkça kullanılan belgelere yer verilecektir.

2.2.1. Taşıma Belgeleri

Taşıma belgeleri veya diğer bilinen ismiyle konşimento; malın taşınmasına ilişkin belgeleri temsil eder.

Konşimento, genellikle satıcı ya da bazı zamanlarda alıcı ile malları belli bir noktadan diğerine taşıyacak olan taşıyıcı arasında yapılan sözleşmedir.

Genellikle standart formatlara sahip olan taşıma belgesi taşıyıcı veya nakliye aracısı tarafından taşımayı yaptıracak tarafa (satıcı/alıcı) gerekli detaylar sorularak hazırlanır.

Bu noktada, taşımayı yaptıracak tarafa (satıcı/alıcı) hangi tür taşıma modu ile mallarını taşıtmak istediği, malların değeri, ağırlığı, hacmi ve evraklar için gerekli diğer detaylar ve herhangi bir aksaklık durumunda ödemeyi kimin yapacağı gibi hususlarda danışılarak gerekli bilgiler elde edilir.

Daha önce de bahsettiğimiz üzere, bir taşıma sözleşmesi, malların taşıyıcı firma tarafından teslim alındığını gösteren bir makbuz olup, bazı şartlar altında kıymetli evrak niteliğindedir.

Taşıma belgelerinin tümü makbuz özelliğinde olmakla beraber, bu belgelerin bazıları sözleşme veya kıymetli evrak niteliği taşımaktadır. UCP 600 (Akreditiflere İlişkin Usuller ve Uygulama Kurallar)’ün, 19. Maddeden, 28. Maddeye kadar olan bölümü konşimento ile ilgilidir.

•Deniz Konşimentosu:

•Deniz taşımacılığında kullanılır

•Kıymetli evrak niteliğindedir.

•Ciro yoluyla devredilebilir.

•Emre düzenlenir

•Hava Konşimentosu:

•Hava taşımacılığında kullanılır

•Kıymetli evrak niteliğinde olmadığından isme (nama) düzenlenir

•Ciro yoluyla devredilemez

•Nakliyeci Makbuzu:

•Kara taşımacılığında kullanılır

•Kıymetli evrak niteliğinde olmadığından isme (nama) düzenlenir

•Ciro yoluyla devredilemez

•Hamule Senedi:

•Demiryolu taşımacılığında kullanılır

•Kıymetli evrak niteliğinde olmadığından isme (nama) düzenlenir

•Ciro yoluyla devredilemez

•Posta veya Kurye Makbuzları:

•Posta ve kurye şirketleri ile yapılan taşımalarda kullanılır

•Kıymetli evrak niteliğinde olmadığından isme (nama) düzenlenir

•Ciro yoluyla devredilemez

2.2.2. Faturalar

Faturalar, bütün ticaret türlerinde olduğu üzere dış ticaretin de en temel belgesidir. Malın siparişine ve satışına ilişkin olarak satıcı tarafından, alıcı adına düzenlenen ticari bir belgedir.

Fatura temelde satılan malın niteliğini, ölçüsü ile birim satış fiyatını ve toplam bedelini gösteren bir belgedir. Dış ticarete söz konu olan faturalar hazırlanırken, mümkün olduğunca kapsamlı olmasına, bilgilerin açıkça belirtilmesine ve kısıtlı düzeyde yabancı dil bilgisi olan birisinin dahi anlayabileceği düzeyde anlaşılır ve basit olmasına dikkat edilmelidir.

Akreditifli işlemlerde ‘’devredilebilir-transferable’’ akreditifler hariç olmak üzere mutlaka satıcı tarafından düzenlenmesi gerektiği UCP-600’de (Akreditiflere İlişkin Usuller ve Uygulama Kurallar) belirtilmektedir.

Proforma Fatura

Proforma fatura, ihracatçının sipariş sırasında ithalatçıya gönderdiği teklif faturasıdır. Ön fatura anlamına da gelir. Bu fatura teklif formu (offer form) yerine geçer. Genelde, ihracatçı tarafından, ithalatçıya verilen teklif veya ihracatçı ile ithalatçının anlaşması sonucunda açılacak bir Akreditife esas teşkil etmesi için sevk/yükleme öncesi hazırlanan faturadır.

Bu belge üzerinde, ihracatçı ve ithalatçının kimlik bilgileri, malın fiyatı, tanımı, miktarı, eşyanın taşınma şekli ve navlun bedeli ile teslim şekli, sigorta ve yükleme tarihi, boşaltma yeri, malların ağırlıkları ile ambalaj şekilleri, koli sayısı ve teklif edilen fiyatın hangi tarihe kadar geçerli olduğu belirtilir.

Alıcının teklifi kabul etmesi halinde proforma üzerindeki bilgiler ticari faturaya aktarılır.

Proforma faturanın hukuki ve ticari herhangi bir değeri yoktur.

Ticari Fatura

Ticari fatura, mallar ihracata hazır hale geldikten sonra düzenlenecek ilk belgedir, makbuz özelliğine sahip kıymetli bir evrak niteliği taşır.

Başka bir ifade ile, ticari fatura; proforma faturaya, siparişe veya alım satım sözleşmesine istinaden ihracatçı tarafından düzenlenen, malın cinsini, miktarını, birim fiyatını ve toplam tutarını içeren ve satışın yapılmış olduğunu gösteren kıymetli evrak özelliğine sahip bir belgedir.

Ticari faturalar, diğer vesaik için de esas teşkil eder.

Örneğin; konşimento, ihracat beyannamesi, sigorta poliçesi, menşe şahadetnamesi ve dolaşım belgesi gibi belgeler ticari fatura esas alınarak ve ticari faturadaki bilgilerle tam bir uyumluluk içerisinde hazırlanacaktır.

Ticari faturalar, UCP­600 (Akreditiflere İlişkin Usuller ve Uygulama Kurallar)’ün 18.Maddesi ve 38. maddesi ile düzenlenmiştir. Ticari faturada bulunması gereken şartlar aşağıda açıklanmıştır.

Ticari fatura düzenlenirken, fatura üzerinde faturanın tarihi,mal/hizmet’in cinsi, mallarınağırlığı,ebatları,miktarı, ödeme şekli, ihracatçı-ithalatçı unvan adresleri, dış ticarete konu malın yükleme limanı, malın imal edildiği, üretildiği ülkenin ismi, menşei, yüklenen malların boşaltılacağı son varış, navlun ve sigorta tutarı, liman veya şehir ismi, malın birim fiyatı, toplam bedeli, incoterms terimleri (teslim şekilleri) yer alacaktır.

Faturada yer alan ihraç ürünlerinin değerleri ayrı ayrı gösterilmelidir. Ayrıca, faturada düzenleyenin imzası bulunması gerekir. UCP­ 600’ün 18.maddesi gereğince faturaların imza zorunluluğu olmamakla birlikte, ülkemiz yasaları gereği söz konusu belgelerin orijinal imzalı olması gerekmektedir.

Tasdikli Fatura

Tasdikli fatura, ihracatçının kendi orijinal faturasını düzenleyerek, ihraç edeceği ülke Konsolosluğuna tasdik ettirdikten sonra, ithalatçıya gönderdiği faturadır.

Burada, ihracatçı önce kendi orijinal faturasını düzenler, sonra bağlı bulunduğu meslek odasına (ticaret odasına ve/veya sanayi odasına) giderek hazırladığı Menşe Şahadetnamesini onaylatır.

Daha sonra ise ithalatçı ülkenin Konsolosluğuna orijinal faturası ile menşe Şahadetnamesini ibraz eder ve faturasını bu Konsolosluğa onaylatır. Bazı ülkeler özellikle bu faturayı talep ederler.

Navlun Faturası

CIF, CFR satışlarda navlun bedeli satıcı tarafından ödenir. Navlun bedeli satış fiyatı üzerine dahil edilebileceği gibi daha sonradan ayrı olarak da faturalandırılabilir.

Navlun bedelinin ayrı faturalandırılması söz konu olduğunda ihracatçı genellikle taşımacılığı yapan firmadan navlun faturası adı verilen bir belge alır. Düzenlenen konşimentoya ‘navlun ödenmiştir’ ibaresini eklemek için veya konşimentoya bu şerhin yazılması için kesilen ve konşimentoya eklenmesi zorunlu olan faturadır.

Sadece navlun ödenmiştir ibaresi taşıyan bir konşimento düzenlendiğinde diğer yükleme belgeleri üzerinde de “navlun ödenmiştir” ibaresinin yazılı olması gerekir.

Navlunun ödendiğine dair hiçbir ibare taşımayan konşimento düzenlendiği ve fakat navlunun ihracatçı tarafından ödendiği durumlarda, navlun faturası konşimentoya mutlaka eklenmelidir.

Navlun faturasının, tıpkı yükleme belgeleri gibi ithalatçıya gönderilmesi gerekir.

Geçici Fatura

Bazı malların taşınması sırasında, malın yüklenmesi sırasında satış faturası düzenlenemez. Bunun yerine geçici fatura düzenlenir.

Kısaca geçici faturayı; ‘’sevkiyat sırasında malların miktar değeri belli olmadığı hallerde düzenlenen faturadır’’ şeklinde tanımlayabiliriz.

Taşıma sırasında düzenlenen bu faturaya, geçici veya muvakkat fatura denir.

2.2.3. Finansal Belgeler

Dış ticaret işlemlerinde birçok finansal belgenin hazırlanılması ve sunulması gerekebilir. Bu finansal belgelerden en önemlilerine aşağıda yer verilecektir.

Kambiyo Senedi

Kambiyo Senedi (Bill of Exchange), ihracatçı (satıcı) tarafından hazırlanan ve imzalanan, ithalatçının (alıcının) ödediği veya gelecekte belli bir sürede ödemeyi taahhüt ettiği miktarı (ihraç ettiği malın değeri kadar bedeli) ihracatçıya ödeyeceğini gösteren bir belgedir. Kambiyo senedi olarak poliçe, bono ve çek kullanılmakta olup, dış ticarette ağırlıklı olarak poliçe tercih edilmektedir.

Kambiyo senedi, dış ticarette akreditif mektubunun ekinde kullanılır. Akreditif mektubu kambiyo senedinin kabul edilip ödenmesini sağlar.

Poliçe

Dış ticarette satıcı, mallarını teslim ederken alacağını garanti altına almak, alıcı ise sözleşmede belirtilen nitelikte malın yüklenmesinden sonra sözleşmeden doğan borçlarını yüklenmek ister. İşte bu noktada devreye poliçe girer.

Poliçe en basit tanımıyla; alacaklı tarafından borçlu üzerine çekilen bir ödeme emridir. Bu ödeme emri belirli bir meblağın, belirlenen tarihte borçlu tarafından poliçe lehtarına kayıtsız ödenmesini içerir.

Poliçeler kıymetli evraktır ve ciro ile el değiştirebilir. Borçlusu tarafından kabul edilmeme ya da ödenmeme durumlarında protesto yolu ile yasal takibata uğrarlar.

Poliçede üç taraf vardır:

Keşideci (drawer): Poliçeyi düzenleyen alacaklı taraf

Muhatap (drawee): Üzerine poliçe düzenlenen borçlu taraf

Lehtar (beneficiary): Poliçenin üzerinde belirtilen meblağın ödeneceği taraf

Poliçeler, borçlu tarafından kabul edilip imzalandıktan sonra kıymetli evrak niteliği kazanır. Borçlu tarafından kabul edilmeyen poliçenin herhangi bir geçerliliği yoktur.

Poliçeler; Kabul Kredili Akreditifler ve Kabul Kredili Vesaik Mukabili ödemelerde, işlemin bir parçası olarak kullanılırlar ve bankalar tarafından ıskonto edilebildiklerinden aynı zamanda birer finansman aracıdır.

Özellikle vadeli satışlarda, satıcının ödenmeme riskini minimize etmek için kullanılan en önemli finansal belgelerden birisidir. Vadeli satışlarda ithalatçının vade süresince finansmanını sağlarken, ihracatçıya da poliçeyi ıskonto ederek alacağını vadeden önce tahsil etme imkânı sağlar.

Poliçenin geçerli olabilmesi için eksiksiz olarak bulunması gereken şekil şartları şunlardır:

-Poliçe kelimesinin (Draft, Bill of Exchange veya hangi dilde düzenlenmiş ise o dilde “poliçe” kelimesinin karşılığı) sözleşmede yer alması

-Emrine ödeme yapılacak tarafın (lehtar) adı, soyadı veya ticari unvanı

-Ödeyecek olan tarafın (muhatap) adı, soyadı veya ticari unvanı

-Ödeme yeri ve ödemenin vadesi

-Ödeme tutarı ve ödemenin yapılacağı döviz cinsi

-Lehtarın imzası

-Düzenlenme yeri, düzenlenme tarihi, düzenleyicinin imzası

-Kayıtsız ve şartsız bir ödeme taahhüdü içermesi

Aval

Aval bir nevi kefalet senedidir. Bir poliçenin borçlu tarafından vadesinde ödenmemesi riskine karşı bir güvence olmak üzere; alacaklının, bir bankanın ödeme teminatı vermesini istediği durumlarda, bankanın poliçe üzerinden verdiği teminattır.

Aval; poliçenin teminat olma niteliğini arttırır ve güçlendirir.

Aval veren taraf, poliçe bedelinin ödenmesini garanti eder, bu nedenle poliçenin dolaşımını kolaylaştırır.

Poliçe borçlu tarafından ödenmezse, poliçeye aval veren banka poliçe tutarını alacaklı tarafa ödeme yükümlülüğü altına girer. Bankaların poliçeye aval vermeleri için, poliçe borçlusunun kredili ve kredibilitesi yüksek bir müşteri olması gereklidir.

Bono

Bono ise, ithalatçının borcunu vadesinde ödeyeceğini taahhüt etmek üzere, ithalatçı (borçlu) tarafından düzenlenen finansal bir belgedir.

Bononun geçerli olabilmesi için gerekli şekil şartları:

-Bono/senet kelimesinin (Promissory Note veya hangi dilde düzenlenmiş ise o dilde poliçe kelimesinin karşılığı) senet üzerinde yazması

-Kayıtsız ve şartsız bir ödeme taahhüdü içermesi

-Emrine ödeme yapılacak tarafın (lehtar) adı, soyadı veya ticari unvanı

-Düzenlenme tarihi

-Düzenlenme yeri

Vadesinde hamili tarafından genellikle bankalar aracılığıyla borçlusuna ödeme için ibraz edilir. Kıymetli bir evraktır ve ciro edilebilir. Dış ticarette kullanımı poliçe kadar yaygın değildir.

Rehin Senedi

Vesaik mukabili ya da akreditifli ödemelerde, ithalatçı firma malı çekebilmek için, bankasından ödeme karşılığı alacağı vesaike ihtiyaç duyacaktır. Eğer söz konusu firma yeterli finansman gücüne sahip değilse bankaya bir rehin senedi verebilir.

Banka bu durumda, teminat olarak, ithal edilecek malların veya malların üzerindeki hakkın veya malların satışından elde edilecek gelirin kendisine rehin olarak devredilmesini isteyebilir. Bankanın bu durumda ithalatçının kendisine kredi borcunu ödeyene kadar geçerli olacak şekilde ithalatçıdan aldığı senede Rehin Senedi denir.

Teslim Emri

Bir dış ticaret işleminde malı satın almaya karar veren ithalatçı, bunun bedelini bankaya ödeyecektir. Bu duruma istinaden, bankanın emrinde hazır bulunan malın tamamının veya bir kısmının alıcıya teslim edilmesi için, bankanın, antrepo görevlisine ulaştırılmak üzere verdiği ve malın alıcıya teslim edilmesi yönündeki talimatına Teslim Emri denir. Alıcı, bu belgeyi ibraz ederek malı antrepodan çekebilir.

Yukarıda bahsedilen finansal belgelerin haricinde dövize dayalı gerçekleşen dış ticaret işlemlerinde döviz alım ve satım belgesi de kullanılmaktadır.

Döviz Alım Belgesi (DAB): İhracat bedellerinin ve ihracatçının bankası tarafından talep edilen banka komisyonlarının alışı yapılırken düzenlenen belgeye denir.

Döviz Satım Belgesi (DSB): Dışarıya ödenen ithalat bedelleri, aracı komisyoncunun komisyonları, yurt içindeki bankanın yurt dışındaki muhabir şubelerinin talep ettiği komisyonlar vb. için düzenlenen belgeye denir.

2.2.4. Sigorta Belgeleri

Sigorta belgelerinin düzenlenmesindeki amaç; malların yüklendiği nokta ile teslim edildiği nokta arasındaki, malın herhangi bir risk nedeniyle zarara uğrama riskine karşı sigorta ettirilmesidir. Sigorta belgeleri, malın istenilen riskler kapsamında sigorta edildiğini kanıtlar.

Sigorta belgelerinin en yaygın kullanılanı ‘Sigorta Poliçesi’dir. Bu belge, sigorta ettiren ile sigorta eden (sigorta şirketi) arasında yapılan bir sözleşme olup tarafların hak ve sorumluluklarını gösterir.

Sigortadan yararlanacak olan kişinin adına, emrine ya da hamiline düzenlenebilir. Sigorta kapsamındaki haklar ciro yolu ile başkasına devredilebilir.

Sigorta işlemlerinin zorunluluğu CIF veya CIP teslim şekline göre yapılan ihracatta söz konusu olmaktadır.

Sigorta, ithalatçının verdiği bilgiler ve talimat doğrultusunda ve ithalatçı hesabına, ihracatçı tarafından yaptırılmaktadır. Bu sigorta sözleşmesi, malın satıcı tarafından alıcıya sevki sürecindeki taşıma risklerini kapsamaktadır.

Sigortacılıkta düzenlenen belge türleri şunlardır:

-Sigorta Poliçesi

-Sigorta Mektubu

-Sigorta Sertifikası

-Flotan Sigorta

2.2.5. Diğer Belgeler

Gümrük Beyannamesi:

İhracatta gümrük mevzuatı uyarınca doldurularak ilgili ihracatçı birliği tarafından onaylanmasından sonra gümrük idaresine sunulan belgedir. Gümrük Birliği’ne girildikten sonra mevzuatın ve belgelerin uyumlaştırılması çerçevesinde “Tek Tip Gümrük Beyannamesi” kullanımı getirilmiştir.

Dolaşım Belgeleri

Serbest dolaşım halinde bulunan malların ihracında gümrük muafiyetinden yararlanmak amacıyla ihracatçı tarafından düzenlenen belgelerdirdir.

-A.TR Belgesi

-EUR1 Belgesi

-EUR­MED

Diğer Belgeler

-Menşei İspat Belgesi (Şahadetnamesi): Menşe İspat Belgesi (Şahadetnamesi), ihraç edilecek malın menşeinin (üretildiği yeri) hangi ülkeye ait olduğunu gösteren bir belgedir. Genellikle ihracatçı tarafından ithalatçı ülkenin istediği şekilde hazırlanır. Menşe Şahadetnamesi, ihracatçı tarafından hazırlandıktan sonra ihracatçının bağlı bulunduğu ticaret odası tarafından onaylanır. Bazı durumlarda ithalatın yapılacağı ülkenin elçilik veya konsolosluğunca onaylandığı da olur.

-Koli Listesi: Koli ya da ambalaj listesi de denilmektedir. Ticari fatura kapsamı eşyanın çeşitli cins ve türde ve çeşitli ağırlıktaki kaplara konulması halinde, her kapta hangi miktarda eşya bulunduğunu göstermek amacıyla düzenlenen bir belgedir. Koli listesi satıcı veya gönderici tarafından fatura ile birlikte hazırlanabileceği gibi, beyan sahibi tarafından da hazırlanabilir.

-Çeki Listesi: Çeki listesi sevk edilen malların ağırlığını gösteren bir belgedir. Hangi taşıta ya da taşıma ünitesine ne kadar mal yüklendiğini, her birimin (paket, çuval vs.) ağırlığını içeren özellik itibariyle koli listesine benzeyen bir listedir Özellikle taşınılırken tartılması mümkün olmayan (dökme yük gibi) emtialarda yükleyenin beyanına göre düzenlenir . Hasar durumlarında sigorta tazminatının yerine getirilmesinde başvurulan önemli bir belgedir.

-Antrepo Makbuzu (Senedi): Malların saklanmak üzere antrepoya alındığını gösteren bir belgedir. Bu belge ile ithalatçı firma malın antrepoda olduğunu ispatlamış olur ve bunu teminat olarak göstererek bir bankadan kredi kullanabilir. Fakat ciro edilemez. Standart bir antrepo makbuzu üzerinde genelde; malın miktarı, cinsi, teslim alındığı tarih, teslim alınan malın hacizli olup olmadığını gösterir şerh, antreponun bulunduğu bölge ve tahsil edilecek ücret ve tutarlar yer alır.

Uygulamalar

1.Dış ticaret işlemlerinde kullanılan temel finansal belgeler nelerdir?

2.Taşıma modlarına göre dış ticarette kullanılan taşıma velgelerini sınıflandırınız.

3.Kambiyo senedi nedir? Özelliklerini kısaca belirtiniz.

Uygulama Soruları

1.Bir dış ticaret işleminde en az kaç farklı sözleşme yapılır?

2.Alım-satım sözleşmesi hangi özellikleri taşımalıdır?

3.Taşımacılıkta kullanılan belgeler ve özellikleri hakkında kısaca bilgi veriniz.

4.Dış ticaret işlemlerinde kullanılan finansal belgeler nelerdir?

5.Kambiyo senedinin taşıması gereken özellikler nelerdir?

Bölüm Özeti

Bu bölümde dış ticaret işlemleri gerçekleşirken taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşmeleri incelemiş olduk. Aynı zamanda dış ticaret işlemlerinde kullanılan en temel belgeleri ve özelliklerini sizlere tanıttık.

 

3. DIŞ TİCARETTE TESLİM ŞEKİLLERİ

Giriş

Uluslararası ticarette taraflar (satıcı ve alıcı) farklı ülkelerde bulunduğundan genellikle birbirlerini tanımamaktadır ya da çok az tanımaktadır. Farklı ülkelerde faaliyet gösteren bu firmalar arasında dış ticaret işlemi gerçekleşirken ürününün teslimi, risklerin üstlenimi ve maliyetler gibi hususlar önem arz eder.

Maliyet kalemlerinin hangilerinin alıcıya ait olacağı ve hangilerinin satıcıyı ilgilendireceği, risklerin hangi noktadan sonra satıcıdan alıya devredileceği taraflar arasındaki görüşmeler sırasında tespit edilmeli ve alım-satım (satış) sözleşmelerinin bu hususlara göre yapılması gerekmektedir.

Bir dış ticaret sözleşmesini hazırlarken uluslararası ticarette tecrübesi olan bir uzmandan ve hukuk bürosundan danışmanlık almak firmaların işlerini ve risklerini azaltacaktır.

Uluslararası Ticaret Odası (ICC), günümüzün ticari ihtiyaçlarını, teamüllerini (alışkanlık) ve yaşanan sorunları göz önünde bulundurarak alıcı ve satıcın yükümlülük, maliyet ve risklerinin sınırlarını belirlemeye çalışan ve Incoterms adı verilen birçok kavramlar tanımlamaktadır.

Bu bölümde, malların satıcıdan alıcıya ulaştırılmasında taşınma, yükleme, boşaltma, gümrük işlemlerine ilişkin sürecin yönetilmesini ve taraflar arasında maliyet ve riskin paylaşımını ele alan ICC tarafından belirlenen uluslararası teslim şekillerini belirleyen Incoterms’lere bir giriş yapılacaktır.

3.1. INCOTERMS Tanımı ve Tarihçesi

Uluslararası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce-ICC) 1919 yılında ABD’de, İngiltere, Fransa, ABD ve Belçika tarafından kurulmuştur. ICC’nin kuruluşundan sonra merkezi Paris olarak belirlenmiş ve şu anda örgüt, faaliyetlerini ana merkezi Paris olmak üzere birçok ülkedeki ofislerinden gerçekleştirmektedir.

Uluslararası ticaretin kolaylaştırılmasına çalışan ICC, dış ticaret uygulamalarını ve yasal yorumları, ortak bir kurallar ve rehber ilkeler altında toplamayı amaçlamaktadır.

ICC, uluslararası ticaret çerçevesinde meydana gelebilecek anlaşmazlıkları, uyuşmazlıkları ve hukuksal ihtilafları ortadan kaldırmak ve böylece tarafların gereksiz yere para ve zaman kaybını önlemek amacıyla, alım-satım işlemlerine bazı kurallar getirmiş ve bu düzenlemeleri ilk kez 1936’da “INCOTERMS” adıyla yürürlüğe koymuştur.

Uluslararası Ticaret Odasının Görevlerini şu şekilde özetleyebiliriz:

-Uluslararası ticari uygulamalara standartlar getirmek,

-İhracatçılara rehberlik edecek kuralları düzenlemek,

-Teslim şekillerinde genel kabul gören standartları belirlemek,

-Akreditifli ödemeye ilişkin uygulamaları saptamak,

-Vesaike dayalı ödeme şekillerinde kurallar oluşturmak,

-Anlaşma teminatı ile ilgili kuralları belirlemek,

-Taşımada kullanılan belgeleri ve uluslararası taşımacılık kurallarını belirlemek.

Yukarıda sayılan ana görevlerinin yanında ICC, bazı yan görevleri de yerine getirir.

Dış ticaret işlemlerinde, taraflar (ihracatçı-ithalatçı) arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüne yönelik olarak uluslararası tahkim kurulları oluşturmak ve ilgili kuralları belirlemek bunlardan birisidir.

Uluslararası alanda iş dünyasının sözcülüğünü yapmayı da kendine bir görev olarak atayan Kurum, serbest ve adil rekabete dayalı uluslar arası ticareti ve yatırımları arttırmayı hedefleyen faaliyetleri de bünyesinde gerçekleştirmektedir.

Incoterms, International Commercial Terms (Uluslararası Ticaret Terimleri) ifadesinin ön harflerinin kısaltmasından oluşmaktadır.

Incoterms’ler uluslararası ticarette kullanılan, evrensel olarak standartlaştırılmış sözleşme terimleridir. ICC tarafından 1936’da “INCOTERMS” adıyla yürürlüğe koyulan Uluslararası Ticaret Terimleri, 2010 yılında gözden geçirilerek yeniden kaleme alınmıştır (INCOTERMS-2010).

1953, 1967, 1976, 1980, 1990 2000 ve 2010 senelerinde yenisi yayımlanmış olan Incoterms kurallarındaki son sürümse 1 Ocak 2020’de yürürlüğe konulan Incoterms® 2020’dir.

Dış ticareti etkileyecek, tüm değişiklik yapılmış maddeler ve yeni düzenlemeleriyle birlikte Teslim Şekilleri 2020 (Incoterms® 2020) 1Ocak 2020 itibariyle uygulamaya girmiştir.

Dış Ticarette Teslim Şekilleri (Incoterms®), dış ticaretin en önemli bacağını oluşturur. Incoterms®, dış ticaretteki hukuksal boyutları çerçeveleriyle çizen bir araç olarak, bu noktada karşımıza çıkmaktadır.

Mal veya hizmetlerin dış ticaret işlemleri sırasında, sorunsuz ve her iki taraf için en faydalı olacak şekilde ticaretin gerçekleştirilmesi ancak Teslim Şekillerinin (Incoterms®) günümüze uygun değişimi ile sağlanabilecektir.

Bunun için, kitabımızda Incoterms’de (2020) gerçekleştirilen yeni değişiklikler hakkında bilgi verilecek ve Incoterms®-2020 kuralları artık derslerimizde dikkate alınacaktır.

Incoterms®-2010 ise tamamen kaldırılmamış olup, kullanmak isteyenler için yürürlükte kalmaya devam edecektir. Bu yüzden değişikliklerden bahsedilirken 2010 ve 2020 versiyonları karşılaştırılacaktır.

Incoterms kuralları, dış ticarette kullanılan en yaygın ticari terimlerin yorumlanmasına ilişkin oluşturduğu global standart bakımından UNCITRAL (Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Komisyonu) tarafından da tanınmaktadır.

ICC tarafından 1 Ocak 2020 tarihinden sonra Incoterms 2020 kurallarının kullanılması tavsiye edilmekle birlikte, sözleşme tarafları 2020 yılından sonra mal satım sözleşmelerinde Incoterms kurallarının istedikleri versiyonunu kullanabilecektir.

Yani Incoterms 2010 kuralları, Incoterms 2020 kurallarının yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2020 tarihinden sonra da geçerli olacaktır.

Fakat, taraflar sözleşmelerinde (alım-satım sözleşmesi) uygulanmasını istedikleri Incoterms versiyonunu açıkça yazmak zorundadır. Bu terimlerin sözleşmede kullanımı zorunlu olmamakla birlikte, bu terimlerin (klozların) kullanılması, dış ticaret sözleşmesinin dayandırılacağı hukukî zemin açısından büyük önem arz edecektir.

Hatırlayacağımız üzere Incoterms 2010, teslim kurallarını güncelleyerek konsolide etmiş, Incoterms 2000’de toplam 13 olan kural sayısını 11’e indirmiş ve tüm kurallara ilişkin basit ve açık düzenlemeler sağlamıştı.

Ayrıca Incoterms 2010 kuralları, Incoterms’in ilk kez hem satıcılara hem de alıcılara referanslar yaptığı versiyonudur.

Incoterms-2010 kuralları, Incoterms 2000’de yer alan DES (Deliver Ex Ship-Gemide Teslim) ve DEQ (Deliver Ex Quay-Rıhtımda Teslim)’ın kullanımını gereksiz hale getirmiştir.

Teslim şekli üzerinde anlaşan satıcı (ihracatçı) ile alıcı (ithalatçı) aslında dış ticaret işleminin dört ana unsuru üzerinde yasal olarak bağlamış olmaktadır.

Bu hususlar şunlardır:

-Hangi maliyetlerin satıcı, hangilerinin alıcı tarafından üstlenileceği,

-Satıcının hangi belgeleri düzenleyeceği ve belge masraflarının kimin trafından karşılanacağı

-Ticarete konu olan malların sorumluluğunun ve mülkiyet hakkının satıcıdan alıcıya ne zaman geçeceği,

-Malların nerede, ne zaman ve nasıl teslim edileceğidir.

3.2. INCOTERMS’in Teslim Şekillerine Göre Gruplandırılması

Incoterms 2010 kuralları iki ana gruba ayrılmıştır:

I. Her Tür Taşıma Şekli veya Şekilleri İçin Kurallar

EXW Ex Works/İşyerinde (Fabrikada) teslim

FCA Free Carrier/Taşıyıcıya masrafsız

CPT Carriage paid to/Taşıma ödenmiş olarak

CIP Carriage and insurance paid to/Taşıma ve sigorta ödenmiş olarak

DAT Delivered at Terminal /Terminalde teslim

DAP Delivered at Place/ Belirtilen yerde teslim

DDP Delivered Duty paid/Gümrük vergisi ödenmiş olarak

II. Deniz ve İç Sularda Taşıma İçin Kurallar

FAS Free alongside Ship/ Gemi doğrultusunda masrafsız

FOB Free on Board /Gemi bordasında masrafsız

CFR Cost andFreight/Masraf ve navlun

CIF Cost, Insurance and Freight/Masraf, sigorta ve navlun

Bu noktada, dış ticarette kullanılan taşıma modlarına kısaca değinmekte fayda vardır.

Taşıma basit anlamıyla bir malın ya da varlığın bir yerden bir yere nakledilmesidir. Taşımayı daha geniş ifadeyle; müşteri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, üretilen malların hedeflere istenilen zamanda ulaştırılması şeklinde tanımlayabiliriz.

Taşıma modlarını taşıma şekline göre; karayolu, demiryolu, havayolu, deniz yolu, boru hattı ve çok modlu (multimodal ve intermodal) olmak üzere yedi ayrı başlık halinde incelemek mümkündür.

Karayolu Taşımacılığı

Karayolu taşımacılığının en önemli özelliği esnekliğe sahip olmasıdır. Karayolu taşımacılığı özellikle deniz ulaşımının mümkün olmayıp demiryolu ulaşımının yaygın olmadığı durumlarda kullanılan taşıma modudur. Karayolu taşımacılığı, üretim yerinden tüketim yerine aktarmasız ve hızlı taşıma yapılmasına uygunluğu nedeniyle, diğer taşıma türlerine göre daha fazla tercih edilen bir ulaştırma sistemi durumundadır

Karayolu yük taşımacılığını; belirli bir ücret karşılığında yükün (malın) bir yerden varış noktasına taşınmasını karayolu ile sağlayan ve taşımacı ile gönderici arasında bir sözleşme yapılmasını gerektiren taşıma şeklinde tanımlayabiliriz.

Demiryolu Taşımacılığı

Demiryolu taşımacılığı konvansiyonel yani tek vagon veya blok trenlerle, kombine/intermodal yani konteynerlerle veya özel demiryolu taşımacılığı şeklinde yapılabilmekte olup yükün durumu ve anlaşmanın şekline göre hangi taşıma şeklinin tercih edilmesi gerekliliği tespit edilebilmektedir

Demiryolu taşımacılığının temel altyapı bileşenleri, raylı sistemler ve donanım ürünleri(elektrik tesisatı ve sinyalizasyon vb.), lokomotif ve vagonlar, aktarma istasyonları ve terminallerdir.

Demiryolu taşımacılığını; belirli bir ücret karşılığında yükün (malın) bir yerden varış noktasına taşınmasını demiryolu ya da raylı bir sistem ile sağlayan ve taşımacı ile gönderici arasında bir sözleşme yapılmasını gerektiren taşıma şeklinde tanımlayabiliriz.

Demiryolu taşımacılığı uzun mesafelerde, kendi değeri ve zaman değeri düşük olan, kapıdan kapıya taşıma zorunluluğu olmayan büyük miktardaki ve sürekli taşıma gerektiren yük ve malların taşınmasında tercih edilir.

Hava Yolu Taşımacılığı

Taşıma modları arasında en hızlı taşıma şekli olup daha çok hafif ya da değerli eşyanın taşınması için tercih edilmektedir. Diğer taşıma modlarına oranla daha fazla kural ve detayın olduğu bir taşıma şeklidir.

Maliyeti diğer ulaştırma sistemlerine göre daha yüksektir. Ancak, sağladığı hız avantajı ile depolama maliyetlerini azaltıcı etki yapan bir taşıma modudur.

Havayolu taşımacılığını; belirli bir ücret karşılığında yükün (malın) bir yerden varış noktasına taşınmasını hava yolu ile sağlayan ve taşımacı ile gönderici arasında bir sözleşme yapılmasını gerektiren taşıma şeklinde tanımlayabiliriz.

Denizyolu Taşımacılığı

Denizyolu taşımacılığı dünya taşımacılık sistemi içerisinde en büyük paya sahip olan (yaklaşık olarak %90) taşıma modudur. Denizyolu taşımacılığı; demiryolu taşımacılığına oranla yaklaşık 3,5 kat, karayolu taşımacılığına oranla da neredeyse 7 kat daha ucuzdur. Deniz yolu taşımacılığının bir diğer avantajı ise çok büyük miktarlardaki yüklerin bir defada bir yerden diğer bir yere taşınmasını olanaklı kılmasıdır.

Denizyolu yük taşımacılığı bileşenleri, taşıma araçları ve gemiler, terminal ve limanlar ve taşınacak yüklerdir.

Denizyolu taşımacılığını; belirli bir ücret karşılığında yükün (malın) bir yerden varış noktasına taşınmasını deniz, nehir ya da kanal ile sağlayan ve taşımacı ile gönderici arasında bir sözleşme yapılmasını gerektiren taşıma şeklinde tanımlayabiliriz.

Boru Hattı Taşımacılığı

Boru hattı taşımacılığı genelde petrol, doğal gaz ve su gibi ürünlerin taşınması için kullanılır. Diğer taşımacılık modlarına göre ilk yatırım maliyeti daha yüksek olan boru hattı taşımacılığı, diğer taşıma şekillerinden daha süratli, daha ekonomik ve daha emniyetlidir.

Bazen malların başlangıç noktasından varış noktasına taşınmasında, taşıma türlerinden birden fazlasının kullanılması gerekebilir. Birden fazla taşıma modunun birlikte kullanıldığı taşıma modlarını kendi içerisinde spesifik özelliklerinden dolayı ikiye ayırabiliriz:

Intermodal Taşımacılık:

Bu taşımacılık modunda yükler taşıma kabından aktarılmaz. Yalnızca taşıma kapları (konteyner vb.) aktarılır. Bu model taşımacılıkta her bir taşıma yolu için ayrı ayrı taşıma sözleşmesi hazırlanır. Intermodal Taşımacılık kısaca; taşıma kabı değiştirilmeden en az iki farklı taşımacılık modu kullanılarak yapılan taşıma şekli olarak tanımlanabilir.

Intermodal taşımacılıkta daha çok denizyolu, demiryolu, karayolu taşıma türleri sistemin birbirine entegre edilebilen temel bileşenlerini oluşturmaktadır. Havayolu taşımacılığı entegrasyonu çok sık rastlanmasa da intermodal taşıma sistemleri arasında yer almaktadır.

Intermodal taşımacılık içinde taşımanın büyük bölümünün demiryolu, denizyolu ve/veya iç suyolu taşımacılığı kullanılarak yapılması ve başlangıç ile bitiş ayaklarında mümkün olduğunca kısa şekilde karayolu taşımacılığından faydalanılması kombine taşımacılık olarak adlandırılmaktadır.

Multimodal Taşımacılık:

Yükler bulundukları kaplardan başka kaplara aktarılmak kaydıyla farklı taşıma modlarıyla varış noktasına iletilir. Multimodal taşımacılıkta yükleme ve varış noktaları arasında kullanılan bütün taşıma yolları için tek bir taşımacılık sözleşmesi yapılır. Tüm taşıma modları arasında kombinasyon yapılabilir.

Taşıma Maliyet Ulaştırma Hızı Hizmet Verilen Yerlerin Sayısı Çeşitli Malları Kullanma Becerisi Tarifeli Yüklemlerin Sıklığı Tarifelerin Uygulanmasının Güvenliği
Türü
Karayolu Yüksek Hızlı Çok Geniş Yüksek Yüksek Yüksek
Denizyolu Çok Düşük Yavaş Sınırlı Çok Yüksek Çok Düşük Orta
Havayolu Çok Yüksek Çok Hızlı Geniş Sınırlı Yüksek Yüksek
Demiryolu Düşük Yavaş Sınırlı Yüksek Düşük Yüksek
Nehir yolu Düşük Yavaş Sınırlı Yüksek Düşük Orta
Boru Hattı Düşük Yavaş Çok Sınırlı Çok Sınırlı Orta Yüksek

Tablo 3.1. Taşıma Modlarının Özelliklerinin Karşılaştrılması

Taşıma modlarının birbirlerine karşı üstün ve zayıf yönleri bulunmaktadır. Bu avantaj ve dezavantajlar Tablo (3.2)’de sunulmuştur.

Tablo (3.2)’den de görüleceği üzere karayolu ulaştırması; esnek ve görece hızlı iken yüksek maliyetlidir. Havayolu taşıması; ulaştırma hızı açısından en hızlı olmasına rağmen maliyeti çok yüksektir. Denizyolu, taşıma hızı açısından yavaş, fakat maliyet açısından çok düşük maliyetlidir. Demiryolu ve boru hattı taşıması ise; ulaştırma hızı açısından yavaş, maliyet açısından ise düşük maliyete sahip olan taşıma türüdür.

Dış ticarette taşıma modu seçiminde şu hususlara dikkat etmemiz gerekmektedir:

-Maliyet

-Hız

-Kalite

-Verimlilik ve esneklik

-Güvenlik

-Konfor

-Çevrenin korunması

-Kullanılan enerji miktarının minimum olması

-İlk yatırım ve bakım onarım kolaylığı

Ülkemizde dış ticarette tercih edilen taşıma modlarının ve ağırlıkları ise Tablo (3.2)’de sunulmuştur. Tablo (3.2)’den de görüldüğü üzere dış ticaretin önemli bir kısmı denizyolu ile gerçekleştirilmektedir. Demiryolu ise dış ticarette kullanılan taşıma modları arasında en düşük paya sahip olanıdır.

Tablo 3.2. Türkiye’de Taşıma Şekillerine Göre Dış Ticaret (Kaynak: Ticaret Bakanlığı)

Taşıma modlarından bahsettikten sonra şunu belirtmekte fayda vardır.

FAS Free alongside Ship/ Gemi doğrultusunda masrafsız, FOB Free on Board /Gemi bordasında masrafsız, CFR Cost and Freight/ Masraf ve navlun dahil, CIF Cost, Insurance and Freight /Masraf, sigorta ve navlun dahil teslim şekilleri sadece deniz ve nehir yolu taşımacılığında kullanılmaktadır. Diğer teslim şekilleri ise farklı taşıma modlarında kullanılabilmektedir. Yani, ilk grupta yer alan yedi adet Incoterms 2010 kuralı, seçilen taşıma şekline ve bir veya birden fazla taşıma şekli (multimodal, intermodal) kullanılmasına bağlı olmaksızın kullanılabilir.

Bu kurallar (ilk gruptaki) deniz taşımacılığının yapıldığı durumda da kullanılabilir. Ancak, bu kurallar ilgili taşımanın bir bölümünde (multimodal, intermodal ya da kombine taşımacılıkta) bir geminin kullanılması halinde kullanılabilecektir.

İkinci grupta yer alan Incoterms 2010 kurallarında, malların alıcıya teslim noktası ve alıcıya teslim için taşındığı yer liman olup, bu kurallar denizde ve iç sularda taşımalara yöneliktir.

Incoterms 2010’da, FOB, CFR ve CIF kuralları için daha önceki Incoterms versiyonlarında teslim için kullanılan “geminin küpeştesini aştığı nokta” olarak belirten ifadeler çıkartılarak bunun yerine malların “gemide teslim” edildiğine ilişkin ifadeler kullanılmıştır.

Incoterms 2010 kuralları çoğu sürecin yeni elektronik prosedürlere uyumunu kolaylaştırmıştır. Birçok belgenin (nakliye belgesi ve konşimento gibi), kullanımı giderek yaygınlaşan elektronik bilgi değişimi (electronic data interchange-EDI) mesajları ile yer değiştirebileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki elektronik iletişime yazılı iletişimle aynı etkiyi tanımıştır.

Incoterms 2010 kuralları aynı zamanda, sözleşmelerin taşımaya ve sigortaya ilişkin maddelerinde, sigortaya ilişkin bilgilendirme sorumluluklarının sınırlarını çizmektedir.

Incoterms 2010, alıcının ve satıcının malları koruması bakımından bir koruma zinciri oluşturulması yönündeki yükümlülükleri de düzenlemektedir.

Incoterms 2010, incoterms kurallarında sözleşme taraflarının ihtiyaçlarına uygun şekilde bir değişiklik yapılmasını yasaklamıştır. Çünkü bu şekilde yapılacak değişiklikler bir çok riski (sorunu) de beraberinde getirmektedir.

Teslim kavramının literatürde birçok anlamı vardır; fakat, Incoterms 2010 kurallarında teslim; ‘sözleşme konusu malların kaybı veya hasar görme riskinin satıcıdan alıcıya geçtiği yer’i belirtmek için kullanılır.

Incoterms 2010 kuralları teslim dokümanını ise; ‘teslimin gerçekleştiğini kanıtlamak için kullanılan doküman’ olarak tanımlamaktadır. Teslim dokümanı basit bir makbuz olabileceği gibi elektronik bir belge de olabilir.

Ambalajlama / paketleme kelimesi de farklı amaçlar için kullanılmakta olup;

1. Malların ambalajlanması; satım sözleşmesi kapsamında her türlü gerekliliklere uygun hareket etme anlamındadır.

2.Yine, malların ambalajlanması, ilgili malların taşımaya uygun hale getirilmesi anlamını taşır,

ve son olarak;

3. Bir konteyner içine veya diğer ulaşım aracına malların istiflenmesi anlamındadır.

Incoterms 2010 kurallarında, ambalajlama ise yukarıda belirtilen 1. ve 2. tanımdaki anlamı ile kullanılır. Incoterms 2010 kuralları, malların istiflenmesini ise düzenlemez. Bu nedenle, sözleşmedeki taraflar malların istiflenmesine ilişkin olarak sözleşmede düzenleme yapmak durumundadır.

3.3. INCOTERMS-2020’nin Getirdiği Yenilikler

Daha erişilebilir ve kullanımı daha kolay olan Incoterms-2020 kuralları ithalatçı ve ihracatçının sorumluluklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır.

Incoterms-2020 kuralları, yıllık trilyonlarca dolarlık hacme ulaşmış olan küresel ticareti kolaylaştırmayı ve iş dünyasındaki herkes için daha verimli bir hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Küresel piyasalarda faaliyet gösteren ithalatçı ve ihracatçıların sorumluluklarını anlamalarına ve maliyeti yanlış anlamalarından kaçınmalarına yardımcı olan bu kurallar, uluslararası ticaretin ortak dilini oluşturmaktadır.

Ayrıca, küresel ticarete olan güvenin artırılmasını da amaçlamaktadır. Küresel Ticaret Sisteminin daha güçlü ve verimli çalışmasını hedeflemektedir.

Incoterms 2020 kurallarında yapılan ana değişikliklerden biri, EXW ve DDP kurallarının içeriğinde muhtelif değişikliklerin yapılmış olmasıdır.

FCA teslim şeklinin bir önceki versiyonunda yer alan bazı kısımlar daha açık hale getirilmiştir. DAT teslim şekli uygulamadan kaldırılmıştır. Diğer taraftan, DPU (Delivered at Placed Unloaded) yeni bir teslim şekli olarak tanımlanmıştır.

DAT (Terminalde Teslim) teslim şekli uygulamadan kaldırılmış yerine DPU (Delivered at Placed Unloaded-Boşaltma Adresinde Teslim) yeni bir teslim şekli olarak tanımlanmıştır. Terminal kavramı ile yapılan referans daha genel hale getirmek için bu düzenlemeye gidilmiştir. Böylece, satıcı malı bir terminale veya bir ‘taşıma noktası’na teslim edilecek şekilde operasyonu tamamlama şansı bulmuştur. Maddede başka bir değişiklik yoktur. Bu nedenle, şu anda DAT Incoterms 2010 kullanıyorsanız ve bundan memnunsanız, DPU’ya (ICC Incoterms® 2020) geçebilirsiniz.

FCA kullanılan işlemlerde taraflar veya finansör bankanın yükleme konşimentosu talep ettiği; ancak, satıcının bunu temin edemediği durumların sıklığı nedeniyle, FCA’de kritik bir değişiklik yapıldı. Incoterms 2020 ile birlikte artık alıcı, satıcının yüklemeden sonra kendi taşıyıcısına yükleme konşimentosu hazırlaması talimatını verebiliyor ve bu konuda satıcıya bir sorumluluk yüklenmiyor.

Yani;Incoterms 2020’de, alıcının taşıyıcıya ya da satıcıya konşimento borcunu çıkarması için ilgili tarafı yönlendirmesine izin vermesi hakkında gerekli düzenlemeler yapılmıştır.

CIF ve CIP için ayrı seviyelerde minimum sigorta zorunlulukları belirlenmiştir. CIF satışlardaki minimum sigorta miktarı aynı kalmasına rağmen (Kloz C), CIP satışlardaki minimum seviye Kloz (A) dediğimiz ‘all risks’ yani alıcı lehine tam kapsayıcı sigorta yükümlülüğü seviyesine getirilmiştir.

Bunun arkasında yatan ana sebep, CIF’in daha çok dökme mal ticareti için kullanılması fakat CIP’nin (multimodal bir terim olarak) üretilen mallar için daha sık tercih edilmesidir.

Incoterms 2020’deki taşıyıcı konsepti, tarafların kendi taşıma sistemlerini kullanmasını da kapsam dahiline almıştır (Incoterms 2010, malların satıcı ile alıcı arasında taşınmasının üçüncü taraf bir taşıyıcı tarafından gerçekleştirileceğini varsaymıştır.).

Incoterms-2010’da taşımanın alıcı-satıcının tarafından yapılması durumlarında FCA, DAP, DPU ve DDP satışlarda sorun yaratıyordu. Yeni sistemde bu taşımalarda satıcı veya alıcının teslimatı kendilerinin yapması hakkında düzenlemeler yapılmıştır.

Ticari taşımalardaki güvenlik risklerinin artması sebebiyle, her bir teslim türünün içine spesifik bir şekilde güvenlik ile ilgili yükümlülükler ve bu yükümlülükleri hangi tarafın sağlayacağına dair ek kurallar getirildi (2010’daki güvenlik gereksinimleri daha belirgin hale getirilmiştir).

Incoterms 2020’de, 2010 versiyonunda her bir teslim biçiminin başında yer alan notlar, bu sefer bir bütün halinde sunulmaktadır. Bu şekilde tarafların en baştan, hangi biçimi seçeceğine karar vermesine yardımcı olunması hedeflenmiştir.

Her teslim biçimi için ayrıca hangi masrafların çıkacağı da ayrıntılı bir şekilde burada ele alınmıştır. Genel prensip, satıcının teslimat noktasına kadar yapılan masraflardan ve alıcının bunun ötesindeki masraflardan sorumlu olmasıdır.

Ayrıca sözleşmelerin dijital ortama taşınması ve dijitalleşme üzerine bazı çalışmaların başlatıldığına değinilmektedir.

3.4. INCOTERMS ile Düzenlen Konular

Daha önce bahsedildiği üzere, bir dış ticaret sürecinde taraflar arasında bir çok sözleşme (alım-satım sözleşmesi, taşıma sözleşmesi, sigorta sözleşmesi, kredi sözleşmeleri vb.) yapılmaktadır.

Incoterms bu sözleşmelerden sadece alıcı ve satıcı arasında imzalanan alım-satım sözleşmesiyle ilgilenir. Diğer sözleşmeler ise Incoterms’in ana konusuna girmez.

Incoterms alım-satımı söz konusu olan mala ilişkin vergiler, resimler ve diğer yasal ödemeler ile gümrük işlemlerinin nasıl paylaşılacağını da açıklamaktadır.

Incoterms’in çözüm getirmeye çalıştığı ana konuları dört farklı başlık altında toplayabiliriz:

-Malın teslimi

-Riskin (Hasarın) Geçişi

-Masrafların Paylaşımı

-Belgelere ilişkin Yükümlülükler

Incoterms, uluslararası ticarette karşılaşılabilecek her türlü sorunu çözmekten ve sorunlara cevap vermekten uzaktır.

Incoterms sadece malın alım ve satımına ilişkin taşıma şartları ile sigortaya ilişkin risk ve masraf paylaşımını içermekte olup, ödeme yeri ve şekli, mülkiyetin el değiştirmesi , teslim şekli dışında kullanılan kısaltmalar, ilave taşıma ve sigorta işlemlerinin nasıl yapılacağı ile ilgilenmez.

Incoterm’in ana kapsamında bulunmayan konuları şu şekilde özetleyebiliriz:

-Ödeme şekli ve yeri

-Mülkiyetin satıcıdan alıcıya geçişi ile ilgili prosedürler

-Taşımanın nasıl yapılacağı ve masraflarının nasıl ödeneceği

-Sigorta (CIF, CIP’te asgari şartlar hariç) koşulları ve içeriği

-Varyantlar (değişkenler-teslim şekillerinin yanına eklen sözcükler)

-Uyuşmazlıkların çözümü

Uygulamalar

1.Incoterms versiyonlarının gelişimleri hakkında araştırma yapınız.

2.ICC’nin görevleri nelerdir kısaca bilgi veriniz.

3.Ülkemizde dış ticarette tercih edilen taşıma modlarını araştırınız.

Uygulama Soruları

Incoterms 2020’nin ihracatçı ve ithalatçıya getirdiği yenilikleri araştırınız.

Incoterm’in ilgi alanına asıl hangi hususlar girmektedir? Kısaca belirtiniz.

Dış ticarette en çok kullanılan taşıma modu hangisidir ve neden bu taşımacılık modu tercih edilmektedir? Araştırınız.

Taşıma modları bakımından Incoterms’leri sınıflandırınız.

Bölüm Özeti

Bu bölümde Uluslararsı Ticaret Odası (ICC)’nin kuruluşu ve amacına değinilmiştir. Incoterms versiyonlarının gelişimi hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Incoterms-2020’nin getirdiği yeniliklere değinilmiştir. Ayrıca, dış ticarette kullanılan taşımacılık modları hakkında hatırlatıcı bilgilere değinilmiştir.

4. INCOTERMS TESLİM ŞEKİLLERİ

Giriş

Bir dış ticaret işleminin gerçekleşmesinde iki husus çok önemlidir. Bunlardan ilki dış ticarete konu olan malın teslim şekli, ikincisi ise mal bedelinin ödenme şeklidir.

Şunu unutmamak gerekir ki uluslararası ticarette tercih edilecek teslim şekillerine göre alıcı ve satıcının sorumlulukları değişecektir. Klasik bir ticaret işleminde olduğu üzere dış ticaret işlemlerinde de sorumlulukların hangi noktada satıcıdan alıcıya geçtiği birçok konuda (ticari ve hukuki) önem arz eder. Yani, bir dış ticaret işlemi henüz başlamadan mal ve hizmetlerin yerine ulaştırılmasında satıcı ve alıcının sorumluluklarının nerede başlayacağı ve nerede biteceği hususunda tarafların anlşmsı sonraki süreçlerin sorunsuz ve sağlıklı bir şekilde ilerlemesinde yardımcı olacaktır.

Uluslararası ticarette taraflar arasında gerçekleşen alım-satım sözleşmesinde kararlaştırılan teslim şekli, mal ve hizmet satanın sorumluluklarının nerede bittiğini, alıcının sorumluluklarının nerede başladığını gösterecektir.

Tarafların farklı ülkelerde olması, birbirlerini çok tanımaması, hukuki kuralların farklı oluşu gibi daha önceden de bahsedilen dış ticarette karşılaşılan birçok problemi ortadan kaldırmak ve ülkeler arasındaki kavram/uygulama farklılıkları yok etmek amacıyla dış ticarette bir çok uluslararası düzenlemeye gidilmiştir. Bu düzenlemeler, dış ticaret işlemlerinin sorunsuz, hızlı, güvenli, düşük maliyetle ve verimli bir şekilde ilerlemesini amaçlamaktadır.

Dış ticrette teslim şekilleri ve her bir teslim şeklinin sınırlılıklarını ise Uluslararası Ticaret Odası (ICC) Incoterms kitapçıklarıyla belirlemektedir. Kitabımızın bu bölümünde Incoterms teslim şekillerine giriş yapılacak ve E, F Grubu teslim şekilleri hakkında kısaca bilgi verilecektir.

4.1. Incoterms’e Göre Teslim Şekilleri

Bir dış ticaret işleminde satıcı ile alıcı arasında gerçekleşen alım-satım (satış) sözleşmesine göre kararlaştırılan teslim şekli, mal ve hizmet satanın sorumluluklarının nerede biteceği ile alıcının sorumluluklarının nerede başlayacağına temel teşkil eder.

Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Ticaret Odası (ICC), uluslararası ticarette uyuşmazlıkları, anlaşmazlıkları ve hukuksal ihtilafları ortadan kaldırmak, tarafların para ve zaman kaybını önlemek amacıyla alım-satım işlemlerinde Incoterms adı verilen bazı kurallar getirilmiştir.

Kısaca Incoterms’i, dış ticarette tarafların (satıcı ve alıcı) hangi haklara sahip olduğunun ve hangi yükümlülüklere girdiğinin temel belirleyici metni olduğunu söyleyebiliriz.

Dış tticaret işleminin başarısı için bütün süreç önceden gerektiği gibi tasarlanmalıdır. Bu noktada, malın bir pazardan diğerine aktarılması süreci büyük önem arz edecektir. Bir önceki konuda da bahsettiğimiz üzere malın bir ülkeden diğerine transferi değişik taşıma modu ya da modlarıyla gerçekleşebilecektir. Dış ticarete söz konusu olan ürünün fiziksel özelliğine, değerine, ambalaj biçimine, boyutlarına ve ihytiyaç duyduğu özelliklerine bağlı olarak

­denizyolu, iç su yolu

­karayolu

­havayolu

­demiryoluve

­boruhatları

taşımamodlarındanbiriniyadabirkaçınıkullanarak teslimi gerçekleştirilebilir.

Incoterms 2010’a göre teslim şekilleri aşağıda sıralandığı gibidir:

EXW-Ex Works (Ticari İşletmede/Fabrikada Teslim)

FCA-Free Carrier (Taşıyıcıya Masrafsız Teslim)

CPT-Carriage Paid To (Navlun Ödenmiş)

CIP-Carriage and Insured Paid To (Navlun ve Sigorta Ödenmiş)

DAT-Delivered At Terminal (Terminalde Teslim)

DAP-Delivered At Place (Belirtilen Noktada Teslim)

DDP-Delivered Duty Paid (Gümrük Vergileri Ödenmiş Olarak)

FAS-Free Alongside Ship(Geminin Yanına Teslim)

FOB-Free On Board (Gemiye Yükleyerek Teslim)

CFR-Cost and Freight (Mal Bedeli ve Navlun Ödenmiş Olarak)

CIF-Cost,Insurance and Freight (Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun Ödenmiş Olarak)

Incoterms 2010’da olduğu gibi Incoterms 2020’de de toplam 11 adet teslim şekli bulunmaktadır.

Incoterms 2020’de Terminalde Teslim şekli (DAT Kuralı) yeniden isimlendirilmiş olup Belirtilen Yerde Teslim (DPU-Delivered at Place unloaded) şeklinde değiştirilmiştir. Bu isim değişikliği, teslimatın sadece bir taşıma terminalinde değil, herhangi bir yerde gerçekleşebileceğinin altını çizmektedir.

Dış ticarette Incoterms kurallarını kullanmak zorunlu değildir. Bunlar hükümetlerin çıkardığı yasalar olmayıp, her bir tarafın sorumluluklarının -gönderinin maliyetini ve risklerinin alıcı ile satıcı arasında sınırlarını- çizmeye yarayan bir kılavuzdur.

Incoterms’i bir satış sözleşmesine dahil ederken iki bileşene ihtiyacınız olacaktır:

-Kullandığınız kuralın (teslim şeklinin) / terimin kısaltılmış adı ve

-Belirtilmiş bir yer.

Incoterms kurallarının tümü, adlandırılmış dört yerden birini gerektirir:

-Teslimat yeri

-Varış yeri

-Sevkiyat limanı

-Hedef noktası

Aşağıdaki örnekte, FCA “Taşıyıcıya Ücretsiz Teslim -Ücretsiz Taşıyıcı” anlamına gelir ve yazılanların geri kalanı kuralda istenen “adlandırılmış teslimat yerini” belirtir.

Örnek: FCA (Incoterms YIL), Genel Kargo Terminali, İstanbul Havaalanı TR

Incoterms’leri E, F, C ve D olmak üzere kısaltmalarındaki baş harflerine göre dört gruba ayırabiliriz. Bu grupları birbirinden ayıran temel özellikleri ise şu şekilde özetleyebiliriz:

E grubu teslim şekilinde ithalatçı malları ihracatçının iş yerinden, deposundan ya da fabrikasından teslim almaktadır.

F grubu teslim şekillerinde ise ihracatçı malları alıcının belirleyeceği uluslararası nakliyeciye teslim eder. Burada önemli olan nokta ise navlun bedelinin alıcı tarafından karşılanmasıdır.

C grubu teslim şekillerinde ise F grubuna, yani ihracatçının malları uluslararası nakliyeciye teslimine ek olarak navlun bedelini hatta bazı çeşitlerinde ise sigorta bedelini ödemesi de eklenir. Burada önemli olan nokta ise ihracatçının navlun bedelini ve bazı durumlarda sigorta bedelini de ödemesine rağmen riskin hala alıcı üzerinde olmasıdır.

Son olarak D grubu teslim şekillerinde, satıcı (ihracatçı) navlun bedelini ödemesinin yanı sıra, malları alıcının belirlediği yere teslim edene kadarki sürecin riskini de üstlenmektedir.

İsterseniz bu teslim sınıflamasına göre Incoterms teslim şekillerinin özelliklerini açıklamaya çalışalım:

4.2. E Grubu Teslim Şekilleri

Bu grup altında sadece bir teslim şekli yer almaktadır.

EXW-Ex Works (Ticari İş letmede/Fabrikada Teslim)

Satıcı için riskin en düşük olduğu teslim şeklidir. Satıcı, malları kararlaştırılmış teslimat tarihinde, işletmesinde daha önce belirtilen yere (fabrika, depo, büro vs.) alıcının emrinde koyarak teslim eder.

Satıcı, malları teslim edene kadar olan bütün masrafları öder ve malların kaybolması veya zarar görmesi riskini taşır.

Malların teslime hazır olduğunu alıcıya bildirir. Alıcının ihracat işlemleri için gerekli belgeleri alabilmesi için yardımcı olur. Alıcının talep etmesi halinde, tüm masraf ve riski alıcıya ait olmak üzere bir taşıma şirketi ile anlaşma yaparak, düzenlettiği taşıma belgesini varış yerinde malları teslim alabilmesi için gönderir.

Şekil 4.1. EXW Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

E GRUBU
Ex-Work
Ticari İşletmede Teslim
(Yer)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Alıcı
Yurtiçi Taşımacılık Alıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Alıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Alıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Alıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Alıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Alıcı
Risk Transferi Satıcının İşYerinde

Tablo 4.1. EXW Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

Alıcı, malları daha önce kararlaştırılan zamanda ve belirtilen yerde teslim alır. Bazen alıcı adına taşeron (forwarder, acenta) bir firma malları teslim alabilir.

Alıcı teslim aldıktan sonraki tüm masrafları öder ve teslimattan sonra malların kaybolması veya zarar görmesi riskini taşır.

Alıcı, ihracat ve ithalat işlemlerinin hepsini gerçekleştirmektedir.

Alıcı ayrıca, ihracat ve ithalat izni, ihracat ve ithalat gümrük işlemleri, lisanslar, görevler ve malların ithalatı ve ithalatı ile ilgili masraflar ve diğer masraflar dahil olmak üzere tüm ihracat ve ithalat formalitelerini gerçekleştirir.

Satıcının, Gümrük Çıkış Beyannamesi (GÇB) açma zorunluluğu yoktur. Malları teslim almak için gelen araca malları yükleme sorumluluğu da alıcıdadır. Hatta, yükleme yapılırken mallara herhangi bir hasar gelmesi durumunda da tüm sorumluluk alıcıda olup, satıcının bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Örneğin, sözleşmede “EXW (Incoterms, YIL) , ABC AŞ, Istanbul, TURKEY” şeklinde yer alan ibare; satıcının İstanbul’daki fabrikasında malları, satıcıya teslim etmesiyle sorumluluğunun biteceği anlamına gelir.

Incoterms teslim türleri içerinde EXW’e göre, satıcı asgari yükümlülüklere sahiptir .

EXW ihracatta pek kullanılamamaktadır. Çünkü KDV sorunları (satıcı mallarının yurt dışına ihraç edildiğini ispatlamakta zorlanabilir), gümrük sorunları (ihracat beyanını satıcı yapmadığı için, ihracatın olup olmadığı sorunu) ve uluslararası taşımacılık kuralları ile çelişebilmesi bu yöntemin kullanımını kısıtlayabilmektedir.

Ülkemizde EXW – Customs Cleared / İşletmede Teslim / Gümrükleme İşlemleri Yapılmış Olarak şeklinde pratikte uygulaması görülmektedir. Fakat şunu unutmamak gerekir ki Incoterms teslim şekillerinin yanına tarafların eklediği terimlerin uluslararası hukuki hiçbir geçerliliği yoktur

4.3. F Grubu Teslim Şekilleri

F grubu teslim şekillerinde ihracatçı malları alıcının belirleyeceği uluslararası nakliyeciye teslim eder. Burada önemli olan nokta daha önce de belirtildiği üzere navlun bedelinin alıcı tarafından ödenmesidir. Bu grupta üç farklı Incoterms teslim şekli yer almaktadır.

FCA-Free Carrier (Taşıyıcıya Masrafsız Teslim)

Satıcının, gümrük çıkış işlemleri tamamlanmış olarak malları alıcı tarafından belirtilen taşıyıcıya daha önce belirlenen yerde teslim etmesiyle sözleşme çerçevesinde yükümlüğünü yerine getirmiş olur.

Satıcı teslime kadarki masrafları öder ve teslim edene kadar malların hasar görmesi veya kaybolması riskini taşır.

Bununla birlikte satıcı ihracat işlemlerini yerine getirecektir. Bu husustaki tüm belgeleri hazırlamakla yükümlüdür. İhracatla ilgili gümrük masrafları da satıcıya aittir. Alıcının talep etmesi durumunda tüm masraf ve riski alıcıya ait olmak üzere bir taşıma şirketi ile anlaşma yapabilir.

Teslim anına kadar (nakliye masrafları dahil değil) bütün masraf ve risk satıcının yükümlüğündedir.

Şekil 4.2. FCA Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

F GRUBU
FCA-Free Carrier
Taşıyıcıya Masrafsız Teslim
(Yer)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Alıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Alıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Alıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Alıcı
Risk Transferi Belirtilen Yerde Araçta

Tablo 4.2. FCA Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

Daha önce belirlenen yer ve tarihte malı teslim alır ve o andan itibaren tüm risk ve masraflar alıcıya aittir.

Alıcı mal bedelini satıcıya öder ve ithalatla ilgili belge ve izinleri alarak, gümrük masraflarını ödemekle yükümlüdür.

Alıcı bütün navlun ücretlerini ödemekle yükümlüdür.

FCA, satıcının malları yakınında (depo, bölge veya bir terminal noktasında) alıcıya teslim etmek veya alıcının, satıcıya yakın bir noktada malları teslim almak istediğinde genelde tercih edilir. Tüm taşıma modları ile kullanılabilir.

Satıcı malları alıcıya, alıcı tarafından belirtilen taşıyıcıya teslim edebilir. Satıcı, teslimatın kanıtı olarak taşıyıcıdan bir belge alacaktır. Bu belge, malların alıcının nakliye araçlarına yüklendiğini kanıtlayacaktır.

İhracat işlemlerinden (gümrük vs) ve maliyetlerinden satıcı sorumludur. Teslimat gerçekleşene kadar mallarla ilgili masraflardan satıcı, malların taşınması ile ilgili masraflardan alıcı sorumludur. İthalat işlemleri ve herhangi bir transit işlem masrafı da alıcıya ait olacaktır.

Burada; “Taşıyıcı”, bir taşıma sözleşmesi çerçevesinde malların demiryolu, karayolu, denizyolu, havayolu, nehir ya da bunların bazılarının bir arada kullanılmasıyla taşınması işlemini bizzat üzerine alan ya da bunu sağlama taahhüdünde bulunan herhangi bir firma veya şahsı tanımlamaktadır.

FCA, FOB teslim şekline benzese de ondan temel farkı, FOB’da teslim noktası sadece gemi iken, FCA’da bunun herhangi bir taşıma aracının kasası (TIR veya vagon) olabilmesidir. Çoklu taşımacılık yapılıyorsa, ilk taşıma aracı teslim için belirleyici olacaktır.

Incoterms® FCA (Free Carrier) artık, malların bir gemiye yüklenmesinden önce (çoklu taşıma modlarında) konşimentoda yerleşik gösterilebilmesi için ek seçenek sunmaktadır.

FAS-Free Alongside Ship (Gemi Yanında Teslim)

Bu teslim şeklinde, daha önce belirlenmiş yükleme limanında malların gemi yanında alıcıya (ya da onun temsilcisi bir taşıyıcıya) teslim edilmesiyle satıcı teslim yükümlüğünü yerine getirmiş olur.

FAS’a göre satıcı, malları yükleme limanında alıcıya teslim eder. Satıcı, malları, alıcı tarafından belirtilen geminin yanına, kabul edilen yükleme limanına yerleştirdiğinde malları alıcıya teslim etmiş sayılır.

Şekil 4.3. FAS Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

F GRUBU
FAS-Free Alongside Ship
Gemi Yanında Teslim
(Liman)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Alıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Alıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Alıcı
Risk Transferi Belirtilen Limanda Gemi Yanında

Tablo 4.3. FAS Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

Satıcı, teslimatın kanıtı olarak taşıyıcıdan bir belge alacaktır. Genelde bu belge “gemide” bir konşimentodur. Yüklemenin başlangıcında mallar rıhtımda iken riskin alıcıya geçtiği not edilmelidir.

Malların herhngi bir terminale teslimat yeterli değildir; çünkü, mallar henüz geminin yanında değildir. Satıcı malları rıhtıma koysa da, risk altındadır ve gemi limana gelip rıhtıma yanaşıncaya kadar mallar teslim edilmiş sayılmaz. İhracat işlemlerinden ve maliyetlerinden satıcı sorumludur. İthalat işlemleri ve herhangi bir transit işlem masrafı ise alıcıya aittir.

FAS, sadece deniz, nehir ve kanal taşımacılığında kullanılır. Limandan limana taşımanın olması gerekmektedir.

Satıcı anlaşma şartlarına göre malı hazırlar. Satıcı, malları alıcıya, kararlaştırılan süre içinde kararlaştırılan yükleme limanında geminin yanına yerleştirerek teslim eder.

Satıcı teslime kadarki bütün ücreti öder ve teslim edene kadar malların zarar görmesi veya kaybolması riskini taşır. Satıcı, ihracat izni ile ilgili tüm masrafları, ihracat vergilerini ve varsa vergilerini öder.

Satıcı ayrıca ihracat işlemlerini de yerine getirecektir. Alıcı, malları geminin yanına, kararlaştırılan yükleme limanına yerleştirdiğinde alıcı teslim alır.

Alıcı, taşıma acentesi ile anlaşarak geminin limana varış gün ve saatini satıcıya bildirir.

Alıcı, malların yüklenmesi ve malların üzerinde anlaşılan yükleme limanından taşınması için sözleşme yapar.

Malları nakliyelerine yüklemekten ve malları nihai varış noktasına götürmek için gereken her şeyden alıcı sorumludur.

Alıcı malların (sözleşmede belirtildiği üzere) bedelini öder ve teslimattan sonra bütün riskleri taşır.

Alıcı, varsa ithalat ülkesindeki ithalat formalitelerini ve muhtemel formalitelerini dikkate alır. İthalata ilişkin tüm gümrük masraflarından ve belgelerinden sorumludur.

Alıcı taşıma sözleşmesi yapar, bu nedenle konşimentodaki gönderici satıcı değil alıcı olmalıdır. Satıcı büyük olasılıkla en az bir eş makbuzunu (nüshasını-konşimento kopyası gibi) teslimatın ve ihracatın kanıtı olarak isteyecektir.

Alıcı, satıcıya geminin nerede ve ne zaman sunulacağını veya geminin zamanında gelip gelemeyeceğini bildiremezse veya malları alamazsa, satıcının malı teslim edememesine ilişkin tüm kayıp riskini ve masrafları taşır.

İhracat ve ithalat sorumluklarını tam ortaya koymak için şunu söyleyebiliriz:

İhracatçı ülkenin bir şartı olup olmadığından satıcı sorumludur ve ülke transit / ithalat şartlarından ise alıcı sorumludur.

FOB- Free On Board (Gemi’de Teslim)

FOB (Board on Free) dış ticarette en yaygın kullanılan teslim şeklidir. FOB, sadece deniz, nehir ve kanal taşımacılığında kullanılır. Limandan limana taşımanın olması gerekmektedir.

Şekil 4.4. FOB Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

F GRUBU
FOB- Free On Board
Gemide (Güvertesinde) Teslim
(Liman)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Alıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Alıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Alıcı
Risk Transferi Belirtilen Limanda Gemide (Güvertesinde)

Tablo 4.4. FOB Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

Satıcının malları, belirlenen yükleme limanında alıcı tarafından belirlenen gemiye koymasını gerektirir. Bu noktadan itibaren alıcıya mal teslim edilmiş sayılır ve malların gemi küpeştesine koyulmasından sonraki kayıp veya hasar riski alıcıya aittir.

Incoterms® 2020 kurallarına göre FOB konteyner sevkiyatları için uygun değildir, çünkü kargo taşıyıcıya, konteyner sahası veya hatta satıcının mülkü gibi limana belli bir mesafede verilir.

Tipik olarak, “gemide” kavramı, malların güvertede veya beklemede güvenli bir şekilde bulunduğu anlamına gelir.

Satıcının taşıma sözleşmesi yapma yükümlülüğü yoktur. Alıcı, satıcıdan talep ederse, alıcının riski ve maliyeti karşılığında, bir taşıyıcı firma ile sözleşme imzalayabilir.

Tüm kurallarda satıcı, kaliteyi kontrol etmek, malları ve / veya ambalajı ölçmek, tartmak, malları saymak ve / veya ambalajı ölçmek gibi malları teslim etmek için gerekli olan kontrol işlemlerinin masraflarını ödemek zorundadır.

Alıcı, malları yükleme limanında bulunan gemiye yüklediğinde teslim alır.

Alıcı, belirtilen yükleme limanından malların taşınması için sözleşme yapar.

Alıcı, malların bedelini öder ve teslimattan sonra risk taşır.

Alıcı, varsa ithalat ülkesindeki ithalat formalitelerini ve muhtemel formaliteleri dikkate alır.

Mallar gemi küpeştesini geçtikten sonra mal ile ilgili her türlü hasar, masraf ve risk alıcıya aittir.

Uygulamalar

1. Incoterms’in dış ticaretin gelişimine katlılarını araştırınız.

2. Incoterms kuralları dış ticaretteki riskleri ve sorunları nasıl azaltmaktadır.

3. Incoterms E ve F grubu teslim şekillerini özellikleri bakımından karşılaştırınız.

Uygulama Soruları

1. Incoterms teslim şekilleri alıcı ve satıcıya ne türlü kolaylıklar sağlar?

2. Teslim şekillerinin taraflara sağladığı avantajlar nelerdir?

3. E grubu teslim şekilleri nelerdir?

4.F grubu teslim şekillerinin özelliklerini belirtiniz.

Bölüm Özeti

Bu bölümde dış ticarette kullanılan Incoterms teslim şekillerinin nasıl sınıflandırıldığını öğrendik. Ayrıca, teslim şekillerinin taraflara sağladığı avantajlardan bahsettik. Bunun yanı sıra E grubu ve F grubu teslim şekilleri hakkında kısa bir bilgi de verilmiştir.

5. INCOTERMS C GRUBU TESLİM ŞEKİLLERİ

Giriş

Incoterms C Grubu teslim şekilleri, satıcının malların taşınmasını taahhüt ettiği teslim türüdür. Fakat bu tür teslim şekillerinde satıcı malların yüklenmesinden ve sevkiyatın gerçekleşmesinden sonra meydana gelebilecek hasar ve kayıplardan sorumlu değildir. Toplam dört farklı C Grubu teslim şekli vardır. Bunlar:

CFR (Cost & Freight), Masraflar ve Navlun Ödenmiş Olarak Teslim

CIF (Cost, Freight & Insurance), Maliyet, Navlun ve Sigorta Dahil Teslim

CPT (Carriage Paid to), Varış Yerine Kadar Navlun Ödenmiş Olarak Teslim

CIP (Carriage & Insurance Paid to), Varış Yerine Kadar Navlun ve Sigorta Primi Ödenmiş Olarak Teslimdir.

Bu bölümde yukarıda bahsedilen Incoterms C Grubu teslim şekilleri hakkında bilgi verilecektir.

5.1. CFR- Cost & Freight (Masraflar ve Navlun Ödenmiş Olarak)

CFR (Maliyet ve Navlun) FOB sonrası en çok kullanılan teslim şekillerinden birisidir.

Bu teslim şekli, malların varış yerine kadar taşınması için gerekli olan masrafları ve navlun bedelini satıcının ödemesini ifade eder.

CFR’a göre satıcı, malları yükleme limanında gemiye yüklediğinde alıcıya teslim etmiş sayılır. CFR’da iki kritik husus bulunmaktadır: ‘teslimat noktası’ ve ‘varış noktası’dır. Satıcı, malın yükleme limanından kabul edilen varış limanına taşınması için seçilen taşıyıcı ile taşıma sözleşmesi yapar ve navlun öder.

Şekil 5.1. CFR Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

CFR, sadece deniz, nehir ve kanal taşımacılığında kullanılır. Limandan limana taşımanın olması gerekmektedir.

Satıcı, malları, kabul edilen süre içinde kararlaştırılan yükleme limanındaki geminin yanında gemiye yükleyerek alıcıya teslim eder. Teslimat, gemi varış limanına ulaştığında, satıcı malları gemiye yüklediğinde gerçekleşir.

Satıcı mal teslimine kadarki bütün masrafları ve varış limanına kadarki masrafları (limanda gemiden indirme dahil) öder ve teslim edene kadar malların zarar görmesi veya kaybolması riskini taşır.

Satıcı, malların belirtilen varış limanına taşınması için sözleşme yapar ve navlunu öder.

Satıcı ihracat işlemlerini yerine getirir. Ayrıca, satıcı yüklemenin gerçekleştiği ve yaklaşık varış tarihini alıcıya bildirmekle yükümlüdür.

C GRUBU
CFR- Cost & Freight
Mal Bedeli ve Navlun Ödenmiş Olarak
(Liman)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Satıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Alıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Alıcı
Risk Transferi Sevkiyat Gemisi Güvertesinde

Tablo 5.1. CFR Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

Alıcı, malları yükleme limanında bulunan gemiye yüklediğinde teslim alır.

Alıcı, navlun dışındaki malların ücretini öder ve teslimattan sonra risk taşır.

Alıcı, varsa ithalat ülkesindeki ithalat formalitelerini (belgeler ve gümrük) ve muhtemel formaliteleri üstlenir.

CFR teslim şekillerinde sigorta zorunluluğu yoktur ama yapılması gerekirse sorumluluğu alıcıya aittir.

Incoterms® 2020 kurallarına göre CFR konteyner sevkiyatları için uygun değildir, çünkü kargo taşıyıcıya, konteyner sahası veya hatta satıcının mülkü gibi limana belli bir mesafede verilir.

Satıcı, malları gemiye yükleme masraflarını, nakliye masraflarını ve nakliye ile ilgili güvenlik masraflarını ödemek zorundadır.

Taşıma sözleşmesinde transit masraflar ve / veya boşaltma limanında boşaltma varsa, bu masrafları satıcı üstlenir.

5.2. CIF- Cost, Freight & Insurance (Maliyet, Navlun ve Sigorta Dahil)

CIF kuralı, bir yönü dışında, CFR ile aynıdır. Malın gemiye yüklenmesinden sonra riskin satıcıya geçmesine rağmen, CIF’de satıcı, alıcı riski için asgari sigorta teminatı seviyesini almakla yükümlüdür.

Yani kısaca, CIF teslim şeklinde satıcı CFR satış şeklindeki bütün yükümlülükleri aynen üstelenmekte ve buna ilaveten taşıma sırasında malların karşılaşabileceği hasar ve kayıp risklerine karşı deniz sigortası yükümlülüğünü de taşımaktadır.

Şekil 5.2. CIF Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

CIF, sadece deniz, nehir ve kanal taşımacılığında kullanılır. Limandan limana taşımanın olması gerekmektedir.

CIF’e göre, satıcı malları yükleme limanında gemiye yüklediğinde alıcıya teslim ettiği kabul edilir.

Teslim noktası ile varış noktası bu teslim şeklinde de farklılık gösterir ve önem arz eder.

Satıcı navlun msraflarını öder. Alıcı ise ilgili masraflar yüke dahil edilmediği sürece teslimattan sonra oluşacak navlun dışındaki tüm masraflardan sorumludur,. Varış limanında tahliye masrafları, taşıma sözleşmesine dahil edilmediği sürece, satıcıya aittir.

Satıcıdan alıcıya teslimat, CIF’e göre satıcının taşıma sözleşmesi yapması dışında FOB’ya benzer .

Taşıyıcının bakış açısına göre, taşıyıcının sözleşme ortağı satıcıdır. Sözleşme, kalkış limanından kabul edilen varış limanına kadar olan taşımayı kapsamalıdır.

Risk, satıcıdan alıcıya teslimat sırasında aktarılır.

C GRUBU
CIF- Cost, Freight & Insurance
Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun Ödenmiş Olarak
(Liman)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Satıcı
Sigorta Satıcı
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Alıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Alıcı
Risk Transferi Sevkiyat Gemisi Güvertesinde

Tablo 5.2. CIF Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

Satıcının, yükleme limanından varış limanına kadar iyi bir sigorta şirketi ile alıcı adına bir kargo sigortası yaptırması gerekir.

Sigorta, mal veya genel ortalamaya zarar verme risklerini kapsar.

Mal taşımacılığında gecikme riski normal taşıma sigortasına dahil değildir.

Sigorta en az asgari şartlarla sözleşmeli olmalıdır. Çoğu durumda mallar mümkün olan en geniş şartlarla sigortalanır. Sigortalanan değer, en azından CIF değeri +% 10’dur.

Satıcı, teslimatın kanıtı olarak taşıyıcıdan bir belge alacaktır. Bu belge bir konşimento ise, “on board” konşimento olmalıdır.

İhracat işlemlerinden ve maliyetlerinden satıcı sorumludur. İthalat sırasındaki formaliteler ve transit sırasındaki olası formaliteler alıcı içindir.

CIF’de belirtilen varış limanı, teslimat limanı olmayıp, alıcının malları taşıyıcıdan aldığı limandır.

Satıcı, malları, kabul edilen süre içinde kararlaştırılan yükleme limanındaki geminin yanında gemiye yükleyerek alıcıya teslim eder.

Satıcı, teslim anına kadarki maliyetleri üstlenir ve teslim edene kadar malların hasar görmesi veya kaybolması riskini taşır.

Satıcı, malların belirtilen varış limanına taşınması için sözleşme yapar ve navlunu öder.

Satıcı, ihracat işlemlerine ilişkin tüm yükümlülükleri yerine getirir.

Satıcı, yükleme limanından varış limanına transit sırasında malları alıcı adına sigorta ettirir.

Alıcı, yükleme limanında mallar gemiye yüklediğinde, malı teslim almış olur.

Alıcı, teslimden sonra, navlun dışındaki malların masrafını öder ve teslimattan sonraki tüm riskleri taşır.

Alıcı, varsa ithalat ülkesindeki ithalat formalitelerini ve muhtemel formalitelerini dikkate alır.

Eğer alıcı talep ederse, satıcının masrafları alıcıya ait olmak üzere, savaş, grev, ayaklanma, halk hareketi gibi risklere karşı da ek teminatlı sigorta sözleşmesini de düzenlemesi gerekir.

Asgari sigorta tutarı CIF maliyet bedelinin %110’u kadar ve sözleşmenin para biriminde olmalıdır.

5.3. CPT-Carriage Paid to (Varış Yerine Kadar Navlun Ödenmiş Olarak)

CPT (Masraflar Dahil Varış Yerine Kadar Taşıma) kuralı, satıcının varış noktasına kadar tüm masrafları üstlenmesini gerektirir.

Şekil 5.3. CPT Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

CPT terimi iki kritik noktaya sahiptir . Bunlar teslimat noktası ve varış noktası.

CPT teslim şekline göre satıcı, malları yükleme yerinde taşıma aracına teslim ettiği zaman alıcıya teslim gerçekleşmiş olur (varış yeri değil). Fakat mülkiyetin geçişi bu noktada olmaz.

Satıcı ihracat formalitelerini yerine getirmek zorundadır ve alıcı ithalat formalitelerini gerçekleştirir. Taşıma sözleşmesi ve tabi ki bunun bedelinin satış fiyatına dahil edileceği sözleşme satıcıya aittir.

C GRUBU
CPT-Carriage Paid to
Varış Yerine Kadar Navlun Ödenmiş Olarak
(Yer)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Satıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Alıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Alıcı
Risk Transferi Belirtilen Yerde Araçta

Tablo 5.3. CPT Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

Bu teslim şeklinde de FCA’da olduğu gibi, teslimat gerçekleştiğinde risk derhal alıcıya aktarılır.

Bu kural, Avrupa / Orta Asya topraklarında kara taşımacılığı için iyi çalışır; çünkü, genellikle malları toplayan kamyon, malları varış noktasına taşıyan araç olacaktır.

Alıcı sadece satıcının malın taşıyıcısına teslim edildiğinde teslim almakla kalmayıp, aynı zamanda varış yerindeki belirtilen yerde de fiziksel olarak teslim almalıdır.

Satıcı, malları, kararlaştırıldığı yerde yükleme tarihinde belirtilen taşıyıcıya teslim ettiği anda teslim gerçekleşmiş olur.

Satıcı, tüm masrafları öder ve teslim edene kadar malların kaybolması veya zarar görmesi riskini taşır. Malları ilk taşıyıcının gözetimine devrettiği andan itibaren malla ilgili tüm risklerden kurtulur.

Satıcı,taşıma sözleşmesi yapar ve yükü kararlaştırılan varış noktasına kadar taşınmasını sağlar.

Satıcıihracat, gümrük işlemlerini, ve masraflarını üstlenir.

Sigorta zorunlu olmayıp yapılası gerekirse sorumlusu satıcı değil alıcı olacaktır.

Alıcı, malları, satıcı kabul edilen teslimat zamanında yükleme yerindeki taşıyıcıya teslim ederken teslim alır.

Alıcı, malları belirtilen varış yerindeki taşıyıcıdan alır.

Alıcı, navlun dışındaki masrafları öder ve teslimattan sonra malların kaybolması veya zarar görmesi riskini taşır.

Alıcı, malların ithalatı ve herhangi bir ülkeden geçişleri için formalitelere özen gösterir ve ithalat masraflarını üstlenir.

Alıcı, masraflar yüke dahil edilmediği sürece, teslimattan sonra navlun dışındaki tüm masraflardan sorumludur.

Varış yerindeki tahliye masrafları, taşıma sözleşmesine dahil edilmediği sürece, alıcıya aittir.

5.4. CIP-Carriage & Insurance Paid to (Varış Yerine Kadar Navlun ve Sigorta Primi Ödenmiş Olarak)

CIP teslim kuralı, çok önemli bir fark haricinde CPT’ye benzer.

Bu kural, alıcının riski için satıcının belirtilen hususlar altında ‘bütün riskleri kapsayan’ maksimum sigorta teminatı almasını gerektirir (Incoterms 2020).

Satıcı, bu sigorta kapsamında talep etmesi durumunda alıcının ihtiyaç duyacağı herhangi bir sigorta belgesini alıcıya vermelidir.

CIP alıcının ülkesinde kararlaştırılmış bir varış yerine malların teslimatından satıcının sorumlu olduğu ve satıcının bu taşıma ücretini ödemek zorunda olduğu bir Incoterm’dir.

Ancak satıcının riski, malları menşe varış yerindeki taşıma aracına yerleştirdikten sonra sona erer. Malların taşınması sırasında alıcı ek sigorta için ödeme yapabilir.

Şekil 5.4. CIP Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

C GRUBU
CIP-Carriage &Insurance Paid to
Varış Yerine Kadar Navlun ve Sigorta Ödenmiş Olarak
(Yer)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Satıcı
Sigorta Satıcı
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Alıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Alıcı
Risk Transferi Belirtilen Yerde Araçta

Tablo 5.4. CIP Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

CPT’de olduğu gibi, malların nakliyesi gerçekleşir ve malların bir taşıyıcı tarafından sorumlu tutulduğu noktada (teslim noktası) satıcıdan alıcıya risk transferleri yapılır.

Terminal Kullanım Ücretleri(THC), terminal operatörü tarafından katlanılan ücretlerdir.Bu masraflar, taşıyıcı tarafından navlun tutarına dahil edilebilir veya dahil edilmeyebilir – alıcı, sürprizleri önlemek için CIP fiyatının THC içerip içermediğini sormalıdır.

Diğer “C” kurallarında olduğu gibi, akreditif içeren işlemler için iyi bir seçimdir.

Teslim yeri ve varış yeri kavramlarına burada da dikkat etmek gerekir.

Örneğin ; bu teslim şekli için “ CIP Hong Kong Terminal 3 ”

Satıcının malları belirtilen yere, Hong Kong Terminali 3’e taşıması için bir taşıyıcıyla sözleşme yapmasını zorunlu tutar. Bu, belirtilen varış yeridir . Bununla birlikte, kritik bir nokta daha vardır. Bu da satıcının malları ilk taşıyıcıya teslim ettiği nokta. Bu, riskin satıcıdan alıcıya geçtiği teslimat yeridir .

Bu örnekte, birkaç olası teslimat yeri vardır – örneğin deniz yolculuğu için yükleme yerinde konteyner sahası olabilir (örneğin, Felixstowe rıhtım 8); veya satıcının mülkü veya başka bir lojistik merkezi olabilir. Bu nedenle, alıcı ve satıcının teslimat yerini ve varış yerini tanımlaması ve ticari anlaşmaya dahil etmesi önem arz etmektedir.

CIP teslim şeklinde, satıcı (ihracatçı firma) fabrikada yükleme, iç nakliye, limanda gemiye yükleme ve sevkiyat süreçlerini organize ederek, yükü, alıcının (ithalatçının) ülkesinde alıcının belirttiği gümrük noktasında, alıcı tarafından gümrük işlemleri tamamlandıktan sonra alıcının adresine teslim edilecek şekilde operasyonu tamamlar.

Malın satıcı tarafından varış yerine kadar olan taşıma masrafları ödenerek, nakliye aracına yüklenmesinden sonra ortaya çıkacak tüm masraflar ve riskler alıcıya aittir.

Bu ödeme şeklinde de aynı CIF teriminde olduğu gibi satıcının sadece asgari teminat sağlayan bir sigorta yaptırması ve ücretini ödemesi gerekir. Ancak alıcı olağandışı risklere (grev, savaş, doğal afet vb.) karşı sigorta yaptırılmasını istiyorsa primini kendisi ödemek şartıyla satıcıdan sigorta kapsamının genişletilmesini isteyebilir.

Satıcı:

Sözleşme koşullarına uygun olarak malı hazırlar, ihracatçının ülkesinden tedarik edilecek belgeleri hazırlar.

Malın ihracıyla ilgili gümrük işlemlerini gerçekleştirir ve ilgili gümrük vergilerini öder.

Göndereceği malın sigortasını yaptırır ve sigorta ücretini öder.

Taşıma acentesiyle anlaşma yaparak, malların varış yerine kadar olan navlun (taşıma masrafları) ücretini öder. Taşıyıcının bakış açısına göre, taşıyıcının sözleşme ortağı satıcıdır. Sözleşme, kalkış yerinden kararlaştırılan varış noktasına kadar nakliyeyi kapsamalıdır.

Yüklemenin yapıldığını ve muhtemel varış tarihini alıcıya bildirir.

Ayrıca, düzenlenen taşıma belgesini ve gerekli diğer belgeleri alıcıya gönderir.

Alıcı ise;

Alım-satım sözleşmesindeki koşullara uygun bir şekilde mal bedelini öder.

Malın ithal edileceği ülke için gerekli ithalat belgeleri ve gümrük işlemlerini tamamlar.

Varış yerinde malların boşaltım ücretini öder.

Mal varış yerine ulaştığında gecikmeksizin malları boşaltır.

2

Uygulamalar

1. CIF ve CIP arasındaki temel farklılıkları belirtiniz.

2. C Grubu teslim şekillerini ihracatçı açısından ve taşıma modları açısından değerlendiriniz.

Uygulama Soruları

1. C Grubu teslim şekillerini taşıma modları bakımından sınıflandırınız.

2. Ülkemizde hangi sektörde faaliyet gösteren şirketler C Grubu teslim şekillerini tercih etmektedir?

3. C grubu teslim şekillerini sigorta zorunluluğu açısından sınıflandırınız.

Bölüm Özeti

Bu bölümde Incoterms C Grubu teslim şekilleri hakkında özet bir bilgi verilmiştir. Incoterms-2020’de C grubu hakkında yayınlanan yeniliklere değinilmiştir.

CFR, CIF, CPT ve CIP bu gruba dahil olan 4 adet Incoterms terimdir.

C grubundan bir incoterms’i içeren satış sözleşmesinde satıcının sorumluluğu, taşıma işlemini gerçekleştirecek olan taşıyıcı ile sözleşme yapmak ve taşıma ücretini ödemektir. Ayrıca satıcı tüm ihracat işlemlerini yapar ve eğer oluşmuşsa ihracata ilişkin vergileri de öder. CIF ve CIP terimleri satıcıya sigorta işlemini yapma ve sigorta ücretini ödeme sorumluluğunu da vermektedir. C grubu incoterms’lerde satıcı varış limanına kadar oluşacak olan navlun bedelini ödese bile, ürünlerin teslimini, yükleme limanında ürünlerin gemi küpeştesini ( ship’s rail ) geçmesi ile veya ürünlerin alıcının belirleyeceği ilk nakliyeciye teslimi ile tamamlamış olur.

6. INCOTERMS D GRUBU TESLİM ŞEKİLLERİ

Giriş

Incoterms 2010 versiyonunda bir önceki uygulamaya (Incoterms 2000) göre teslim şekillerinde en büyük değişiklik D grubunda gerçekleşmiştir. Hatırlayacağımız üzere, Incoterms 2010 teslim şekilleri ile birlikte DAF, DES, DDU, ve DEQ teslim şekilleri kullanımdan kaldırılıp, onların yerine DAT ve DAP teslim şekilleri getirilmiştir. Ayrıca bu iki teslim şeklinin yanı sıra eski teslim şekillerinden birisi olan DDP’in kullanımına devam edilmiştir.

Incoterms’in son versiyonunda (2020) da yine D grubu için çeşitli düzenlemelere gidilmiştir. DAP, DPU ve DDP teslim şekillerinde, satıcının veya alıcının kendi nakliye araçları ile nakliyenin gerçekleştirilebilmesi mümkün kılınmıştır. Aynı düzenleme FCA için de geçerlidir. Bunun dışında Incoterms 2010’da belirtilen DAT teslim şekli Incoterms 2020’de DPU olarak değiştirilmiştir.

Aslında buna tam bir değişiklik demek yanlış olur. Incoterms 2020’de DAT (Delivered At Terminal) -Terminalde Teslim şeklinin DPU (Delivered At Place Unloaded) olarak revize edildiğini görmekteyiz. İçerik olarak DAT teslim şeklinden farkı olmayan DPU malın tesliminin terminal yerine herhangi bir noktada da gerçekleşebilmesine olanak sağlamaktadır. DPU teslim şekli satıcıya; malları alıcının emrine, gümrük işlemleri yapılmaksızın, taşıma aracından boşaltılmış şekilde hazır etmesini şartını gerektirmektedir.

D grubu teslim şekillerinde varış yerine kadar olan tüm risk /vergiler dahil tüm masraflar satıcıya aittir.

Bu bölümde yukarıda bahsedilen Incoterms D Grubu teslim şekilleri hakkında bilgi verilecektir.

6.1. DAP- Delivered At Place (Belirtilen Yerde Teslimat)

DAP, herhangi bir taşıma modu için veya birden fazla taşıma modunun olduğu yerlerde kullanılabilir.

Satıcı malın taşınmasından ve malları belirtilen adreste teslim etmekten sorumludur. Burada, teslim yeri artık DAT’ta olduğu gibi terminl olma zorunluluğu taşımamaktadır.

DAP, satıcının, alıcının belirtiği bir yerde (genellikle alıcının adresin) malları teslim etmesini gerektirir.

Satıcı masrafları öder ve satıcının malları alıcıya teslimi kararlaştırılan varış yerine kadar bütün riskleri üstlenir .

Nakliye masraflarını da satıcı karşılar. Bu teslim şeklinde taşıyıcının sorumlu ortağı satıcıdır. Yani nakliyeyi gerçekleştiren firma ile satıcı arasında taşıma sözleşmesi gerçekleştirilir. Teslimattan sonra risk alıcıya geçer. Nakliye aracının boşaltılmasından alıcı sorumludur.

Şekil 6.1. DAP Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

Satıcı, ihracat işlemlerinden ve transit ülkedeki olası işlemlerden sorumludur. İthalat formaliteleri (gümrük ve vergi vs) ise alıcıyı ilgilendirir. DAP, satıcının masrafları ödemek ve alıcıya yönelik riskleri almak istediği herhangi bir işlem için uygundur.

Bu terim, tüm taşıma modlarında, ayrıca konteyner trafiğinde ve kombine taşımacılıkta kullanılabilir.

Alıcının herhangi bir gerekli ithalat formalitesindeki gecikmeden dolayı oluşacak malın depolama maliyetleri alıcıya aittir.

Satıcının teslim noktasına kadar olan malların kaybolması veya zarar görmesi riski olmasına rağmen, satıcının alıcıya malları sigortalama yükümlülüğü yoktur.

D GRUBU
DAP- Delivered At Place
Belirtilen Noktada Teslim
(Yer)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Satıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Satıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Satıcı
Risk Transferi Teslimatta Taşıyıcıya Göre
Belirtilen Yerde

Tablo 6.1. DAP Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

DAP daha önceki Incoterms versiyonunda bulunan DAF (Delivered At Frontier-Sınırda Teslim), DES (Delivered Ex Ship-Gemide Teslim), ve DDU (Delivered Duty Unpaid To-Belirtilen Teslim Yerinde Gümrük Vergisi Ödenmiş Olarak)’nun yerini almıştır.

Satıcımalları alıcıya, gelen araçta kararlaştırılan varış yerindeki emrinde bırakarak teslim eder. Satıcımasrafları öder ve teslim edene kadar malların kaybolması veya zarar görmesi riskini taşır. Satıcı, malların ihracı ve teslimattan önce herhangi bir ülkeye geçişleri için formalitelere özen gösterir.

Alıcı, teslimatı kararlaştırılan varış yerinde alır ve malları gelen nakliye aracından tahliye eder. Alıcıteslimattan sonraki masrafları karşılar ve teslimattan sonra malların kaybolması veya zarar görmesi riskini taşır. Alıcıithalat işlemlerini üstlenir.

Her iki taraf da sigorta sözleşmesi yapmakla yükümlü değildir, ancak sigorta yaptırmak tavsiye edilir. Sigorta yapılacaksa msraflarını alıcı üstlenir. Incoterms 2010 DAP’ta belirtildiği gibi, 2020’den itibaren satıcı artık, alıcının sigorta alma talebinde bilgi vermek zorunda değildir.

6.2. DPU- Delivered At Place Unloaded (Belirtilen Yerde Mal BoşaltılmışTeslimat)

DPU, Incoterms 2020 için yeni bir teslim şeklidir. Genellikle önceki DAT’tan (Terminalde Teslim) bir isim değişikliği olduğu söylenirken, aslında değişiklik bundan biraz daha fazladır.

DAT, 2010’da herhangi bir taşıma türünü kapsayacak şekilde DEQ’nun (Delivered Ex Quay-Rıhtımda Teslim) genişletilmesi olarak tanıtıldı.DAT’deki sonuç, satıcının malları boşalmış olarak bir terminalde açık bir alan ya da bir havaalanında olduğu gibi kapalı bir depoda olsun bir terminale teslim etmesiydi.

DAT (Terminalde Teslim) kuralının yorumlanmasındaki hatalar nedeniyle, “terminal” kelimesinin yerine Incoterms 2020 DPU (Belirlenen Yerde Mal Boşaltılmış Teslim) getirilmiştir.

DPU, teslimatın sadece bir taşıma terminalinde değil, herhangi bir yerde gerçekleşebileceğini belirtmektedir.

Şekil 6.2. DPU Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

Teslimat yeri DPU’ya göresatıcı ve alıcı tarafından seçilen yerdir. Satıcı teslim noktasına kadarki (malların teslimat aracından indirilmesi dahil) tüm masrafları öder ve genellikle alıcıya yakın olan belirtilen varış yerine kadar risk taşır.

Satıcı, araçtan tahliye masrafları dahil, nakliye masraflarını öder.Taşıyıcının muhatabı satıcıdır ve taşıma sözleşmesi bu ikili arasında imzalanır.

Satıcı, ihracat işlemlerinden ve transit ülkedeki olası işlemlerden sorumludur.İthalat formaliteleri ile ilgili sorumluluklar (gümrük, vergi vs) ise alıcıdadır.

D GRUBU
DPU- Delivered At Place Unloaded
Belirtilen Noktada Mal Boşaltılmış Teslim
(Yer)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Satıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Satıcı
Gümrük İşlemleri Alıcı
Gümrük Vergileri Alıcı
VarışNoktası Teslimi Satıcı
Risk Transferi Malın Boşaltıldığı (Belirilen) Yerde

Tablo 6.2. DPU Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

DPU, her türlü taşıma modu için uygundur. DPU’da teslim yeri bir terminal de olabilir. Bundan dolayı DAT’ı kapsamaktadır. Ancak, teslim yeri terminal dışında bir yer olacaksa satıcı bu yerin malın boşaltılabileceği bir yer olduğundan emin olmalıdır.

DPU’nun en önemli özelliği eşyanın/malın satıcı tarafından boşaltılmasını zorunlu tutmasıdır.

Bu teslim şeklinde, ithalat formalitelerinin maliyetleri: gümrük, vergiler, ithalat izinleri, ithalat güvenlik izni ve tüm resmi izinleri alma maliyetleri alıcıya aittir. Yine aynı şekilde ithalat izni ile ilgili belgelerin elde edilmesi için gereken maliyetleri de alıcı üstlenecektir.

Alıcının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda ek masraflar da yine alıcı tarafından karşılanacaktır.

Diğer taraftan alıcı, satıcıya, ihracat ve transit geçiş işlemleri için gerekli belgeleri elde etmesinde yardımcı olacaktır. İthalat izninin alınması ve gerekli tüm masrafları yine alıcı üstlenecektir.

DPU’ya göre satıcının malları teslim etmesi; malların nakliye aracından çıkarıldığında ve alıcıya teslim edildiğinde gerçekleşir. Bu noktadan sonra tüm risk ve maliyet aktarımıalıcıya geçmektedir.. Teslim yeri, sözleşmede belirtilen varış yeri olabileceği gibi kararlaştırılan başka bir nokta da olabilir.

DPU, satıcının teslimat yerinde malları boşaltmasını gerektiren tek Incoterms kuralıdır. Bu nedenle, satıcı sözleşmede belirtilen yerde boşaltma yapabildiğinden emin olmalıdır. DPU Incoterms durumunda sigorta sözleşmesi yapma zorunluluğu yoktur. Fakat sigorta yapılacaksa bundan alıcı sorumludur ve tüm masrafları karşılamakla yükümlüdür.

DPU kuralı, kullanılan taşıma türünden bağımsız olarak kullanılabilir. Bu, birden fazla taşıma modunun kullanımı için de geçerlidir.

Eğer satıcı boşaltma riskini ve maliyetlerini üstlenmek istemiyorsa, DPU yerine DAP’ı tercih etmesi önerilir.

6.3. DDP-Delivered Duty Paid (Gümrük Vergisi Ödenmiş Olarak Teslimat)

DDP, Incoterms 2020 D grubu bir teslim türüdür. Herhangi bir taşıma modu için veya birden fazla taşıma modu olan yerlerde kullanılabilir. Incoterms 2020’de FCA, DAP, DPU, DDP teslim şekillerinde tarafların kendi taşıma araçlarını kullanmasına yönelik düzenlemeler bulunmaktadır.

Satıcı ithalat formaliteleri dahil maliyetlerin hepsini karşılamakla yükümlüdür. Teslimat yeri, satıcı ve alıcı tarafından, örneğin alıcının deposu tarafından kabul edilen herhangi bir yer olabilir.

Satıcı malları gümrükten geçirip teslimi için anlaşılan hedefe kadar tüm riskleri taşımaktadır .Satıcı, varış noktasınd malları nakliye aracından çıkardığında mallar alıcıya teslim edilmiş sayılır.

Satıcı, ihracat işlemlerinden, transit ülkedeki olası işlemlerden ve ithalat işlemlerinden sorumludur. Alıcı formalitelerden sorumlu değildir.

Bu teslim şekli alıcının sorumluluğunun en az olduğu teslim şeklidir. Bu teslim şeklinde alıcı sanki ülke içerisinde herhangi bir firmadan mal alıyormuş gibidir.

Eğer taşıma sözleşmesine dahil edilmişse, varış noktasında boşaltma maliyetleri satıcıya aittir. Fakat satış sözleşmesinde yer almıyorsa varış noktasında boşaltma maliyetleri alıcıya aittir (satıcı taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça bu ücretleri geri alma hakkına sahip değildir).

Satıcı,satış sözleşmesinde belirtilen varış yerine malları ulaştırmakla sorumludur. Bunu yapmazsa, DDP kurallarını ihlal eder ve doğabilecek her türlü kayıplarından alıcıya karşı sorumludur.

Her iki tarafın da sigorta yapma yükümlülüğü yoktur. Alıcı sigorta isterse bunun masrafını karşılamakla sorumludur.

Alıcı malları teslim aldıktan sonra araçtan indirmekle yükümlüdür.

Alıcı, ithalat, ihracat ve transit ile ilgili tüm belgeleri elde etmek için satıcıya (talebi üzerine) yardım etmekle yükümlüdür. Bu sorumluluk sadece yardım düzeyindedir.

Her iki taraf da satış sözleşmesinde, alıcının teslimat zamanını ve yerini belirlemekle yükümlü olduğunu kabul ederse, alıcı satıcıyı bu konuda (teslimat yeri ve zamanını bildirme) önceden bilgilendirmelidir.

Şekil 6.3. DDP Teslim Şeklinde Risklerin, Maliyetlerin ve Belge Yükümlülüklerinin Gösterimi

D GRUBU
DDP-Delivered Duty Paid
Gümrük Vergileri Ödenmiş Olarak
(Yer)
Depolama Satıcı
İhracat Paketleme (Kontrol+Etiketleme) Satıcı
Menşe Yükleme Satıcı
Yurtiçi Taşımacılık Satıcı
Liman Teslim Masrafları (Gümrük Dahil) Satıcı
Forwarder (aracı-gönderici) Masrafları Satıcı
Deniz/Hava Taşımacılığı Navlunu Satıcı
Sigorta Herhangi Bir Sorumluluk Yok
Gümrük Varış (teslim) Masrafları Satıcı
Gümrük İşlemleri Satıcı
Gümrük Vergileri Satıcı
VarışNoktası Teslimi Satıcı
Risk Transferi Belirtilen Yerde Taşıcıya (Gümrük ve Vergiler ödenmiş şekilde) Teslim

Tablo 6.3. DDP Teslim Şeklinde Tarafların Yükümlülükleri

İthalat izni için alıcı ödeme yapamıyorsa ve bunu satıcının sorumluluğunda bırakmayı tercih ederse, taraflar Incoterms DAP veya DPU’yu düşünmelidir.

Kısaca özetleyecek olursak, tüm teslim şekilleri arasında ihracatçı açısından en fazla masraf ve sorumluluğa sahip teslim şeklidir. Tabiri caizse “depo teslim” olarak adlandırılabilir. Bu teslim şeklinde alıcının deposuna kadar olan tüm masrafları ihracatçı karşılar.

D’li teslim şekillerinde sigorta konusu 2018 yılından itibaren ülkemizde tüm tarafların gündeminde bulunmaktadır.

Bilindiği üzere Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün konuyla ilgili ‘(…) alıcı tarafından herhangi bir sigorta ödemesi beyanı yapılmayan DAP, DAT ve DDP gibi teslim şekillerine konu ithalat beyannameleri için ilgili firmasından alıcı-satıcı arasında düzenlenmiş olan bir sigorta sözleşmesinin olup olmadığının sorulması ve ibrazının istenilmesi, böyle bir sözleşmenin bulunması halinde ise sözleşmede sigorta yükümlülüğünün satıcıya ait olduğuna dair herhangi bir madde bulunmaması durumunda sigorta yükümlülüğünün alıcıda olduğu kabul edilerek söz konusu sigorta masrafının 4458 sayılı Kanun’un 27/e maddesine göre gümrük kıymetine ilave edilmesi gerekmektedir(…)’ şeklinde bir talimatı vardı.

Incoterms 2020’de de D’li teslim şekillerinde tarafların herhangi bir sigorta ödeme zorunluluğu bulunmadığı belirtildiğinden, bu konunun teslim şekillerine ilişkin ülkemizde Kanun, tüzük ve yürütmelerin düzenlenmesi gerekmektedir.

Uygulamalar

1.D grubu teslim şekilleri arasındaki temel farklılıkları belirtiniz.

2.D Grubu teslim şekillerini ihracatçı açısından ve taşıma modları açısından değerlendiriniz.

Uygulama Soruları

1. Satıcıya ve alıcıya riskleri açısından Incoterms D grubu teslim şekillerini karşılaştırınız.

2. İhracatçıya (satıcı) riski bakımından D grubu teslim şeklinin diğer teslim şekillerinden farkını belirtiniz.

3. Incoterms 2020’nin D Grubu teslim şekillerine getirdiği yenilikleri tartışınız.

Bölüm Özeti

Bu bölümde Incoterms D Grubu teslim şekilleri hakkında özet bir bilgi verilmiştir. Incoterms-2020’de D grubu hakkında yayınlanan yeniliklere değinilmiştir.

DAP, DPU, DDP bu gruba dahil olan 3 adet Incoterms terimdir.

FCA, DAP, DPU ve DDP teslim şekillerinde, satıcının veya alıcının kendi nakliye araçları ile nakliyenin gerçekleştirilebilmesi mümkün kılınmıştır. Bunun dışında Incoterms 2010’da belirtilen DAT teslim şekli Incoterms 2020’de DPU olarak değiştirilmiştir.

İçerik olarak DAT teslim şeklinden farkı olmayan DPU malın tesliminin terminal yerine herhangi bir noktada da gerçekleşebilmesine olanak sağlamaktadır.

D grubu teslim şekilleri ihracatçı açısından riski en yüksek teslim şekilleridir. Bütün rolleri genelde satıcı üstelenir ve alıcının sorumluluk/rolü çok azdır.

7. DIŞ TİCARETTE ÖDEME ŞEKİLLERİ

Giriş

Günümüz küresel pazarlarında başarılı olabilmek ve yabancı rakiplere karşı rekabet avantajı sağlayabilmek için, ihracat yapan firmaların müşterilerine uygun ödeme yöntemleriyle desteklenen cazip satış şartlarını sunmaları gerekmektedir.

Ticari mal alımı veya satımı söz konusu olduğunda, her zaman alıcı ve satıcı arasında belirli bir risk ve güven düzeyi söz konusudur. İster bir alıcı ya da bir satıcı olun, uluslararası işlemlerle uğraşırken bazı risklere maruz kalmak zorundasınız. Bu risk büyük oranda, dış ticarette kullandığınız ödeme yöntemine bağlıdır.

Tam ve zamanında ödemelerini alabilmek her ihracatçı için nihai hedeftir. Bundan dolayı ihracatçılar, alıcının ihtiyaçlarını gözetirken aynı zamanda kendi açısından ödeme riskini en aza indirmek için en uygun ödeme yöntemini seçmeye çalışacaktır.

İthalatçı ve ihracatçılar için dünya genelinde birçok uluslararası ödeme yöntemi vardır. Bunun yanı sıra, dünya küreselleşmeye devam ederken, uluslararası ödeme yöntemlerinde bir artış yaşanmaktadır. Buna karşın, uluslararası ticari işlemler için tercih edilen ve sıkça kullanılan beş ana ödeme yöntemi vardır. Satış sözleşmesi görüşmeleri sırasında veya öncesinde, hangi yöntemin firmanız ve müşteriniz için karşılıklı olarak arzu edilir olduğunun kararını vermeniz gerekmektedir.

Sınır ötesi ödemeler söz konusu olduğunda, alıcıların en ucuz ve en basit ödeme yöntemine öncelik verme eğiliminde olduğunu görmekteyiz. Diğer bir deyişle, en düşük maliyetle mallarını güvenli bir şekilde teslim almak isterler.

Alıcılar işlem sürecinde mümkün olduğu kadar geç ödemeyi tercih ederken, satıcılar mümkün olduğu kadar çabuk ve güvenli bir seçenekle tam olarak ödemeyi tahsil etmek isteyeceklerdir.

İşlemler uzak mesafeler arasında yapıldığından, iç ticaretteki gibi bir taraf malı teslim ederken diğer tarafın aynı anda (ya da kısa bir süre içerinde) ona ödemede bulunması söz konusu değildir.

İthalatçı (alıcı), kendisini güvenceye almak için, önce malı devralmayı, daha sonra ödemeyi yapmayı arzularken, ihracatçı (satıcı) açısından en önemli yol, ödemenin peşin yapılması, malın sonra gönderilmesidir.

Ödeme şekli piyasaların (ekonominin), müşterilerin, ülkelerin durumuna göre değişir ve bu durumlara göre en uygun olanın seçilmesinde fayda vardır.

Dış ticarette genel anlamda beş farklı ödeme şekli (peşin ödeme, mal mukabili ödeme, kabul kredili ödeme, vesaik mukabili ödeme ve akreditifler) olmasına rağmen, yoğun olarak kullanılanlar akreditifler, vesaik mukabili ve mal mukabili ödemeleridir.

Malların ihraç edildiği ülkenin ekonomik durumu zayıf, bankalar zayıf, müşterilerin gücü yok ise akreditif çekici olacaktır.

Müşteri güveni yüksek ise, ihracat işlemlerini hızlandırmak için vesaik mukabili ödeme devreye girebilir.

Müşteri kendine güveniyor, müşterinin ülkesi ekonomik olarak güçlü ve mal ihraç etmekte sorun yok ise mal mukabili ödeme tercih edilebilir.

Günümüzün küresel pazarında başarılı olmak ve yabancı rakiplere karşı satışları kazanmak için ihracatçıların müşterilerine uygun ödeme yöntemleriyle desteklenen cazip satış koşullarını sunmaları gerekir.

Tam ve zamanında ödeme almak, her ihracat satışının nihai hedefi olduğundan, ödeme riskini en aza indirmek için aynı zamanda alıcı ihtiyaçlarını da karşılamak için uygun bir ödeme yöntemi seçilmelidir.

Görüldüğü üzere her yöntemin kendine göre avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Kitabımızın bu bölümünde dış ticarette kullanılan ödeme şekilleri özet bir şekilde ele alınacaktır.

7.1. Peşin Ödeme

Bu ödeme şeklindeki ödeme, malların teslimatından önce yapılır. Ödeme, malın tüm maliyetini kapsayabileceği gibi belirli bir oranı da kapsayabilir.İhracatçının bu tür ödemelerde ithalatçıya vermiş olduğu güven esastır.

Günümüzde yaygın bir ödeme şekli olmasa da, erken ödeme ile malların maliyetinde ciddi bir indirim alacağında veya satıcının tekel bir durum olduğu durumlarda ‘peşin ödeme yöntemi’ cazip gelebilir.

Kuşkusuz ki satıcıya en fazla güvence sağlayan yöntem budur. Çoğunlukla ilk kez mal alan ve tanınmayan müşterilere uygulanır.

Bununla birlikte, ithalatçı ülkedeki iç karışıklık, ekonomik kriz, ya da kambiyo denetimi gibi nedenlerle döviz transferlerinin gecikmeli yapıldığı, hatta tamamen durdurulduğu durumlarda da ihracatçı peşin ödeme talebinde bulunabilir.

Uluslararası satışlarda, banka havaleleri ve kredi kartları, ihracatçılar için en yaygın kullanılan peşin ödeme seçenekleridir. İnternetin gelişmesiyle birlikte emanet hizmetleri, küçük ihracat işlemleri için bir başka peşin ödeme seçeneği haline gelmektedir.

Bununla birlikte, peşin ödeme talep etmek, nakit akışı sorunlarına yol açabileceğinden alıcı (ithalatçı) için çok cazip değildir.

Bu nedenle, özellikle alıcı için seçebileceği başka satıcılar olduğunda, ihracatçı için genellikle rekabetçi bir seçenek değildir. Uluslararası iş yapmak için tek ödeme yöntemi olarak ‘peşin ödeme’ olarak ısrar eden ihracatçılar, müşterilerini daha cazip ödeme yöntemleri sunmaya istekli olan rakiplere kaptırabilirler.

Ayrıca, yabancı alıcılar, ödemenin önceden yapılması durumunda malların gönderilmeyeceğinden endişe duyabilirler.

Peşin ödeme seçeneğini daha uygun hale getirebilecek bazı faktörler şunlardır:

-İthalatçı yeni bir müşteridir ve / veya daha az köklü bir işletme geçmişine sahiptir.

-İthalatçının kredibilitesi şüpheli, yetersiz veya doğrulanamıyorsa.

-İthalatçının ülkesinde politik ve ticari riskler çok yüksekse.

-İhracatçının ürünü benzersiz, başka bir yerde mevcut değil veya yoğun talep görüyorsa.

-İhracatçı, kredi kartı ödemelerinin kabul edilmesinin ticari işlemleri yürütmenin standart bir yolu olduğu internet tabanlı bir işletme işletmektedir.

Peşin ödeme şu şekilde gerçekleşebilir:

-Efektif dövizle

-Çekle

-Elektronik Transferler

-Kredi Kartı

-Emanet Hizmetleri

7.2. Mal Mukabili Ödeme (Açık Ödeme)

Alıcının malı teslim almasından sonraki bir tarihte mal bedelinin ödenmesine olanak sağlayan bir ödeme şeklidir. Açık ödeme olarak da isimlendirilir.

Genel olarak şu şekilde gerçekleşir:

-Alıcı ile satıcı alım-satım sözleşmesi imzalar

-Sözleşme koşulları gereği satıcı malı ve ilgili vesaiki alıcıya gönderir

-Alıcı malı gümrükten çeker

-Sözleşmede belirtilen vadede alıcı mal bedelini satıcıya öder

Anlaşıldığı üzere, bu ödeme yöntemi satıcı için çok riskli alıcı için en az riskli ödeme şeklidir.

İhracatçı (satıcı), kendisine herhangi bir ödeme yapılmadan veya bir poliçe tanzim edilmeden malları ithalatçıya (alıcıya) göndermektedir ve büyük risk almaktadır.

Mal bedeli sözleşmede belirlenen ileriki bir tarihte veya mallar satıldıktan sonra ödenir. Bu ödeme şekli, satıcı tarafından alıcıya belirli bir süre için açılmış kredi niteliğindedir.

Risk görüldüğü üzere ihracatçı üzerindedir. İhracatçının, ithalatçıyı çok iyi tanınması ona güvenilmesi veya bir banka garantisi ile güvence sağlaması gerekir.

Mallar ödeme öncesi alıcıya gönderilir ve teslim edilir. Bu da ilgili ödeme yönteminin özellikle nakit akışı açısından alıcılar için son derece cazip bir seçenek olduğunu kanıtlar. Ancak, yelpazenin diğer ucunda, satıcılar yüksek risklerle karşı karşıya kalmaktadır.

Bu ödeme şeklinde,vesaiklerdoğrudan posta ile ithalatçıya gönderilebileceği gibi banka kanalıyla da gönderilebilir. Banka kanalıyla gönderildiğinde, bankaya bir bedelsiz teslim talimatı verilmektedir. Ancak uygulamada genellikle vesaiklerin doğrudan ithalatçıya gönderilmesi tercih edilmektedir.

Tablo 7.1. Alıcı ve Satıcı Açısından Mal Mukabili Ödeme Şeklinin Karşılaştırılması

7.3. Vesaik Mukabili Ödeme

Vesaik mukabili ödeme şekli bir bankanın , vesaikin bedelini tahsil etmesi karşılığında vesaiki teslim etmesine olanak sağlayan bir ödeme şeklidir.

Poliçeye dayalı dış ticaret işlemleri çoğunlukla bankalar tarafından yapılır.

Genelde işlemler şu şekilde gerçekleşir:

-Alıcı ile satıcı arasında alım-satım sözleşmesi imzalanır.

-Sözleşme koşulları çerçevesinde satıcı malı alıcıya gönderir.

-Satıcı mal ile ilgili vesaiki hazırlar. Bu belgeyi duruma göre; alıcıya, alıcının bankasına veya mümessili olan alıcının ülkesindeki firmaya gönderir.

-Alıcı mal bedelini bankası aracılığı ile satıcıya öder.

-Alıcı mal bedelini ödedikten sonra malı gümrükten çeker.

İhracatçı (satıcı) malını gönderdikten sonra vesaiki sevk evrakı ile birlikte, yabancı ülkedeki alıcıya ulaştırmak üzere, kendi bankasına verir.

Satıcının (ihracatçının) bankası da bu belgeleri ithalatçının ülkesindeki muhabirine gönderir. İthalatçının ülkesindeki muhabir bankanın izleyeceği yol vesaikin türüne bağlıdır.

Eğer poliçe görüldüğünde ödenecek tipte ise, banka ithalatçıyı çağırır ve mal bedelini ödemesini ister. İthalatçının ödemeyi yapması üzerine de, malı teslim almaya yarayan belgeleri kendisine devreder.

Eğer sevk bir vadeli poliçe ile yapılmışsa bu kez banka ithalatçıdan poliçeyi “kabul “ etmesini talep eder ve kabul üzerine de belgeleri kendisine teslim eder.

“Ticari kabul” ise belgeler alıcıya, adına çekilen poliçedeki bedeli ödeyeceğine dair kabul alındıktan sonra teslim edilir.

Alıcı poliçenin arkasına “kabul edilmiştir” yazarak, imzalar. Muhabir banka bunu saklayarak vadesi geldiğinde tahsil eder.

İthalatçı tarafından kabul edilmiş bir poliçe açıkça bir borcun hukuki delilidir. Ödenmemesi durumunda ithalatçı açısından uluslararası piyasada itibar kaybıdır.

İhracatçı ödememe riskine karşı bir bankanın garanti (aval) vermesini talep edebilir.

Türkiye’de her iki ödemeye de alışılan deyimle “vesaik karşılığı ödeme“ adı verilmektedir.

Tablo 7.2. Alıcı ve Satıcı Açısından Vesaik Mukabili Ödeme Şeklinin Karşılaştırılması

Vesaik mukabili işlemler ICC (Uluslararası Ticaret Odası)’nın yayımladığı ‘Tahsilat İşlemleri İçin Yeknesak Kurallar’ adı altında URC 522 sayılı broşüre tabidir.

7.4. Konsinye Ödeme

Uluslararası bir konsinye işlemi, yabancı distribütörün, satılana kadar malların unvanını elinde tutan ihracatçı için malları aldığı, yönettiği ve sattığı sözleşmeye bağlı bir düzenlemeye dayanmaktadır.

Konsinye işlemi, yalnızca alıcı tarafından malların alınmasından sonra ödemenin tamamlandığı mal mukabili ödemeye (açık hesaba) benzer.

İki yöntem arasındaki fark ise ödeme noktasından kaynaklanmaktadır. Konsinye olarak, yabancı-alıcı sadece ürünü nihai tüketiciye sattıktan sonra ödemeyi yapmakla yükümlüdür.

Bu uluslararası ödeme yöntemi, satıcının, mal satılıncaya kadar malın mülkiyetini elinde bulundurduğu bir anlaşmaya dayanır. Buna karşın, malın nihai müşteriye gönderilmesinden ve satışından alıcı sorumludur.

Konsinye genellikle, güvenilir bir ilişkiyi sağlayan veya saygın distribütörleri ve sağlayıcıları olan alıcılar ve satıcılar için önerilir.

Satılmak üzere gönderilen malları teslim alan kişi veya kuruluşlar malı rayiç değerinden satar, komisyon vb. giderleri satış gelirinden düşer ve kalan tutarı yetkili banka aracılığıyla döviz cinsinden ihracatçıya yollarlar.

İhracatçının malı, kontrolü olmaksızın ülke dışında politik nedenlerle kambiyo kısıtlamalarından ve hatta iklim sebebiyle doğacak riskler altında kalmaktadır.

Bu durumda satıcının elinde bir kambiyo senedi bulunmadığı gibi, alıcının kusurlarından doğacak zararını karşılayacak bir garantisi de bulunmamaktadır.

Ayrıca malın satılıncaya kadar her an için satıcıya, alacak ve satış masraflar dikkate alınmaksızın, geri gönderilmesi ihtimali vardır.

Konsinye ihracatta başarının anahtarı saygın ve güvenilir bir yabancı distribütör veya bir üçüncü taraf lojistik sağlayıcısı ile ortaklık yapmaktır. Gönderilen malları transit veya yabancı bir distribütöre devretmek ve ödeme yapılmaması riskini azaltmak için uygun bir sigorta bulunmalıdır.

İhracatta yaygın sevkiyat kullanımlarından biri, ağır makine ve teçhizat satışıdır; çünkü, yabancı distribütör genellikle kat modellerine ve satılık envantere ihtiyaç duyar.Kararlaştırılan bir süre sonra satılmayan mallar, ihracatçıya ücretsiz olarak iade edilebilir.

Tablo 7.3. Alıcı ve Satıcı Açısından Konsinye Ödeme Şeklinin Karşılaştırılması

Konsinye işlemlerde sevk edilen malları kayba veya hasara karşı korumak ve ödeme yapılmaması riskini azaltmak için uygun sigortanın uygulanmasını sağlanmalıdır.

İhracat Kredi Sigortası;

İhracat kredisi sigortası, temerrüt, iflas ve iflas gibi ticari kayıplara ve savaş, millileştirme ve para birimi dönüştürülemezliği gibi politik kayıplara karşı koruma sağlar. İhracatçıya, yabancı distribütör ödeme yapamıyorsa ödemenin yapılacağına dair şartlı güvence verir. Konsinye edilen malları transit veya yabancı bir distribütöre devretmek için uygun bir sigorta alınmalıdır.

7.5. Akreditif

Akreditif (LC), uluslararası yatırımcıların kullanabileceği en çok yönlü ve güvenli araçlardan biridir.

Akreditif, bir banka tarafından ithalatçı (yabancı alıcı) adına, belirtilen belgelerin sunumu ile kanıtlandığı şekilde, akreditifte belirtilen şart ve koşulların yerine getirilmesi şartıyla yararlanıcıya (ihracatçı) ödeme yapılması taahhüdüdür.

Akreditifler kredi aracı olduğundan, ithalatçının bankayla olan kredisi LC (akreditif) elde etmek için kullanılır. İthalatçı bankaya bu hizmeti vermesi için bir ücret öder.

Akreditif ithalatçının talebine dayanarak bir banka tarafından ihracatçıya verilen, belirli şartların yerine getirilmesi koşuluyla sattığı mal ve hizmetlerin bedelini ödeyeceğini garanti eden bir taahhüttür.

Bu şartlar genelde malların sevk edildiğini gösteren vesaikin ibrazıdır.

Akreditif ithalatçının bankası tarafından açılır.

Akreditif koşulları küşat mektubu (Akreditif Açma Teklif Formu) adı verilen bir belge ile ihracatçının bankasına bildirilir.

İhracatçı sevkiyatı yapıp, akreditifte belirtilen koşulları yerine getirerek, vesaiki bankaya ibraz ettiğinde mal bedelini tahsil eder.

Bu yöntem aynı zamanda ithalatçıyı da korur, çünkü ödemeyi tetiklemek için gerekli belgeler malların kararlaştırıldığı gibi gönderildiğine dair kanıt sağlar.

Bununla birlikte, LC’lerin, ihracatçıya yapılan ödemeyi olumsuz etkileyebilecek tutarsızlıklar için fırsatları olduğundan, dokümanlar eğitimli profesyoneller tarafından hazırlanmalıdır.

Akreditif, esas aldığısatış sözleşmesindenayrı bir sözleşmedir;Bu nedenle, bankalar temel malların niteliği ile veya her bir tarafın satış sözleşmesi şartlarını yerine getirip getirmediği ile ilgilenmez.

Bankanın ödeme yükümlülüğü, yalnızca satıcının LC’nin şart ve koşullarına uygunluğu şartına bağlıdır.LC (akreditif) işlemlerinde, bankalar yalnızca belgelerde işlem yapar, mallarla çok ilgilenmezler.

LC’ler ihracatçı ve ithalatçı arasındaki tek bir seferlik işlemler için kolayca düzenlenebilir veya devam eden işlemler dizisinde kullanılabilir.

Aksi belirtilmedikçe, akreditif (LC) durumunun koşulları her zaman değiştirilemez. Yani ithalatçı, bankalar ve ihracatçı onaylamadıkça belge değiştirilemez veya iptal edilemez.

Akreditif Amiri (Applicant) dışticaret işlemlerinde malların alıcısı yani ithalatçıdır. Akreditif amiri, akreditifın açılabilmesi için daha önceden kendisine banka tarafından limit tahsis etmiş, akreditifin açılması için başvuran taraftır. Yani, akreditif işlemlerinde ithalatçı, bankasına akreditifın açılması için talimatı vererek akreditif işlemini başlatan taraftır.

Amir banka (Issuing Bank); Akreditif amirinden aldığı talimatlara göre akreditifı açan bankadır. Kısaca, ithalatçının bankası da denilebilir. Akreditif amirinden (ithalatçı) aldığı talimatlar uyarınca akreditif metnini hazırlayarak satıcıya (ihracatçı) iletilmesi için muhabir bankaya gönderir.

Amir tarafından kendisine verilen talimat ile durumu ve kredi koşullarını lehtara bildirdiği akreditif metinine “Küşat”(Açılış) mektubu denir.

Amir banka tarafından düzenlenen akreditif küşat mektubu şu bilgileri kapsar:

-Toplam sayfa sayısı

-Akreditifin şekli (Dönülebilir-Dönülemez)

-Numarası

-Uygulanabilir kurallar

-Düzenlenme yeri ve tarihi

-Geçerlilik süresinin sona erdiği tarih ve yer

-Amirin ismi ve adresi

-Lehdarın ismi ve adresi

-İhbar bankasının ismi ve adresi

-Akreditifin döviz tutarı (doviz kodu)

-Yetkili banka

-Teyit talimatları

Yukarıda sayılan maddeler zorunlu bilgiler kapsamına girmektedir. Aşağıdaki maddeler ise opsiyoneldir:

-Ön bildirim referansı

-Açıldığı tarih

-Akreditifi açan banka

-Akreditifin yüzde olarak Toleransı

-Teslim şekli

-Maksimum Akreditif Tutarı

-Ek Miktarların Kapsamı

-Poliçenin Kullanılacağı Banka

-Ödeme detayları

-Akreditifin ibrazda ödemeli veya vadeli poliçe kabullü veyahut vadeli ödeme nevinden hagisi olduğu

-Kısmi yükleme ve aktarmaya izin verilip verilmediği

-Sevk yeri, sevkiyatın şekli ve varış yeri

-Yükleme vadesi

-Malların tanımı

-İstenilen vesaik

-Vadeli poliçe kabullü akreditiflerde istenilen poliçenin tarifi

-İlave Şartlar

-Rambursmanın şekli

-İhbar/teyit eden banka masraflarının hangi tarafa ait olduğu

-Vesaikin yükleme vesikası tarihinden itibaren ibraz süresi

-Akreditifin teyitsiz veya teyitli olduğu

-Akredetifin lehdara ihbar şekli

-Akreditifin “Vesikalı Krediler için Yeknesak Teamül ve Uygulamalar “(MTO’nun Yayın No. 500, 1993 değişikliği)’na tabi olarak düzenlendiğine dair açıklama.

Satın alınan malların ithali için gerekli belgeler akreditifte ibraz edilecek vesaik kapsamında belirtilir. Bu belgeler:

Ticari Belgeler

Resmi Belgeler

Taşıma Belgeleri

Sigorta Belgeleri

Finansman Belgeleridir.

İhbar Bankası (Advising Bank); Muhabir Banka adıyla da bilinir, ithalatçıdan aldığı talimatlar doğrultusunda amir bankanın küşat mektubunu gönderdiği diğer bir deyişle akreditifı açtığı bankadır. İhbar bankası genellikle ihracatçının ülkesinde bulunan banklardan birisidir. Fakat ihbar bankasının mutlaka ihracatçının ülkesnden seçilmesi gerekli diye bir zorunluluk yoktur. Başka bir ülkede faaliyet gösteren banka da ihbar bankası olarak kullanılabilir.

İhbar bankası, tercih edilirse ihbar etmiş olduğu akreditife kendi teyidini de ekleyerek teyit bankası görevini de üstlenebilir.

Teyit Bankası (Confirming bank); teyitli akreditif söz konusu olduğunda, akreditif şartlarına göre lehtara akreditifi teyit eden amir banka derecesinde akreditiften dolaylı sorumlu olan bankadır. Teyit bankası akreditife, amir bankanın yükümlülüğünün yanı sıra kendi kesin ve birinci derece yükümlülüğünü ekler. Lehtara karşı amir banka gibi sorumludur. Diğer bir deyişle amir bankanın riskini üstlenen taraftır.

Rambursman bankası (Reimbursing Bank): Akreditifte doğrudan bir taraf olmayıp amir banka ile ödeme bankası arasında bir hesap bağlantısı bulunmadığı durumlarda akredetif işlemlere taraf olarak girer.

Rambursman bankası akredetifte aracı görevi gören ödeme bankasıdır. Amir bankadan aldığı talimat doğrultusunda akreditif bedelini, masraf ve komisyon tutarını bunlara ilaveten kendi komisyonunu, talimatta belirtilen bankaya, bu bankanın talebi üzerine, öder ve amir bankanın hesabını borçlandırır.

Klasik bir akreditif işlemi şu şekilde işler

Şekil 7.1 Akreditifin İşleyişi

Şekil 7.1.’den de anlaşılacağı üzere bir akreditif işleminde en az 4 taraf vardır:

i. Amir (Applicant): İthalatçı firma

ii . Amir Banka (Issuing Bank): Akreditif açan banka

iii . Lehdar (Beneficiary): Satıcı firma

iv. İhbar/Teyit eden banka

(Advising/Confirming Banks): Akreditifin açıldığını lehtara ihbar/teyit eden banka

Akreditifte işlemler şu adımlarla gerçekleşir:

1.Öncelikle, taraflar (ihracatçı-ithalatçı) arasında satış (alım-satım) sözleşmesi yapılır.

2.İthalatçı tarafından, bankasına (amir bankaya), ihracatçı adına akreditif açması için talimat verilir.

3.Amir banka tarafından, muhabir bankaya akreditif iletilir.

4.Muhabir banka, ihracatçıyı (lehdar) bilgilendirir.

5.İhracatçı bilgilendirmenin ardından, ithalatçıya malları gönderir.

6.İhracatçı vesaiki kendi bankasına iletir ve mal bedelini tahsil eder.

7.Muhabir banka belgeleri, amir bankaya iletir ve ödemeyi tahsil eder.

8.Amir banka akreditif bedeli ödendiğinde belgeleri ithalatçıya teslim eder.

Dış ticaret işlemleri değişik dil, kültür ve yasalara bağlı firmaların (ülkelerin) arasında meydana gelmektedir. Dolayısı ile dış ticaretin diğer ayaklarında olduğu gibi akreditif işlemlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için de standartlaştırılmış kurallara ihtiyaç duyulmuştur. ICC (Uluslararsı Ticaret Odası), dünya çapında akreditiflere uygulanmakta olan bu standart kuralları hazırlayan kurumdur. Akreditif işlemlerine ilişkin hususlar UCP 600 (Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama) ile düzenlenmektedir. UCP 600, ICC tarafından belirlenmiş ve halen yürürlükte olan akreditif kurallarına verilen isimdir.

Akreditif Türlerini Şu Şekilde Özetleyebiliriz:

-Kabili Rücu (cayılabilir) Akreditif

-Gayri-Kabili Rücu (cayılamaz) Akreditif

-Teyitsiz Akreditif

-Teyitli Akreditif

-Rotatif (döner)Akreditif

-Kırmızı Şartlı Akreditif

-Yeşil Şartlı Akreditif

-Karşılıklı Akreditif

-Devredilebilir Akreditif

-Garanti Akreditifi

Akreditif çeşitlerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:

Taahütten Dönme (Güvenlik) Bakamından Akreditifler:

Güvenlik açısından akreditifler dönülebilir (kabili rücu) ve dönülemez (gayrikabili rücu) olmak üzere gruplanmış olsa da UCP 600 kuralları ile birlikte dönülebilir akreditifler kaldırılmış ve tüm akreditifler dönülemez koşuluna sahip olmuşlardır

Ödeme Sorumluluğu Bakımından Akreditifler:

Ödeme sorumluluğu bakımından akreditifleri Teyitli (Confirmed) Akreditif, Teyitsiz (Unconfirmed) Akreditif ve Teyit Eklenebilir (May Add) Akreditif olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Amir bankanın kesin yükümlülüğüne ek olarak teyit bankasının uygun bir ibrazı karşılayacağına veya iştira edeceğine ilişkin kesin bir yükümlülük altına girmesine teyit denilmektedir.

Ödeme Şartları Bakımından Akreditifler:

Ödeme şartları bakımından akreditifler İbrazda (Görüldüğünde) Ödemeli Akreditif (At Sight L/C), Vadeli Akreditif (Deferred Payment L/C), Kabul Kredili Akreditif (Acceptance L/C) ve İştira Akreditifleri (By Negotiation) olarak tanımlanmaktadır.

Kullanış Amacı Bakımından Akreditifler:

Kullanılış amacı bakımından akreditifler devredilebilir Akreditif (Transferable L/C), Karşılıklı Akreditif (Back to Back L/C), Basit Akreditif (Fixed L/C), Bölünebilir Akreditif (Divisible L/C), Kırmızı Şartlı Akreditif (Red Clause L/C), Yeşil Şartlı Akreditif (Green Clause L/C), Rotatif (Döner, Yenilenen) Akreditif (Revolving L/C) olarak tanımlanmaktadır.

İthalatçı ve ihracatçı açısından her ne kadar akreditif işlemi riski düşük bir ödeme yöntemi olsa da maaliyetlerin yüksek olması ve işlemlerin zaman alması bakımından işletmeler tarafından tercih edilmeyebilmektedir.

Dış ticarette ithalatçı ve ihracatçı açısnından ödeme şekillerinin risk dağılımları aşağıdaki Şekil 7.2’de özetlenmiştir.

Şekil 7.2. Dış Ticarette Ödeme Yöntemleri ve Taşıdıkları Riskler

Uygulamalar

1.Akreditif türleri hakkında detaylı bilgi edininiz.

2.Dış ticarette ödeme yöntemlerini birbirleri ile kıyaslayınız.

Uygulama Soruları

1.Dış ticarette kullanılan ödeme yöntemlerinin ithalatçı ve ihracatçı açısından risklerini karşılaştırınız.

2.İhracatçı olarak akreditifi tercih etme sebeplerinizi belirtiniz.

3.Bir akreditif işleminde en az ve en fazla kaç taraf olabilir? Tartışınız.

4.Akreditif türlerini sınıflandırınız.

Bölüm Özeti

Bu bölümde dış ticarette sıkça kullanılan ödeme yöntemlerinden; peşin ödeme, mal mukabili ödeme, vesaik mukabili ödeme, konsinye ödeme ve akreditifli ödeme özet bir şekilde anlatılmıştır.

Akreditif ödeme yönteminin tarafları, işeyişi ve türleri hakkında detaylı bir açıklama yapılmıştır.

Bilindiği üzere, dış ticarette kullanılan ödeme yöntemlerinin seçimi; mal ve sektör bazında yerleşik gelenekler, alıcı ve satıcı arasındaki güven derecesi, alıcının ödeme gücü, tarafların yaşadığı ülkelerin ekonomik politikaları gibi pek çok faktöre bağlıdır.

Bu bölümde dış ticarette ödeme yöntemlerinden hangisinin ithalatçı ve ihracatçı için daha uygun olabileceği hususlarına da değinilmiştir.

8. TÜRK EXİMBANK KREDİ, SİGORTA VE GARANTİ PROGRAMLARI

Giriş

Dış ticaret faaliyetlerinin finansmanı temelde ithalat ve ihracatın finansmanından oluşmaktadır. Dış ticaretin finansmanı, ithalatın ve/veya ihracatın finansmanı için ihtiyaç duyulan yurt içi ve/veya yurt dışı fon miktarının, sevk öncesi ve/veya sevk sonrası dönemde kredi, sigorta ve garanti yöntemleri kullanılarak tedarik edilmesidir.

İhracatçılar hem satılan mal veya hizmetin bedelinin hem de tahsilinin zamanında olmasını garantilemeyi amaçlarlar. Çünkü ithalatçılar, üzerinde anlaşılan ticari ürünleri almaktan vazgeçebilirler. İthalatçılar ise ticari ürünleri teslim almadan ve kontrollerini sağlamadan bedelini ödemek istemezler. Bunun nedeni ise, ithalatçının söz konusu ticari ürünleri zamanında ve istenilen nicelik ve kalitede teslim edebileceğinden şüphe duyabilmektedirler. Bu nedenle dış ticaret faaliyetlerinde bulunan işletmeler, bu faaliyetler için bir finansal kuruluşun aracılığına gereksinim duyabilirler.

Dış ticaretin finanmanında, finansman kuruluşları olarak ithalat ve ihracatı tevşik edici bankalar olarak birçok ülkede Eximbanklar kurulmaktadır. ABD’de US-Eximbank ismiyle ihracat-ithalat bankası olarak kurulan ilk Eximbank, 1934 yılında faaliyetlerine başlamıştır.

Diğer taraftan finansal sistemde; devlet kurumu, merkez bankası, ihtisas bankaları, ihracat-ithalat bankaları gibi farklı statülerdeki bankalar da çeşitli ülkelerde ihracat kredi kuruluşları olarak yer almaktadır (Petrusheva, 2018: 377). Bu kapsamda değerlendirildiğinde Almanya’da 1917 yılında Hermes- Hermes Kreditversicherungs – AG, İngiltere’de 1919 yılında ECGD- Export Credits Guarantee Department, Hollanda’da 1925 yılında NCM- Nederlandsche Credietverzekering Maatsehappij bankaları ihracatı teşvik amacıyla kurulan ilk bankalardandır (Erel, 1994).

Türkiye’de dış ticaretin finansmanı 1987 yılına kadar, T.C. Merkez Bankası ve birtakım ticari bankalar tarafında sağlanmıştır. Türkiye’nin tek resmi ihracat finansman kuruluşu olan Türk Eximbank (Türkiye İhracaat Kredi Bankası A.Ş.) 1987 yılında faaliyetlerine başlamıştır. Türk Eximbank, Türkiye’de ilk kez ihracat kredi sigortası mekanizmasını uygulamaya koyarak ihracatta sigorta bilincinin yerleşmesini sağlamıştır.

Türk Eximbank’ın temel amaçları aşağıdaki gibi sıralanabilir (Türk Eximbank, 2018):

•İhracatı geliştirmek,

•İhraç edilen mal ve hizmetleri çeşitlendirmek,

•İhraç mallarına yeni pazarlar kazandırmak,

•İhracatçıların uluslararası ticarette paylarını artırmak ve girişimlerinde gerekli desteği sağlamak,

•İhracatçılar ve yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitler ve yatırımcılara uluslararası piyasalarda rekabet gücü ve güvence imkanlarını sunmak,

•Yurt dışında yapılacak yatırımlar ile ihracat amacına yönelik yatırım mallarının üretim ve satışını destekleyerek teşvik etmektir.

Türk Eximbank’ın faaliyetlerinin çerçevesi yıllık programlar şeklinde oluşturulmaktadır.

Türk Eximbank, kısa vadeli ihracat bedeli alacaklarının teminat altına alınması doğrultusunda uygulamaya konulan ihracat kredi sigortası sisteminin zamanla kapsamının genişletilmesiyle, ticari ve politik risklere karşı orta ve uzun vadeli mal ve hizmet ihracatını da sigorta kapsamına almıştır.

Günümüzde Türk Eximbank, ihracatçıları, ihracata bağlı üretim yapan imalat sektöründeki işletmeleri, yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitleri, nakliye ve lojistik şirketlerini, turizm firmalarını, girişimcileri ve yabancı yatırımcıları, kısa, orta ve uzun vadeli nakdi ve gayri nakdi kredi, sigorta ve garanti programları ile desteklemektedir. Bu kapsamda Türk Eximbank; Krediler, Alıcı Kredileri, Alacak Sigortası ve Hazine programları kapsamında çeşitli ürün ve hizmetler sunmaktadır.

Gelişmiş ülkelerin Eximbankları işletmelere genellikle ihracat faaliyetleri kapsamında garanti ve sigorta hizmeti sunarken, ihracat finansmanının tahsisi ise ticari bankalar tarafından sağlanmaktadır. Gelişmiş birçok ülkenin resmi ihracat kuruluşundan farklı olarak Türk Eximbank’ı ise, garanti, sigorta işlemleri yanı sıra kredi işlemlerini tek çatı altında toplamaktadır. Böylece ihracatçı firmalara sunduğu hizmetlerde bir bütünlük sağlamaktadır.

8.1. Krediler

Türk Eximbank kredi programları; kısa vadeli ihracat kredileri, orta-uzun vadeli ihracat kredileri, döviz kazandırıcı hizmetler kapsamındaki krediler ve kredi garanti fonu (KGF) alt başlıklarıyla aşağıda açıklanmıştır.

8.1.1. Kısa Vadeli İhracat Kredileri

Türk Eximbank, ihracatçı ve ihracata bağlı üretim yapan imalat firmalarına, özellikle ihracata hazırlık aşamasında finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla, kısa vadeli ihracat kredileri sunmaktadır. Banka’nın kısa vadeli ihracat kredileri hem Türk Lirası hem de döviz cinsinden kullandırılmaktaydı. 10.08.2017 tarihinde alınan kararla artık Türk Lirası krediler sadece küçük ve orta ölçekli büyüklükteki işletmelere (KOBİ) kullandırılmaktadır (Eximbank, 2019).

Vadeleri genellikle bir yıla kadar olan kredilere kısa vadeli ihracat kredileri birçok alt başlıkta incelenebilir. Bunlar (Eximbank, 2019);

Reeskont Kredisi,

KOBİ İhracata Hazırlık Kredisi,

İhracata Hazırlık Kredisi,

Sevk Sonrası Reeskont Kredileri,

Dış Ticaret Şirketleri İhracat Kredisi

Sevk Öncesi İhracat Kredileri.

Reeskont Kredisi: İhracata yönelik mal üreten imalatçılar, döviz kazandırıcı hizmet ihracı yapan firmalar ve tüm ihracatçıların yararlanabildiği reeskont kredisi, mal ve döviz kazandırıcı hizmet ihracatında bulunan firmalar için uygun maliyetli finansman sağlanması amacıyla, T.C Merkez Bankası ile işbirliği içerisinde, Türk Eximbank’a tanınan limit çerçevesinde kullandırılan TL/Döviz Kredisi programıdır.Vadesi 360 güne kadar olan reeskont kredisinin KOBİ’ler için alt limiti 50.000 USD (Amerikan Doları), diğer tüm firmalar için ise 100.000 USD’dir. Reeskont kredileri Euro, USD, İngiliz Sterlini, Japon Yeni olarak kullanılabilmektedir.

Reeskont kredileri firma tarafından alınan senet üzerindeki döviz tutarının, reeskont kredisinin kullandırıldığı tarihte ilan edilen kurdan TL cinsinden ticari bankalar tarafından firmalara ödenmesi şeklinde kullandırılmaktadır. Reeskont kredilerinin vadesinde geri ödenmesi döviz cinsinden yapılmaktadır. Bu durum Merkez Bankasının döviz rezervlerine olumlu olarak katkıda bulunmaktadır (T.C. Merkez Bankası, 2019).

KOBİ İhracata Hazırlık Kredisi: İhracat faaliyetlerinde bulunan KOBİ’lere ve ihracata yönelik nihai mal üreten imalatçı KOBİ’lere yönelik kullandırılan ihracata hazırlık kredisidir.

Türk Eximbank, 21.04.2003 tarihinden itibaren milli gelir ve istihdam üzerinde önemli paya sahip olan KOBİ’ler için KOBİ ihracata hazırlık kredi programını uygulamaktadır (Topçu, 2014:71).

Türk Eximbank’ın 19 Temmuz 2018 tarihli güncel KOBİ tanımına göre bir işletmenin KOBİ olarak sınıflandırılması için 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden, yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 125 milyon Türk Lirası’nı aşmayan, bağımsız işletme tanımına giren, imalatçı, imalatçı-ihracatçı, ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetleri icra eden firma özelliğine sahip mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletme olması gerekmektedir. KOBİ tanımına göre önceden 40 milyon TL olaan yıllık net satış hasılatı kriteri 125 milyon TL’ye yükseltilerek daha fazla ihracatçının KOBİ kapsamında sunulan hizmetlerden yararlanabilmesi hedeflenmiştir.

Bu kredinin verilmesindeki amaç, ilgili KOBİ’lerin uluslararası piyasalarda rekabet güçlerini arttırmak ve ihracata yönelik olarak oluşturdukları projelerin ihracata hazırlık aşamasında desteklenmesini sağlamaktır.

KOBİ ihracata hazırlık kredisi programı kapsamında işlem bazında herhangi bir alt limit bulunmamakla birlikte 5 milyon USD’ye kadar azami 720 gün vadeli kredi kullanıldırılabilmektedir.

İhracata Hazırlık Kredisi: Bu kredi kapsamında Dış Ticaret Sermaye Şirketleri (DTSŞ), Sektörel Dış Ticaret Şirketleri (SDTŞ) hariç, ihracatçılara ve ihracata yönelik mal üreten (sadece nihai üreticiler) imalatçılara uluslararası piyasalardaki rekabet güçlerini artırabilmeleri amacıyla ihracata hazırlık aşamasında 25milyon USD’ye kadar kredi kullandırılarak finansman ihtiyaçlarını karşılayabilme imkanı sunulmaktadır.

Kredinin faizi, KOBİ ihracata hazırlık kredisinde de olduğu gibi ihracatçının sektörüne, tutarın büyüklüğüne ve ihracatçının kredibilitesine göre değişmektedir ve 720 güne kadar vade imkanı sunulmaktadır.

Sevk Sonrası Reeskont Kredileri: Vadeli satış olanaklarının artırılması amaçlanan ihracatçı işletmelere uluslararası piyasalardaki rekabet şanslarını genişletmeleri, alacaklarını ticari ve politik risklerden arındırarak yeni ve hedef pazarlara açılmaları suretiyle bu işletmelere sevkiyat sonrası reeskont kredisi sağlanmaktadır.

KOBİ’lerin, ihracatçı, imalatçı ihracatçı ve ihracata yönelik mal üreten imalatçıların sevk sonrası ihracatlarının finansmanını sağlamak amacıyla vadeli satışlarından doğan ihracat alacaklarına ilişkin yabancı para üzerinden düzenlenen senet ve belgeler karşılığında Türk menşeli malların serbest dövizle, kesin olarak ihracından sonra ihracat alacaklarını iskonto ederek, sevk sonrası dönemde finansman ihtiyaçlarını karşılanabilmektedir.

Bu kredi programı firma limiti döviz ve Türk Lirası kredilerin toplamı olmak üzere azami 350 Milyon USD’dir (DTSŞ hariç). DTSŞ için firma limiti 400 Milyon USD’dir. İşlem bazında alt limit ise 1000 USD’dir. Sevk sonrası reeskont kredileri; Euro, USD, İngiliz Sterlini, Japon Yeni olarak kullanılabilmektedir.

Sevk sonrası reeskont kredisi ile 360 güne kadar olan ihracat alacakları iskonto edilmekte ve sevk sonrası dönemde finansman ihtiyacı karşılanmaktadır.

Dış Ticaret Şirketleri İhracat Kredisi: Kredi, DTSŞ ile SDTŞ’nin ihracat faaliyetleri ile ilgili finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullandırılmaktadır. Maksimum 720 güne kadar vade imkanı olan bu kredi için alt limit bulunmamaktadır. Alınabilecek toplam kredi limiti firma bazında ayrı ayrı değerlendirilmektedir

Sevk Öncesi İhracat Kredileri: Ülkemiz ihracatına olan desteğini artırmak ve farklı kanallardan ihracatçı firmalara ulaşabilmek için aracı bankalar vasıtasıyla kredi kullandırma imkanı sunulan bir kredi programıdır. Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nde yerleşik ihracatçılar, imalatçılar, serbest bölge kullanıcıları ve Türkiye’de yerleşik döviz kazandırıcı faaliyetlerde bulunan firmalara kredi kullandırılmaktadır.

Türk Eximbank, sevk öncesi ihracat kredileri programı ile ihracatçıların ve ihracata yönelik mal üreten (nihai üretici) imalatçıların ihracatlarını geliştirilmelerine destek veriyor, ihraç edilen mal ve hizmetlerin çeşitlendirilmesine katkıda bulunuyor, ihraç mallarına yeni pazarlar kazandırılmasına yardımcı oluyor, yurt dışında yapılacak yatırımlar ile ihracat amacına yönelik yatırım malları üretim ve satışını teşvik ediyor, ihracatçıların sevk öncesi kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını aracı bankaların desteğiyle karşılıyor.

Program kapsamında herhangi bir alt limit bulunmamakla birlikte bir firmaya kullandırılabilen TL ve Döviz kredilerinin anapara bakiyeleri toplam limiti azami 25 milyon USD tutarındadır. KKTC Türk Lirası kredisi ise 5 milyon TL ile sınırlandırılmıştır.

Kredilere uygulanacak faiz/kar payı oranları; kredinin vadesi, tutarı ve para birimine göre değişmektedir. Aracı bankalar, faiz ve kar payı oranları üzerine TL kredilerde azami yıllık 1 (bir), döviz kredilerinde azami yıllık 0,5 (yarım) puan aracılık komisyonu ilave edebilirler.

8.1.2. Orta-Uzun Vadeli İhracat Kredileri

Vadeleri genellikle bir yıldan uzun olan kredilere orta-uzun vadeli ihracat kredileri denilmektedir.

Türk Eximbank tarafından sunulan orta-uzun vadeli ihracat kredileri birçok alt başlıkta incelenebilir.

İhracata Yönelik Yatırım Kredisi,

İhracata Yönelik İşletme Sermayesi Kredisi,

İhracat Alacakları İskonto Programı,

Marka Kredisi,

Avrupa Yatırım Bankası (AYB) Kredisi,

Gemi İnşa ve İhracatı Finansman Programı,

Yurt Dışı Mağazalar Yatırım Kredisi,

Özellikli İhracat Kredisi,

Finansal Kiralama Şirketlerine Yönelik Kredi Programı.

İhracata Yönelik Yatırım Kredisi: Türkiye’de yerleşik ihracata yönelik mal üreten imalatçı, imalatçı-ihracatçı ve Türkiye’de kurulan serbest bölgelerde üretime/alım satıma yönelik geçerli faaliyet ruhsatı sahibi olan firmalara kullandırılmaktadır.

Kredi programı kapsamında, kalıcılığı veya uzun süreli kullanım özelliği dolayısıyla orta veya uzun vadeli finansman gerektiren makine, teçhizat ve aksam harcamalarıı katma değer vergisi (KDV) hariç tutar üzerinden finanse edilmektedir.

Yapılmış harcamaların finansmanı, ilgili harcamaların kredi başvuru tarihinden azami 180 gün öncesine kadar olan sürede gerçekleştirilmiş olması halinde mümkündür.

Türk Eximbank ihracata yönelik yatırım kredisi programı kapsamında 50 milyon USD’ye kadar kredi verebilmektedir. Bununla birlikte kredi kullanımında herhangi bir alt limit bulunmamaktadır. Kredi, Euro veya USD cinsinden kullandırılmaktadır. İşlemlerin vadesi 10 yıla kadar olabilmektedir.

İhracata Yönelik İşletme Sermayesi Kredisi: İhracatçıların işletme sermayesi ihtiyaçları için finansman sağlayan program kapsamında Türk Eximbank, maksimum 3 yıla kadar vade ile maksimum 50 milyon USD olacak şekilde Euro veya USD cinsinden kredi imkanı sunmaktadır. İşlem bazında ise herhangi bir alt limit bulunmamaktadır.

Kredi başvuru tarihinden azami 180 gün öncesine kadar olan sürede gerçekleştirilen hammadde, ara malı alımı, nihai mal, nihai ürün ve 1 aylık dönem için elektrik, su, doğal gaz, personel masrafları gibi işletme sermayesi ihtiyaçları için finansman sağlanmaktadır.

İhracata yönelik işletme sermayesi kredisi, Türkiye’de yerleşik ihracata yönelik mal üreten imalatçılara ve imalatçı-ihracatçılara, ihracatçılar ile Türkiye’de kurulan serbest bölgelerde üretime veya alım-satıma yönelik geçerli faaliyet ruhsatı sahibi olan şirketlere ve döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyet gerçekleştiren firmalara verilmektedir.

İhracat Alacakları İskonto Programı: Türk Eximbank, Spesifik İhracat Kredi Sigortası Sevk Sonrası Risk Programı kapsamında, satış sözleşmesi bazında ticari ve politik risklere karşı sigortalanan ihracat işlemlerinden doğan, vadeli ihracat alacaklarını sevk sonrası aşamada iskonto etmektedir.

Programın alt limiti 15 bin USD’dir. Diğer taraftan herhangi bir firma limiti bulunmamaktadır. Azami vade, OECD Resmi Destekli İhracat Kredileri Uzlaşısı’nda belirlenen limitler çerçevesinde, işlem bazında taraflarca belirlenmektedir.

Türkiye’den ihraç edilecek Türk menşeli (gümrük beyanname formunda menşe ülke kodu 052 olan) sermaye malları finanse edilmektedir.

Türk Eximbank kredilendirme oranını, Spesifik İhracat Kredi Sigortası Sevk Sonrası Risk Programı kapsamında yapılacak risk analizi sonucunda belirlenecek zarar tazmin oranına göre tespit etmektedir. Zarar tazmin oranının %95 olarak belirlendiği işlemler için kredilendirme oranını %90, zarar tazmin oranının %90 olarak belirlendiği işlemler için ise kredilendirme oranını %85 olarak uygulanmaktadır.

Program kapsamında iskonto tarihi itibariyle, sermaye malları için vadesine azami 120 ay kalan ihracat alacaklarını iskonto edilir. OECD tarafından yüksek gelirli olarak sınıflandırılan ülkeler için azami vade 60 ay olabilmektedir.

Uygulanacak faiz oranını, işlem bazında Banka kaynak maliyetlerini dikkate alarak belirlemektedir.

Marka Kredisi: İhracatçıların ve ihracata yönelik mal imalatı yapan firmaların yurt dışında yerleşik marka alımlarının desteklenmesi için kullandırılan kredidir.

Markalaşma faaliyetlerinin finansmanı için söz konusu markanın; harcamanın gerçekleştirilmiş olduğu/gerçekleştirileceği ülkede tescil edilmiş ve koruma süresinin devam ediyor olması ve haciz, rehin vb. nedenlerle sınırlandırılmamış olması gerekmektedir.

Marka kredisi programı ile yurt dışında yerleşik marka ve/veya marka ile ilgili mağaza/tesis satın alınması veya Türk malı/markası imajının geliştirilmesi ile moda yaratma veya Türk markası yerleştirmeye yönelik yurt dışına açılma ve yerleşme faaliyetlerinin yürütülmesi için kredi başvuru tarihinden azami bir yıl öncesine kadar yapılan harcamaların harcama belgeleri karşılığında, yapılacak harcamaların ise harcama taahhüdü karşılığında finansmanı sağlanmaktadır.

Program kapsamında herhangi bir alt-üst limit bulunmamaktadır. Kredinin vadesi maksimumu 10 yıla kadar olabilmektedir.

Avrupa Yatırım Bankası (AYB) Kredisi: Türkiye’de yerleşik KOBİ’lerin ihracatına ve döviz kazandırıcı hizmetlerine yönelik olarak yurt içinde gerçekleştirecekleri yatırım projeleri (yeni yatırım, tevsi ve modernizasyon) ile işletme sermayesi ihtiyaçları için harcama belgelerine dayalı finansman desteği sağlayan bir kredi programıdır.

Türk Eximbank ile AYB arasında imzalanan Kredi Anlaşması çerçevesinde; sanayi, turizm ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin ihracatına veya döviz kazandırıcı hizmetlerine yönelik olarak yurt içinde gerçekleştirecekleri yatırım projeleri (yeni yatırım, tevsi ve modernizasyon) ile işletme sermayesi ihtiyaçları finanse edilmektedir.

Projelerin, ülkemiz ve Avrupa Birliği çevre mevzuatına uygun olması gerekmektedir. Diğer taraftan finanse edilecek mal ve hizmet alımlarının AYB Satın Alma Kılavuzunda belirtilen şartları sağlaması beklenmektedir.

Arsa, bina, taşıt alımı vb. amaçlı ya da kısa vadeli finansman ihtiyaçları ve hisse senedi alımı benzeri tamamen finansal amaçlı işlemler bu kredi kapsamında finanse edilmemektedir.

25 milyon Euro tutarını geçmeyen projeler kredilendirilecek olup Program limiti 12,5 milyon Euro tutarındadır ve alt limit bulunmamaktadır.

Krediye uygulanacak vade seçenekleri kredi bazında Banka tarafından belirlenmektedir.

Gemi İnşa ve İhracatı Finansman Programı: Program, gemi inşa/ihraç edecek ihracatçıların gemi inşa aşamasındaki finansman ihtiyaçlarını karşılayarak rekabet güçlerini desteklemektedir. Aynı zamanda yurt dışındaki müşteriler ve kreditör kuruluşlar nezdindeki kredibilitelerini artmasını sağlamaktadır.

Gemi inşa firmalarının kullanacağı kredinin vadesi maksimum 720 gündür.

Yurt Dışı Mağazalar Yatırım Kredisi: Bu program ile ihracatta kalıcı pazarlar edinilmesi ve net döviz girdisinin artırılmasını teminen, Türk firmalarının yurt dışında marka tanıtım faaliyetlerinin desteklenmesi ve kendi markası ile yurt dışında açacakları mağazaların yatırım harcamaları ile değişik pazarlarda Türk menşeli her türlü tüketim malı niteliğindeki ürünleri doğrudan pazarlama amacıyla, değişik ürün gruplarının sergilendiği çeşitli bölümleri içeren satış mağazaları veya bir ya da birden fazla firmanın bir araya gelerek kuracakları alışveriş merkezleri oluşturulmasına yönelik yatırımlara destek verilmektedir.

Bu kredide, firmalar yatırım dönemine ilişkin harcamalar için düzenlenmiş fatura, hakediş ve bunun ödendiğini gösteren destekleyici belgeleri Türk Eximbank’a ibraz etmelidir. Kredi, Türkiye’de yerleşik firmalara, krediye ilişkin Vergi Resim Harç İstisna Belgesinin (VRHİB) kapatılması taahhüdü karşılığında kullandırılabilmektedir.

Yurt Dışı Mağazalar Yatırım Kredisinin vadesi maksimum 5 yıl olup 25 Milyon USD’ye kadar Euro veya USD cinsinden kredi kullanılabilmektedir. İşlem bazında herhangi bir alt limit bulunmamaktadır.

Özellikli İhracat Kredisi: Yurt dışından sağlanan fon kuruluşunun zorunlu kıldığı nitelikleri taşıyan Türkiye’de yerleşik ihracata yönelik mal üreten imalatçı, imalatçı-ihracatçılar ve ihracatçıların Türk Eximbank mevcut kredi programları çerçevesinde kredilendirilemeyen ancak Banka tarafından uygun bulunan mal ve hizmet projelerine orta vadeli finansman desteği sağlanabilmektedir.

Kredi tutarı, vadesi, maliyeti gibi unsurlar proje bazında değerlendirilerek Banka tarafından belirlenmektedir. İşlem bazında ise herhangi bir alt limit bulunmamaktadır.

Finansal Kiralama Şirketlerine Yönelik Kredi Programı: Program; ihracatçı, imalatçı-ihracatçı, ihraç kaydıyla nihai mal üretimi yapan ve ihracatçı aracılığı ile bu malını ihraç eden imalatçı, Türkiye’de kurulu serbest bölgelerde mukim olan ve üçüncü ülkelere (Türkiye’deki diğer serbest bölgeler ve Türkiye hariç) mal ve hizmet satışı yapan, döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyet yürüten firmaların; ilgili mevzuat uyarınca ihracı yasaklanan mallar dışında kalan Türk menşeli malların ihracı/satışı ve döviz kazandırıcı hizmet ihracı taahhüdü karşılığında, finansal kiralama yoluyla yapacakları yatırımların finanse edilmesi amacıyla ve finansal kiralama şirketleri aracılığıyla kullandırılan bir kredi programıdır.

Kredilere uygulanacak faiz oranları, Türk Eximbank tarafından belirlenir ve finansal kiralama şirketlerine duyurulur. Kredilere uygulanacak faiz oranlarının belirlenmesinde kredi kullandırım tarihinde geçerli olan faiz oranları esas alınır. Finansal kiralama şirketleri, söz konusu faiz oranları üzerine Türk Eximbank tarafından belirlenen komisyon oranlarını ilave edebilirler. Finansal kiralama şirketi komisyonu azami yıllık 1 (bir) puandır.

Program kapsamında; işlem bazında herhangi bir alt limit bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bir firmaya kullandırılan kredilerin anapara bakiyeleri toplamı 2,5 milyon USD’yi aşamaz. VRHİB kapsamında ise döviz kazandırıcı hizmetlerin finansmanı amacıyla kullandırılan kredilerin tutarı VRHİB tutarını aşamaz.

Programın vadesi maksiumum 5 yıldır. Krediler, Euro, USD, İngiliz Sterlini, Japon Yeni cinsinden kullandırılmaktadır.

8.1.3. Döviz Kazandırıcı Hizmetler Kapsamındaki Krediler

Türk Eximbank tarafından döviz kazandırıcı hizmetler kapsamında aşağıdaki krediler bulunmaktadır.

Turizm Kredisi,

Uluslararası Nakliyat Pazarlama Kredisi,

Döviz Kazandırıcı Hizmetler Kredisi,

Yurt Dışı Fuar Katılım Kredisi,

Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Köprü Kredisi,

Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Teminat Mektubu Programı.

Turizm Kredisi: Bu program ile turizm işletmelerinin, seyahat acentalarının, yurt dışından yolcu taşıyan Türkiye’de yerleşik özel havayolu firmalarının finansmanı sağlamak üzere 25 milyon USD’ye kadar kredi imkanı sunulmaktadır. Kredi kapsamında herhangi bir alt limit bulunmamaktadır. Maksimum 720 güne kadar vade imkanı sunulmaktadır.

Uluslararası Nakliyat Pazarlama Kredisi: Türkiye’de yerleşik uluslararası nakliyat, lojistik işletmeciliği ve taşıma işleri organizatörlüğü yapan firmaların kredi vadesi içerisinde yapacakları uluslararası kara, deniz, hava taşımacılık hizmetine mukabil gerçekleştirmeyi taahhüt ettikleri döviz gelirleri/taşımacılık hizmeti bedelleri karşılığında faydalanabilecekleri bir kredi türüdür.

Yurt dışına ihraç malı (yükü) götürülmesi, yurt dışından yurt içine ithal malın (yükü) getirilmesi, transit mal (yük) taşımacılığı yapılması “Taşımacılık Hizmeti” olarak ifade edilmektedir.

Program limiti, Türk Lirası ve döviz kredilerinin toplamı olmak üzere azami 25 Milyon USD tutarındadır. Programın bir alt limiti bulunmamaktadır. Vadesi süresi ise maksimum 720 gündür.

Döviz Kazandırıcı Hizmetler Kredisi: Türk firmalarının yurt dışında yerleşiklere yönelik gerçekleştirecekleri hizmetlerin finansmanı için oluşturulan bir kredi programıdır.

İhracatçıların yurt dışına yönelik olarak gerçekleştireceği müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik hizmetleri, yabancı bandıralı uçak/gemi/tır bakım ve onarımı, yurt dışında yerleşiklere yönelik yurt içinde döviz karşılığı verilecek sağlık hizmetleri ile yurt içinde yerleşik haber ajanslarınca, yurt dışındaki yayın organlarına görüntülü veya görüntüsüz haber satışları vb. nitelikteki hizmet ihracı projelerine ilişkin T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen VRHİB kapsamında finanse edilir.

Program kapsamında 25 milyon USD’ye kadar kredi kullandırılmaktadır ve herhangi bir alt limit bulunmamaktadır. Kredinin vadesi en fazla 720 gündür.

Yurt Dışı Fuar Katılım Kredisi: Bu krediden; Türkiye’de yerleşik kurum ve kuruluşlar ile bilanço esasına göre defter tutan gerçek kişi tacir veya ticaret şirketi şeklinde faaliyet gösteren, yurt dışı fuar organizasyonu gerçekleştiren kuruluşlar (Organizatör), organizatörler tarafından gerçekleştirilen yurt dışı fuar organizasyonlarına iştirak eden firmalar (milli katılımcı), T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından ilan edilen yurt dışında düzenlenen uluslararası nitelikteki sektörel fuarlara bireysel katılım sağlayan firmalar yararlanabilir.

Türk Eximbank bu kredi desteğiyle firmaların yurt dışı fuarlara katılım sağlayarak pazarlama ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmalarını teşvik edip, yurt dışı pazar paylarını arttırarak yeni/hedef pazarlara girişlerini, rakiplerini tanımalarını, yeni ürünler ve teknolojiler hakkında bilgi edinmelerini ve ihracatın gelişimine katkıda bulunmaları hedeflemektedir.

İşlem bazında alt limiti bulunmamakla birlikte firmanın statüsüne göre Banka tarafından belirlenen firma limiti, firmanın kullandığı Yurt Dışı Fuar Katılım Kredilerinin herhangi bir zaman dilimindeki anapara bakiyelerinin toplamıdır. Vadesi 360 gündür.

Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Köprü Kredisi: Uluslararası piyasalarda yaşanan mali krizin Türk müteahhitlik sektörü üzerindeki etkilerinin azaltılması ve bu alanda faaliyet gösteren firmalarımızın mevcut şantiyelerinin ve mobilizasyon-makine parkının işler durumda muhafaza edilerek bu pazarlardaki yatırımların ve mevcut rekabet gücünün uzun dönemde kalıcılığını korumak amacıyla Türk Eximbank finansman sağlamaktadır.

Banka tarafından yürütülen incelemeler neticesinde, inşaat faaliyetleri devam eden ülkelerdeki ulusal ve/veya uluslararası işverenlerden iş almış olup, bu projeler kapsamında 2008 ve takip eden yıllarda tahakkuk etmiş ve işveren makamlar tarafından onaylandığı halde tahsil edilemeyen alacağı olan müteahhitlik/müşavirlik firmalarına 25 milyon USD’ye kadar kredi kullandırılmaktadır. İşlem bazında ise bir alt limit bulunmamaktadır. Kredi vadesi maksimum 720 gündür.

Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Teminat Mektubu Programı: Bu program ile, yurt dışında proje üstlenmiş müteahhitlik sektöründe faaliyet gösteren firmaların mevcut pazarlarda kalıcılığının sağlanmasının yanı sıra, yeni pazarlara açılmalarını teminen yurt dışında üstlenilen projelerin teminat mektubu ile desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Türk bankaları tarafından kredibilitesi ve üstlendiği/üstleneceği projesi uygun bulunan müteahhitlik firmalarının yurt dışında katılacakları ihalelere ve/veya taahhütlerine yönelik olmak üzere Türk bankalarının Türk Eximbank’a muhatap kontrgarantileri karşılığında, Türk müteahhitlik firmaları lehine yurt dışı işveren ihale makamına ya da işveren makamın bankasına muhatap;

Geçici teminat mektubu,

İhalenin müteahhit firma tarafından kazanılması halinde kesin teminat mektubu,

İşverenin müteahhit firmaya avans şeklinde yapacağı ödemelerin geri ödeme garantisi olarak avans teminat mektubu

talepleri karşılanabilmektedir.

İşveren ihale makamına ya da ihale makamının bankasına muhatap düzenlenecek teminat mektupları için Türk Eximbank tarafından yıllık %0,5 oranında komisyon alınacaktır. Sözkonusu komisyon tutarları 3’er aylık dönemler itibariyle müteahhit adına ilgili Türk bankalarından peşin olarak tahsil edilecektir.

Program kapsamında Türk bankalarının kontrgarantisi karşılığında, bir firma lehine düzenlenecek toplam garanti tutarı 25 Milyon USD’dir. Düzenlenecek teminat mektubunun tutarı ve vadesi; firma, proje ve ülke limitlerinde belirtilen miktarlarla sınırlı kalacak şekilde, talep edilen mektubun türü, ihale şartnamesi ya da sözleşme metni esas alınarak işlem bazında Türk Eximbank tarafından belirlenmektedir.

8.1.4. Ekonomi Değer Kredisi (EDK) Kapsamında Kredi Garanti Fonu (KGF)

Kredi Garanti Fonu (KGF), teminat yetersizliği sebebiyle kredi ve desteklerden yararlanamayan KOBİ’lere ve KOBİ dışı işletmelere kefil olarak finansman erişimlerine yardımcı olmaktır.

KOBİ ve KOBİ üzeri firmalardan Türk Eximbank kredi kullanım koşullarına uygun olan ihracata yönelik mal üreten imalatçılar ve tüm ihracatçılar KGF kefaleti ile Portföy Garanti Sistemi (PGS) kapsamında TL kredi imkanından yararlanabilmektedir. PGS, Hazine destekli KGF kullanımlarına yöneliktir.

KOBİ vasfına ait firmalar için azami kefalet riski 25 milyon TL, KOBİ dışı firmalar için azami kefalet riski PGS kapsamında 75 milyon TL, Portföy Limit Sistemi (PLS) kapsamında ise 125 milyon TL’dir.

PLS, kredi verenlere KGF’nin tahsis ettiği kredi limiti üzerinden;

Hazine Kefalet Sisteminde kredi verenlerin kredi derecelendirme notlarının uzmanlar ve kredi derecelendirme sistemi (KOBİS) notları ile eşleştirerek ve sağlanan kefalet tutarı üzerinden belli bir tazmin üst limiti içinde kalmak koşuluyla sağlanan,

Özkaynak Kefalet sistemi ise KGF tarafından yararlanıcının KOBİS ile kredi değerliliğinin tespit edildiği ve tazmin üst limitinin uygulanmadığı, kefalet sistemidir (KGF, 2019).

İşlem alt limitleri firmanın başvurduğu kredi programına göre değişkenlik göstermektedir. 36 ay veya 48 ay vade seçeneği mevcuttur. Her bir kefalet kullandırımı için firmalardan bir defaya mahsus ve peşin olarak kefalet tutarının %2’si oranında komisyon tahsil edilmektedir.

8.2. Alıcı Kredileri

Türkiye’nin dış politikası ve ekonomik amaçları çerçevesinde ülkelerle uzun vadeli işbirlikleri ve sürekli ilişkiler kurulması için ihracatçılara, projeleri kapsamında finansman sağlanması önemlidir.

Alıcı Kredileri programı, bu kapsamda yurt dışında iş yapmak isteyen ihracatçının hakediş ödemelerini, ihracatçı ve alıcı arasındaki sözleşme ile alıcı ve Türk Eximbank arasındaki sözleşmelere göre ihracatçının alacağını garanti altına almış olması ve alıcının da borçlandırılması üzerine oluşturulmuş bir programdır.

Alıcı Kredileri programı iki bölümden oluşmaktadır:

Uluslararası Proje Kredileri,

Uluslararası Ticaretin Finansmanı.

8.2.1. Uluslararası Proje Kredileri

Alıcı kredisi niteliğindeki Uluslararası Proje Kredileri ile müteahhitlik ve gemi inşa sektöründe faaliyet gösteren firmaların ihraç ettikleri Türk mal ve hizmetlerinin %85’ine yönelik yabancı alıcılarına finansman imkanı sağlanmaktadır. Üçüncü ülkelerden yapılacak ihracat Türk Eximbank finansmanına konu edilemezken, Türkiye ve üçüncü ülkelerden yapılacak ihracat toplamının %85’ini geçmeyecek şekilde Türk mal ve hizmet ihracının %100’üne kadar destek verilmektedir. Program; Ermenistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve Kuzey Kore dışındaki tüm ülkeleri kapsamaktadır.

Finansman koşulları işlem bazında Türk Eximbank tarafından belirlenmektedir. OECD, Resmi Destekli İhracat Kredilerine İlişkin Düzenlemesi çerçevesinde ticari koşullarda finansman sağlamaktadır.

8.2.2. Uluslararası Ticaretin Finansmanı

Program; Yurt içi bankalar alıcı kredileri, yurt dışı bankalar alıcı kredileri ve devlet garantili alıcı kredilerinden oluşmaktadır.

Yurt İçi Bankalar Alıcı Kredileri Programı: Yurt içinde yerleşik bankaların yurt dışı şube, iştirak ve muhabir bankaları aracılığıyla kredinin vadesi minimum 6 ay olup, tüketim malları finansmanında azami 2 yıl, sermaye malları finansmanında ise azami 10 yıl vadeli olmak üzere alıcı kredisi kullandırılmaktadır. Finansmana konu ürünlerin Türkiye’den Türk menşeli olarak ihraç edilmesi beklenmektedir.

Yurt Dışı Bankalar Alıcı Kredileri: Türk Eximbank, kredi limiti tahsis edilmiş yurt dışında yerleşik muteber bankalar aracılığıyla, Türkiye’den Türkiye menşeili olmak kaydıyla mal ve/veya hizmet ithal etmek isteyen yabancı alıcılara finansman sağlamaktadır.

Devlet Garantili Alıcı Kredileri: Yabancı kamu kuruluşlarının Türkiye’den yapacağı alımlara devlet garantisi altında finansman desteği verilmektektedir. Program çerçevesinde, Türkiye’den ihraç edilecek Türkiye menşeli mal tutarının 24 aydan kısa vadeli kredilerde %100’üne, 24 ay ve daha uzun vadeli kredilerde ise %85’ine kadar kredi kullandırılmaktadır. Üçüncü ülkelerden yapılacak ihracat Türk Eximbank finansmanına konu edilmemektedir.

8.3. Alacak Sigortası

Türk Eximbank’ın kredi faaliyetleri dışında temel fonksiyonlarından biri de alacak sigortası sistemidir. Alacak Sigoratası, ihracat yapan firmaların yurt dışı satışlarından doğan tahsilatı riskli alacakları, ticari ve politik risklere karşı sigorta kapsamına almayı kapsamaktadır.

Alacak Sigortası;

Kısa Vadeli Alacak Sigortası,

Orta ve Uzun Vadeli Alacak Sigortası

olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

8.3.1. Kısa Vadeli Alacak Sigortası

Alacak Sigortası ile yurt dışında yapılan satışlarda vadeli alacak yapısına sahip bütün ihracatçı firmaların Türk Eximbank tarafından kapsama alınan ülkelerdeki alıcılara yapacağı 360 güne kadar vadeli tüm sevkiyatları, alıcı firmalara tahsis edilen limitler çerçevesinde sigortalama yapılmaktadır.

8.3.2. Orta ve Uzun Vadeli Alacak Sigortası

Spesifik İhracat Kredi Sigortası Sevk Sonrası Risk Programı, Sevk Öncesi İhracat Kredi Sigortası veTeminat Mektuplarının Haksız Nakde Çevirilme Sigortası olarak üç kapsamda olmaktadır.

Spesifik İhracat Kredi Sigortası: Sevk Sonrası Risk Programı ile ihracatçıların tek bir satış sözleşmesine bağlı olarak ve azami vadesi OECD düzenlemelerine paralel olarak değerlendirilecek ihracatlarından doğacak alacaklarını, ticari ve politik risklere karşı teminat altına almak ve teminat altına alınan ihracat işlemi ile ilgili olarak ihracatçıların Türk Eximbank veya ticari bankalardan finansman temin etmeleri sağlanmaktır.

Sevk Öncesi İhracat Kredi Sigortası: Programda, ihracatçı ile alıcı arasında imzalanmış olan satış sözleşmesi gereğince üretilecek veya üretilmekte olan ve henüz sevkiyata konu olmamış mallar için, sigortalının, satış sözleşmesinin şartlarını yerine getirmek amacıyla yaptığı harcamaların, ticari ve/veya politik risklere karşı belirli limitler dahilinde sigortalanmaktadır.

Teminat Mektuplarının Haksız Nakde Çevirilme Sigortası: Program, müteahhitlik sektöründe faaliyet gösteren firmaların mevcut pazarlarda kalıcılığının sağlanması ve yeni pazarlara açılmalarının desteklenmesi amacıyla, yurt dışında üstlendikleri projeler için işveren makamlarına sundukları teminat mektuplarının poliçede tanınan sebeplerle haksız olarak nakde çevrilmesi durumunda ortaya çıkan zararın, Türk Eximbank tarafından tazmin edilmesine olanak tanınmaktadır.

8.4. Hazine

Türk Eximbank’ın aşağıda yer alan Türev Ürünler kapsamında da hizmetleri bulunmaktadır.

Forward

Opsiyon

Faiz Swapı

8.4.1. Forward

İhracatçıyı belirli bir vadede önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikteki dövizi alma veya satma, Bankayı ise dövizi satma veya alma yükümlüsü kılan, vade sonunda ise nakdi uzlaşmalı ya da kaydi teslimatlı olarak gerçekleştirilen ticari işlemler anlamına gelmektedir. Forward işlemlerin, Türk Eximbank’ın İhracatçıdan Döviz Kuru Forward Alışı ve İhracatçıdan Döviz Kuru Forward Satışı olarak iki türü vardır.

Forward işlemi ile ihracatçının döviz kurundaki artıştan/azalıştan kaynaklanan kur riskinden korunması amaçlanmaktadır. Forward işlemine konu döviz kurları/pariteler USD, TL, EUR, GBP, ve JPY para birimlerinden oluşan döviz kurları ve paritelerdir.

İhracatçının maksimum türev işlem limiti, ihracatçıya tahsis edilen genel limitin yüzde 50’si, 25 milyon dolar ya da ihracatçının Türk Eximbank kayıtlarında bulunan yıllık ihracat tutarının düşük olanı ile sınırlıdır. İhracatçının forward işlemi için talep edebileceği minimum işlem tutarı ise 20.000 USD ve muadili para birimleridir. Forward işlemlerinin vadesi en çok 360 gündür.

8.4.2. Opsiyon

İhracatçıyı belirli bir vadede önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikteki dövizi alma veya satma hakkını veren, Bankayı ise bu konularda yükümlü kılan, “Döviz Alım (Call) Opsiyonu” ve “Döviz Satım (Put) Opsiyonu” şeklinde yapılabilen, vade sonunda ise nakdi uzlaşma ya da kaydi teslimatlı olarak gerçekleştirilen ticari işlemlerdir.

Forward işlemlerde olduğu gibi amaç, ihracatçının döviz kurundaki artıştan/azalıştan kaynaklanan kur riskinden korunmasına yardımcı olmaktır. Opsiyon İşlemleri, işlem bazında herhangi bir tutar limiti olmaksızın, en çok 360 gün vadede yapılabilmektedir. Opsiyon işlemlerine konu olan döviz kurları/pariteler USD, TL, EUR, GBP JPY para birimlerinden oluşmaktadır.

8.4.3. Faiz Swapı

İhracatçıların piyasadaki faiz dalgalanmalarından kaynaklanan faiz riskinden korunabilmeleri amacıyla yapılan ihracatçı ile Banka’nın bir varlık veya borca ilişkin dönemsel faiz ödemelerini değişken faiz oranından sabit faiz oranına veya sabit faiz oranından değişken faiz oranına çevirmek amacıyla girdikleri, dönemsel olarak her takas tarihinde, değişken faiz tutarı ile sabit faiz futarının karşılıklı ödemelerini öngören ticari işlemlerdir. Faiz swapları aynı para biriminden olan varlık veya borçların sadece faiz ödemelerinin yapısını değiştirmekte olup, anapara ödemelerini değiştirmemektedir.

Faiz swapı işlemlerinin vadesi en az 3 yıl, en çok 10 yıldır. Faiz swapı işlemine konu para birimleri Amerikan Doları, Euro ve Banka’nın belirleyeceği diğer para birimleridir. İhracatçının faiz swapı işlemi için talep edebileceği minimum işlem tutarı ise 1 milyon USD ve muadili para birimleridir. İhracatçının maksimum türev işlem limiti ise, ihracatçıya tahsis edilen genel limitin yüzde 50’si, 25 milyon USD ya da ihracatçının Türk Eximbank kayıtlarında bulunan yıllık ihracat tutarının düşük olanı ile sınırlıdır.

Uygulamalar

1-Türk Eximbank kurulmadan önceki dönemde dış ticaretin finansmanını inceleyiniz.

2-Türk Eximbank’ın faaliyetlerini araştırınız.

3-Türk Eximbank’ın ihracatçılara sağladığı destekleri inceleyeniz.

4-Eximbank kredilerinin diğer banka kredilerinden farkını araştırınız.

Uygulama Soruları

1-Türk Eximbank’ın ana ürün/hizmetleri nelerdir?

2-Türk Eximbank’ın temel amaçları nelerdir?

3-Türk Eximbank’ın sağlamış olduğu kısa vadeli krediler nelerdir?

4-Türk Eximbank Döviz Kazandırıcı Hizmetler Kapsamındaki Krediler olarak hangi destekleri vermektedir?

Bölüm Özeti

Bu bölümde dış ticaret finansman işlemlerinde Türkiye’nin tek resmi ihracat desteği sağlayan kuruluş olan Türk Eximbank’ın kuruluşu ve temel amaçlarını öğrenmiş olduk. Aynı zamanda Türk Eximbank’ın ihracat yapan firmalara sunduğu çeşitli kredi, sigorta ve garanti kapsamındaki ürün ve hizmetleri detaylı olarak sizlere açıklandı.

9. BAŞLIĞI DIŞ TİCARET İŞLEMLERİNDE TÜRK EXİMBANK HARİCİ KREDİLER

Giriş

Dış ticaretin finansmanı kapsamında Türk Eximbank tarafından sunulan ürün ve hizmetlere ilişkin programlar bir önceki bu bölümde açıklanmıştır. Bu programların haricinde yurt içi ve yurt dışı kaynaklı muhtelif kredi olanakları bulunmaktadır.

Hem ithalatın hem de ihracat faaliyetlerinin desteklenmesine ilişkin prefinansman kredileri, post finansman kredileri, karşı ticaret işlemleri, yurt dışı ihracat kredi kurumlarından sağlanan krediler ile ticari bankalar ve merkez bankası tarafından sağlanan diğer krediler bu bölümde sunulmaktadır.

9.1. Prefinansman Kredileri

Prefinansman firmaların; ihracat, ihracat niteliğindeki satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetler kapsamında mal ve hizmet alımının finansmanı amacıyla, firmaların kendilerinin yurt dışındaki alıcıdan veya uluslararası finans kuruluşlarından sağladıkları ve Türkiye’deki bankalar ve özel finans kurumları aracılığıyla kullanabildikleri bir kredi türüdür.

Prefinansman ithalatçının, ihracat mallarını satın almaktan vazgeçmesine karşın bir önlem yöntemidir (Ceylan ve Korkmaz, 2008: 172). Prefinansman kredilerinin ihracattan sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetler için kullanılacak olması durumunda, Dahilde İsleme İzin Belgesi veya Vergi, Resim ve Harç İstisnası Belgesi alınmalıdır. Doğrudan ihracatın finansmanı için sağlanan kredilerde ise bu belgelere ihtiyaç duyulmamaktadır.

Yurt dışından fon bulabilen tüm şirketler bu krediden yararlanabilirler. Prefinansman kredileri, Merkez Bankası tarafından alım-satıma konu olan konveribl dövizler veya Türk Lirası cinsinden ülkeye efektif olarak getirilebileceği gibi, lehtar adına açılan döviz tevdiat hesabına ya da geçici bir döviz hesabına da aktarılabilir.

Krediyi kullanabilmek için borçlunun; kredinin vadesi, faiz oranı ve diğer hükümleri içeren kredi sözleşmesi ile kredi kullanımına aracılık edecek banka veya kuruma başvurması gerekmektedir.

Söz konusu kredi için bankalar ve özel finans kurumları ister garanti vererek isterlerse de garanti vermeksizin aracılık edebilmektedirler.

Prefinansman kredilerinin azami süresi 18 aydır. Gemi inşa ve ihracatının finansmanı amacıyla kullanılacak kredilerin (hazır gemi hariç) vadesi ise 24 aydır (Hazine Müsteşarlığı, 2008). Kredi veren tarafın onayı ve izni alınmak suretiyle, 18 aydan kısa vadeli kredileri, bankalar 18 aya kadar uzatabilirler (Şakar, 2007: 148-149).

İhracat amaçlı alınan prefinansman kredilerinin, sonradan döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili işlemlere devredilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte bu kredi banka nezdinde kullanılmadan tamamı başka bir bankaya aktarılabilir.

Prefinansman kredileri ihracat amaçlı alındıysa, kredinin ana para, faiz, komisyon ve masraflarının, kredinin açıldığı tarih ile vade tarihi arasında gerçekleştirilen ihracat faaliyetlerinden elde edilmiş bedellerle kapatılması zorunludur. İhracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetlerin finansmanı amacıyla kullanılan prefinansman kredileri ise yalnızca İhracatı Teşvik Mevzuatında yer alan taahhütlere göre kapatılmalıdır.

Uluslararası piyasalardan sağlanan prefinansmanın mahsup suretiyle ödenmesi aşağıdaki şekillerde gerçekleştirilebilmektedir (Bağrıaçık, 2002).

a.İhracat bedelleri ile mahsup edilmek üzere suretiyle ödenmesi: Bir ülkeden sağlanan prefinansman kredisi, başka bir ülkeye yapılacak ihracattan sağlanan dövizler ile Türk Lirası, ihracatçıya ödenmeksizin mahsup yöntemiyle ödenebilir.

b.Döviz kazandırıcı hizmet bedelleriyle mahsup edilmek suretiyle ödenmesi: Herhangi bir ülkeye yapılacak olan döviz kazandırıcı işlemlerden elde edilen dövizlerle kredi süresinde mahsup edilmek üzere ödenebilir.

c.Türk Lirası ödemesi suretiyle tasfiyesi: Prefinansman kredilerinin ana para, faiz, komisyon ve masraflarının kredinin vadesi süresince elde edilen ihracat sayılan satış, teslimler ve döviz kazandırıcı faaliyetlerden sağlanan ve alışı da yine vade süresi içinde gerçekleştirilen tutarlarla kapatılması imkansız ise vade sonunda kredi sözleşmesi koşullarına bağlı olarak Türk Lirası ile kapatılabilir.

Prefinansman kredilerinin mahsup işlemleri eğer vadesinde yapılmazsa krediye gecikme faizi uygulanmaktadır. Diğer taraftan ihracat faaliyetleri için alınan kredi döneminde herhangi bir ihracat işlemi gerçekleşmez ise, alınan prefinansman kredisi yine de faiziyle birlikte geri ödenmektedir.

9.2. Post Finansman Kredileri

Post finansman, bankaların Türkiye’de faaliyet gösteren ithalat firmalarına kredi kullandırmak amacı ile yurt dışındaki muhabir bankalardan borçlu sıfatıyla sağladığı kredilerdir.

İthalatçı firma, ihracatçının satış şartı olarak vesaik ibrazında ödemeli (sight) ithalat akreditifi talep eder. Uygun vesaik karşılığı ödeme yapacak olan ithalatçı, mevcut sermayesini kullanmak istememesi durumunda, finansman ihtiyacını post finansman aracılığıyla karşılayabilir.

Post finansman kredisi, akreditifli ithalatın finansmanı için ithalatçı firmanın akreditifi açan bankanın garantörlüğünde, akreditife teyidini ilave eden bankadan ihracatçıya ödenmek üzere sağladığı yurt dışı kaynaklı nakit kredidir.

Açılan ithalat akreditifi ile ilgili olarak satıcı veya ihracatçı tarafından ibraz edilen uygun vesaik karşılığı muhabir bankanın yaptığı ödeme, kredinin vade ve faiz başlangıç tarihini oluşturur. Banka ithalatçı firmaya akreditif bedelini belirli bir vadede ödeme kolaylığı sağlar.

İthalat ödemelerinde yurt içinden TL veya dövize endeksli kredi kullanan firmalar,

Vadeli ithalat yapan ve ihracatçının peşin alım indirimlerinden yararlanmak isteyen firmalar,

Mal alımlarının vadesi bir yıldan kısa olacak şekilde fonlamak isteyen firmalar,

Mal alımlarının ödemesine azami bir ay kalan ithalatçılar

post finansman kredisinden yararlanabilmektedir.

Post finansman kredisi kullanmanın birtakım avantajları bulunmaktadır. Bunlar;

Post finansman kredisi ile ithalatçılar mal alımlarını vadelendirebilir.

İhracatçının sağlayacağı peşin mal alımı indiriminden yararlanabilir.

Vadesi 1 yıldan uzun olmak zorunda değildir. Her vadede kullanılabilir.

İşleyiş, prosedür ve dokümantasyonu kolay ve hızlıdır.

Fiyatlama açısından rekabet avantajı sunmaktadır.

9.3. Karşı Ticaret

Karşı ticaret işlemi, literatürde İngilizce counter-trade olarak adlandırılmaktadır. Bu işlem genel anlamda ticaret ithalat ile ihracat arasında bir bağlantı kurularak gerçekleştirilen bir takas işlemi olarak düşünülebilir.

Karşı ticaret, mal ve hizmet takasları yanı sıra teknolojinin transfer edilmesi işlemleri için alıcının, ithalat bedelini ödemek için yeterli dövize sahip olmadığı durumlarda başvurulan bir yöntemdir. Özellikle finansman zorluklarının yaşandığı ülkelere yönelik ihracatlarda söz konusu olan karşı ticaret işlemleri, az gelişmiş ülkeler ve sanayileşmemiş ülkeler arasındaki ticaret işlemlerinde daha fazla gündeme gelmektedir.

Döviz tasarrufu sağlamak, serbest dövizle satılamayan düşük kaliteli ürünlerin ihracını gerçekleştirebilmek, yabancı sermaye kaynağı ile büyük sanayi tesisleri kurmak gibi nedenlerle karşı ticarete başvurulabilir.

Karşı ticaret işlemleri beş şekilde uygulanabilmektedir. Bunlar;

i.Takas (Barter): Takas en eski karşı ticaret işlemidir. Bu tür işlemlerde, finansal bir ödeme veya fon transferi olmaksızın eşit değerde olduğu kabul edilen mal ve hizmetler mübadele edilmektedir.

ii.Kliring (Clearing): Takasın biraz daha geliştirilmiş bir halidir. Kliring işlemlerinde, dövizle ödeme gerekmeksizin malların birbiriyle değiştirilmesine bağlı olarak ülkeler arasında anlaşmalar yapılır. Anlaşma yapan ülkelerdeki ithalatçılar, ilgili malların bedelini kendi ülkelerinde görevlendirilen Merkez Bankası veya Kliring Ofisine yerel para cinsinden öderler. Ülkeler arasında kliring işlemleri bir kamusal şirket üzerinden, bir ofis üzerinden veya merkez bankaları üzerinden gerçekleştirilmektedir (Dirican, 2019:51). Kliring işlemlerinde takasta olduğu gibi mal ithal edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.

iii.Karşı-alım (Counter-purchase): Karşı ticaretin en yaygın kullanılan şeklidir. Satıcı tarafın ihracat sözleşmesindeki bedelin belirli bir yüzdesine denk gelen malı, karşı taraftan kendisinin satın aldığı veya satışın üçüncü bir tarafça gerçekleştirilmesini sağladığı bir karşı ticaret işlemidir. İhracatçının taahhüde girmeden önce, üçüncü tarafla anlaşma yapması gerekmektedir.

iv.Dengeleme (Compensation): İhraç edilen mal, hizmet veya teknoloji transferi bedelinin bir kısmının ya da tamamının mal karşılığında alınmasına dayalı bir işlemdir. Genellikle sanayisi gelişmiş ülkelerin ticari uçak, askeri malzeme, nükleer santraller, altyapı yatırımları ve elektronik tesislerin finasmanda kullanılan bir yöntemdir.

v.Geri-alım (Buy-back): Dengeleme işleminin bir başka şeklidir. Geri-alım işlemi, ihraç edilen malların bedeli, bu mallar vasıtasıyla gerçekleştirilecek üretimin satın alınmasına dayalı olarak gerçekleştirilir. Bu işlemlerde anahtar teslim fabrika, teçhizat veya teknoloji ihracatçısı üretilen malların bir kısmını geri alır. Ticari işlem hacmi çok yüksek olmakta birlikte ithalatın süresi diğer karşı ticaret işlemlerinden daha uzun olmaktadır.

9.4. Yurt Dışı İhracat Kredi Kurumlarından Sağlanan Krediler (ECA-Export Credit Agency)

Yurt dışı kaynaklı krediler vade yapısına göre, kullanım yöntemine göre ve kaynaklarına göre; Avrupa Birliği’nden sağlanan ve diğer yurt dışı krediler ise borçlunun kamu veya özel kesim kuruluşu olmasına göre de hukuki açıdan sınıflandırılmaktadır.

Avrupa ülkeleri, Amerika ve Japonya gibi ülkeler ihracat faaliyetlerini teşvik etmek amacıyla, bu ülkelerden ithalat yapacak firmalara, İhracat Kredi Kuruluşları (ECA) aracılığıyla orta ve uzun vadeli finansman sağlamaktadır.

Türkiye’de ihracat kredi sigortası ile ilgili çalışmalar resmi destekli ihracat kredi kuruluşu (ECA) statüsünde faaliyet gösteren Türk Eximbank tarafından sağlanmaktadır. Türk Eximbank’ın yanı sıra, çeşitli ticari bankalar tarafından da kredi desteği sunulmaktadır.

Dünya genelinde ihracat kredisi ve ECA’lar şunlardır:

Ülke İhracat Kredi Kuruluşları (ECA)
Almanya Euler Hermes
Amerika Export-Import Bank of the United States (Ex-Im Bank)
Avustralya Export Finance and Insurance Corporation (EFIC)
Avusturya Oesterreichische Kontrollbank AG (OeKB)
Belçika Credendo
Çekya Export Guarantee and Insurance Corporation (EGAP)
Czech Export Bank
Danimarka Eksport Kredit Fonden (EKF)
Estonya KredEx
Finlandiya Finnvera
Finnish Export Credit Ltd (FEC)
Fransa Bpifrance Assurance Export
Hollanda Atradius
İngiltere UK Export Finance
İspanya Compañía Española de Seguros de Crédito a la Exportación (CESCE)
İsrail The Israel Export Insurance Corp. Ltd. (ASHRA)
İsveç Exportkreditnämnden (EKN)
AB Svensk Exportkredit (SEK)
İsviçre Swiss Export Risk Insurance (SERV)
İtalya Servizi Assicurativi del
Japonya Nippon Export and Investment Insurance (NEXI)
Japan Bank for International Cooperation (JBIC)
Kanada Export Development Canada (EDC)
Kore Korea Trade Insurance Corporation (K-SURE)
The Export-Import Bank of Korea (KEXIM)
Letonya Latvian Guarantee Agency (LVA)
Lüksemburg Office du Ducroire (ODL)
Macaristan Hungarian Export Credit Insurance Ltd andHungarian Export-Import Bank plc (EXIM)
Meksika Banco National de Comercio Exterior
Norveç Export Credit Norway
Garantiinstituttet for eksportkreditt (GIEK)
Polonya Korporacja Ubezpieczén Kredytów Eksportowych (KUKE)
Portekiz Companhia de Seguro de Créditos
Slovakya Export-Import Bank of the Slovak Republic (Eximbanka SR)
Slovenya Slovenska izvozna in razvojna banka, d.d. (SID)
Türkiye Export Credit Bank of Turkey (Türk Eximbank)
Yeni Zelanda Export Credit Office (ECO)
Yunanistan Export Credit Insurance Organisation (ECIO)

Kaynak: https://www.ihracat.co/2017/03/ihracat-kredi-ajanslari-eximbank.html

Resmi ECA kuruluşlarının statüleri birbirlerinden farklı şekilde olabilmektedir. Örneğin İngiltere’de UK Export Finance devlete bağlı ayrı bir departman olarak yapılandırılmıştır. Belçika’da Credendo ise tamamen devletin sahip olduğu bir kuruluştur. Almanya’da Euler Hermes ve Hollanda’da Atradius gibi özel sektör kredi sigortası kuruluşları ise devlet adına acenta gibi çalışmaktadır (Becue, 2013:28).

ECA’lar; bulundukları ülkelerdeki ihracatçıları desteklemek ve ticari bankaların direkt olarak üstlenmek istemedikleri ticari, politik, kambiyo rejimi gibi muhtelif risklere karşı koruma sağlamak amacıyla, orta veya uzun kredi garantisi ve sigortası hizmetlerini sunmaktadır. Bu tür kredilere ülke kredisi veya ECA kredisi ismi verilmektedir. ECA kredileri, ithal edilecek malın özelliğine göre 2 ile 10 yıl arasında değişebilmektedir.

ECA kuruluşlarının faaliyetleri kendi aralarında rekabete girilmemeleri için OECD tarafından düzenlenmektedir. ECA’lar çeşitli şartlar ve kriterlere uymak konusunda mutabakata varmışlardır. Örneğin, ihracat kredi sigortası desteğinin kredi vadesi iki yıl ve üzeri riskler için geçerli olmaktadır. Muhtelif ürün gruplarına göre farklı vadeler dikkate alınmaktadır. Avrupa Birliği birçok OECD ülkesine yönelik bu kuruluşların iki yıldan daha kısa vadeli kredi riskini sigortalamasına izin vermemektedir. Bu riskler özel sektör kuruluşları tarafından teminat altına alınan risklerdir (Grath, 2010:116-124).

ECA kredilerinde taraflar; ülkedeki ihracat kredi kuruluşu (ECA), ithalatçı, ihracatçı, garantör konumundaki ithalatçı banka ve kreditör olan ihracatçının bankasıdır.

Genelllikle ithalatçı ülkedeki bir banka (aracı banka) aracılığıyla sağlanan bu kredilerde, ihracatçı firma krediyi aracı bankadan peşin olarak almaktadır. Buna karşın ithalatçı ödemeyi vadeli olarak gerçekleştirmektedir. Garantör banka, aracı banka ile kredi sözleşmesi imzalamakta ve bu durumda ithalatçı banka direkt borçlu olmaktadır. Diğer bir ifadeyle garantör olan ithalatçı banka, ithalat yapan firmanın riskini üstlenmektedir. İhracatçı firma ise ülkesindeki ihracat kredi kuruluşuna başvurarak, ithalatçı firma için kredi talep etmektedir.

Kredi tutarı OECD tarafından belirlene kurallar çerçevesine, kredi sözleşmesinin azami %85’i finanse edilmektedir. Sözleşmenin finanse edilmeyen kısmı ise ithalatçı firmanın kaynaklarından avans (ön ödeme) şeklinde ihracatçı firmaya ödenmektedir.

9.5. Ticari Bankalar ve Merkez Bankası Tarafından Sağlanan Diğer Krediler

Ticari bankalar ve merkez bankası tarafından verilen diğer kredileri hem ithalatın hem de ihracatın finansmanı kapsamında olmaktadır.

Ticari bankaların düşük faizli, sabit oranlı ve uzun vadeli ihracat kredisi sağlamaları genellikle kazançlı bir işlem değildir. Bu nedenle ticari bankalar tarafından kullandırılan krediler, merkez bankalarınca desteklenmektedir. Dış ticaretin finansmanında bankalar tarafından sunulan kredi çeşitleri şunlardır:

Aval ve Kabul Kredileri (Banka Kabulü Kredileri): Kabul kredili belge karşılığı ödemede vadesinde ödemeyi garanti altına almak için ihracatçı (satıcı) firma, ithalatçı (alıcı) firmayla ilk kez iş yaptığında veya ilgili firmayı yeterince tanımadığında ithalatçının bankasından garanti verilmesini (aval) isteyebilir. Aval, kefalet niteliğinde olup, aval veren banka tarafından mali belgenin (poliçe, senet, vb.) ödemesini garanti etmiş olmaktadır. Poliçelere aval ”avalize edilmiştir” ibaresi ön yüzüne yazılarak imzalanmak suretiyle yapılmaktadır. Bankanın, vadeli poliçeye aval vermesi veya bizzat poliçeyi kabul etmesi “aval ve kabul kredisi” olarak adlandırılmaktadır ve gayri nakdi niteliktedir. Akreditifli, vesaik veya mal mukabili olmak üzere yapılabilir. Aval ve kabul kredisi esas itibariyle bir ithalat kredisidir. Ancak bu tür işlemlerde ayrıca ihracatçı tarafından ithalatçı üzerine çekilen bir poliçe söz konusu olmaktadır. İthalatçı ve ihracatçının anlaşmasına göre mal bedeli, yükleme işleminden sonra 3 ay, 6 ay, 9 ay gibi sürelerden sonra ödenebilir.

İhracat Kredileri: İhracatı teşvik etmek amacıyla kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredilerden oluşmaktadır. Nakdi krediler banka kaynaklı ihracat kredileri, Eximbank kaynaklı ihracat kredileri ve prefinansman kredileri olarak ayrılmaktadır. Alınan bir borcun geri ödenmesi, bir işin yapılması veya bir malın teslimi konusunda banka garantiye dayalı gayri nakdi ihracat kredileri ise teminat mektubu ve kontrgarantiden oluşan kredi türleridir.

Akreditif Kredileri: Akreditif esas olarak bir ödeme yöntemi olmasına karşın bazı durumlarda finansman tekniği olarak kullanabilmektedir. Akreditif Kredisi ile banka, akreditif yoluyla ithalat yapan müşteriye ithalatın gerçekleşmesi için gerekli finansman olanağını sağlamaktadır. İthalatçı firmaların, sevkiyat öncesinde avans olarak veya peşin ödeme şeklinde yaptıkları akreditif işlemleri kırmızı şartlı akreditif kredisi adını alır. Lehtar, malı daha göndermeden peşin tahsilat imkanına sahip ise yeşil şartlı akreditif ismini alır. Devredilebilir akreditif işleminde, lehtarın ödemeyi yapacak olan bankadan akreditifin tamamını veya bir kısmını üçüncü bir şahsa devretmesi mümkündür. Lehine akreditif açılan ihracatçı, malların alımını farklı kanallardan yapıyorsa kullanılması gereken akreditif tipi karşılıklı akreditiftir. İthalatçının açtığı akreditif kredi garantisi olarak gösterilip malın satın alındığı üretici ya da tedarikçi adına yeni bir akreditif açılmaktadır. Karşılıklı akreditif, transit ticarette sıklıkla kullanılmaktadır.

İştira ve İskonto Kredileri: İştira ve iskonto kredileri, nakit döngüsü yüksek ve senet portföyü hacimli olan firmalarda kısa vadeli nakit ihtiyaçların giderilmesinde kolaylık sağlamaktadır. Bu kredi, ticari işlemlerden doğan ve henüz vadesi gelmemiş ticari senetlerin nakde dönüştürülmesini sağlamaktadır. Vadeli ödemeli ihracat poliçelerinin banka tarafından iskonto edilerek kalan tutarın ihracatçıya ödenmesine dayalı olan kredilere iştira ve iskonto kredileri denilmektedir. Görüldüğünde ödemeli ihracat poliçeleri banka tarafından satın alındığında ise iştira ismini almaktadır. Hem ithalatçının hem de ihracatçının finansal durumu, ithalat yapan ülkenin ticari ve politik durumu ile kredi miktarının yüksek olması durumunda ithalat yapan ülkenin “ihracat kredi sigortası” desteğinin olup olmadığı kredi veren bankanın dikkat ettiği hususlardır.

Teminat Mektubu: Dış ticarette kullanılan teminat mektupları, ithalatçının ihracatçıya karşı üstlendiği yükümlülüğün yerine getirilmesini garanti etmek üzere banka tarafından ihracatçıya verilen mektuptur. Firmaların teminat mektubu sayesinde uluslararası bankaların garantisini alması daha güvenli olmaktadır. Bu teminatın sağlam ve güvenilir olmasının haricinde; bu teminat kolay, hızlı ve masrafsız bir şekilde alınabilmekte ve nakde çevrilerek alacağı karşılama niteliği de kazanmaktadır. Bir tür teminat mektubu olan harici garanti, yabancı para cinsinden düzenlenmektedir. Bankalar, verecekleri teminat mektubu veya kullandırdıkları diğer krediler karşılığında karşı garanti olarak bir başka bankadan teminat isteyebilmektedir. Buna ise kontrgaranti denilmektedir. Bir bankadan gelen kontrgarantiye istinaden teminat mektubu düzenleyen banka, kontrgarantiyi veren bankanın riskini üstlenmiş olmaktadır.

Uygulamalar

1-Dış ticaretin finansmanında Türk Eximbank kredileri harici kredileri özetleyiniz.

2-İthalat ile ihracat arasında bir bağlantı kurularak gerçekleştirilen karşı ticaret işlemlerinin çeşitlerinin neler olduğunu araştırınız.

3-Ülkelerin ECA kuruşlarının hangileri olduğunu belirtiniz.

4-Prefinansman kredileri ile postfinansman kredilerini karşılaştırınız.

5-Ticari bankalar ve Merkez Bankası tarafından sağlanan diğer kredileri araştırınız.

Uygulama Soruları

1-Prefinansman kredilerinin mahsup edilmesi nasıl gerçekleşmektedir?

2-Post finansman kredilerinden kimler faydalanabilir?

3-Karşı ticarete başvuru nedenleri nelerdir?

4-ECA kredileri hangi amaçlarla verilmektedir?

5-Ticari bankalar ve Merkez Bankası tarafından sağlanan diğer krediler hangileridir?

Bölüm Özeti

Bu bölümde dış ticaret finansman işlemlerinde Türk Eximbank harici kredilerin neler olduğunu öğrenmiş olduk. Aynı zamanda bir ihracat kredi kuruluşu olan Türk Eximbank haricinde diğer ülkelerin ECA faaliyetlerinin hangi kuruluşlarca yürütüldüğü hakkında bilgi verildi.

10. FAKTÖRİNG

Giriş

Dış ticaretin gelişmesi ile birlikte uluslararası ticaretin finansman teknikleri de gelişmiş, klasik finansman yöntemlerine alternatif yeni finansman teknikleri oluşmaya başlamıştır.

Dış ticaret ile uğraşan firmalara finansman sağlayan kuruluşlar, ilgili şirketlerin dış pazarlarda rekabet gücünü artırmak ve ülkenin dış ticaret hacminin büyümesini desteklemek amacıyla, nakdi teşviklerin yanı sıra, kredi ve sigorta yolu ile uluslararası ticaret yapan şirketlere destek olmaya çalışmışlardır. Faktöring hizmetleri de bu desteklerden birisidir.

Her işletme için olduğu gibi dış ticaretle uğraşan firmalar için de önemli bir finansman kaynağı olarak kabul edilen faktoring işlemleri, mal ve hizmet alım-satımından doğan kısa vadeli alacak hakkının faktoring şirketi adı verilen kurumlara devredilmesi ve bu yolla finansman, teminat, vetahsilât gibi hizmetlerin bu kurumlardan sağlanması mantığına dayanan bir hizmet şeklidir.

Günümüzde işletmeler likidite darboğazından kurtulmak ve hayatta kalabilmek için alternatif finansman tekniklerinden biri olan faktoringe başvurmaktadır.

Bu bölümde faktöring hakkında özet bir bilgi sunulmuştur.

10.1. Faktöring İşlemleri, İşleyişi ve Firmalara Sağladığı Avantajlar

Faktöring kelimesi latince kökenli olup “faktör” kelimesinden türetilmiştir. Faktör ise bir başkası hesabına hareket eden kişiyi ifade etmektedir.

Ticari ve hukuki anlamda faktörü ise şu şekilde tanımlayabiliriz: Mal satımı veya hizmet arzı ile uğraşan işletmelerin bu satışları dolayısıyla doğmuş ya da doğacak alacaklarını devralarak tahsilini üstlenen, bu alacaklara karşılık peşin ödemelerde bulunarak finansal kolaylıklar sağlayan, aynı zamanda mali, ticari ve idari konularda işletmeye verdiği hizmetler karşılığında ücrete hak kazanan kişi ya da kuruluştur.

Bir finansman yöntemi olarak faktöringi ise; satıcı firmaların kısa vadeli alacaklarının, belirli bir komisyon bedeli (faktör ücreti) karşılığında faktöring şirketlerince temlik edilerek ve tahsilinin üstlenilerek, satıcı firmaların çeşitli finansman hizmetlerinden yararlanabildikleri bir finansman tekniği olarak tanımlayabiliriz.

Faktöring günümüzdeki anlamıyla; faktöring şirketi ile alıcı ve satıcı arasında gerçekleşen üç taraflı bir sözleşme olup, kısa vadeli alacakların vadesinde tahsilini, istenildiği takdirde vadesinden önce alacağın belirli bir oranında peşin ödemesini sağlayan ve tahsilat riskini faktör denilen aracı kuruluşa devreden alternatif bir finansman yöntemi şeklinde tanımlanmaktadır.

Faktöring sözleşmesi, alacaklıların hakkını satan firma ile factor arasında, her iki tarafın hak ve yükümlülük ile ne tür hizmet sunacağının belirlendiği bir sözleşmedir. Faktör ise faktöring hizmeti veren, faktöring şirketidir.

Ülkemizde 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanununun 38’inci maddesi ise faktöring sözleşmesini şu şekilde tanımlamaktadır: “Mal veya hizmet satışından doğan fatura ile tevsik edilen alacaklar ile BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilebilen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir almak suretiyle, müşterisine tahsilat, finansman veya faktöring garantisi sunan sözleşmedir”, şeklinde tanımlanmıştır (6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunu, Madde 38).

Dolayısıyla faktöring şirketlerinin faaliyetlerinin denetimi ve düzenleme yetkisi ülkemizde BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu)’ya verilmiştir.

Faktöring, yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere yurt içinde veya uluslararası ticarette uygulanabilen bir finansal tekniktir. Her ne kadar yurt içi işlemlerde yoğun olarak kullanılsa da faktöring günümüzde dış ticaret işlemlerinde de kullanılmaya başlanmıştır. Bundan dolayı, faktöring dış ticaretin finansmanı yöntemleri arasında yerini almaktadır.

Yurt içi faktöring sözleşmelerinde üç taraf bulunsa da, uluslararası faktöring sözleşmelerinde dört taraf vardır:

-Alacaklı (satıcı) firma,

-Alacakları devralan faktöring şirketi (faktör),

-Borçlu firma,

-İthalatçı ya da borçlunun kendi ülkesindeki muhabir faktöring şirketi

Bu bölümde yurt içi faktöring işlemlerine değinmeyecek olup, yurt dışı faktöring işlemlerinden bahsedilecektir.

Satıcı işletme, alıcı işletme ve faktöring şirketi eğer farklı ülkelerde ise uluslararası faktöring ortaya çıkacaktır. Aslında ufak bir farklılığın dışında uluslararası faktöring işlemleri ile yurt içi faktöring işlemleri birbirine çok benzemektedir.

Uluslararası faktöringde, faktöring şirketi farklı ülkelerde bulunan alacakların tahsilatı için ilgili yabancı ülkedeki muhabir faktöring şirketi ile bağlantıya girmek durumunda kalacaktır.

Yani, daha önce yukarıda da bahsedildiği üzere uluslararası faktöring işlemlerinde klasik bir faktöring sözleşmesinden farklı olarak üç tarafa ek olarak muhabir faktöring şirketi de işlemlere dahil olmaktadır.

Taraflar arasında (ihracatçı ve faktöring şirketi) imzalanacak faktöring sözleşmesinde;

– Faktöring şirketinin türü ve faktöring şirketi tarafından hangi hizmetlerin verileceği,

– Ödeme koşulları,

– Finansman öngörülüyorsa, satıcıya yapılacak peşin ödeme oranı, satıcıya tanınan kredi limiti, bu limitin belirlenememesi ve iptal yolları,

– Mala ilişkin uyuşmazlıkların ne tür prosedüre tabi olacağı,

– Faktöring komisyonu ve uygulanacak faiz oranları,

– Borcu yerine getirmeye zorlayıcı, yasal uyuşmazlıklara ilişkin hususların yer alması gerekmektedir.

Klasik bir uluslararası faktöring işlemi şu şekilde gerçekleşmektedir:

• Öncelikle ihracatçı firma yurt içindeki herhangi bir faktöring şirketi ile bir sözleşme yapar.

• İthalatçı firma tarafından ihracatçıya sipariş geçilir

• İhracatçı firma (satıcı) yurt dışından gelen bu talebi (siparişi) yurt içindeki daha önce anlaştığı faktöring şirketine bildirir ve ithalatçı hakkında faktöring şirketine bilgi verir.

• Yurt içindeki (ihracatçının ülkesindeki) faktöring şirketi, ithalatçı ile ilgili bilgileri yurt dışındaki (ithalatçının ülkesindeki) muhabir faktöring şirketine aktarır ve muhabir şirketten limit onayı ister.

• Muhabir faktöring şirketi, ithalatçı firma hakkında gerekli ön inceleme ve araştırmaları yaptıktan sonra eğer ithalatçının kredibilitesini yeterli görürse ihracatçının ülkesindeki faktöring şirketinin talep ettiği limiti onaylar.

• Karşı taraftan onay geldikten sonra, (yurt içindeki) faktöring şirketi ihracatçıya vereceği hizmetleri ve maliyetlerini bildirerek limit onayı verir.

• İhracatçı onayı aldıktan sonra malları ithalatçı firmaya gönderir.

• Bu ihracat işleminden kaynaklanan alacaklar faktöring şirketine devredilir. Düzenlenen faturaların aslı ihracatçıya, bir sureti de faktöring şirketine gönderilir.

• İthalatçıya gönderilen faturanın üzerine alacakların faktöring şirketine temlik edildiğini ve ödemelerin muhabir faktöring şirketine yapılması gerektiğini belirten bir not yapıştırılır.

• İhracatçı eğer bu sürede nakit ihtiyacına göre isterse kendi ülkesindeki faktöring şirketinden ön ödeme talep edebilir.

• Faturanın vadesi gelince ödeme ithalatçı tarafından muhabir faktöring şirketine yapılır.

• Muhabir faktöring şirketi de yaptığı tahsilattan kendi masraf ve komisyonunu düşerek kalan tutarı ihracatçının ülkesindeki faktöring şirketine gönderir.

• İhracatçının ülkesindeki faktöring şirketi muhabir faktörden tahsil ettiği tutardan ön ödeme yapılmamışsa faktöring komisyonunu, ön ödeme yapılmışsa yapılan ön ödeme tutarı, finansman faizi ve faktöring komisyonu düşüldükten sonra kalan tutarı satıcı işletmeye öder.

Faktöring işlemleri kısa vadeli alacaklar için kullanılır. Finansal işlemlerde 1 yıla kadar vadeler “kısa vade” olarak adlandırılır. Bir yılın üzerindeki süre ise “uzun vade”yi ifade etmektedir. Faktöring sözleşmelerine söz konusu olan alacakların vadesi genellikle 1 ila 6 ay arasındadır.

Yukarıdaki adımlardan da anlaşılacağı üzere faktöring işlemleri, kısa vadeli ihracat alacaklarının finansmanına ve bunların tahsili ile ilgili taraflar arasında imzalanan bir sözleşmeye dayanmaktadır.

İhracatçı (satıcı) firma yurt dışına satmış olduğu malların gelirlerinden doğan alacağını faktöring şirketine gayri kabili rücu olarak devreder.

Bunun karşılığında da ilgili ihracat gelirinin belirli bir tutarını (ıskontolanmış şekilde) faktöring şirketi tarafından peşin olarak tahsilini sağlar.

Faktöring şirketinin ihracatçıdan devraldığı alacakları tahsil edememesi durumunda ihracatçı firmaya rücu hakkı yoktur. Böylelikle, faktöring sözleşmesiyle ihracatçı alacağını tahsil edememe riskini de faktöring şirketine transfer etmiş olur. Bundan dolayı faktöring şirketleri, temerrüt riskine karşılık sadece kredi değerliliği olan yabancı ithalatçılarca olan alacakları kabul etmektedir. Bu açıdan bakıldığında faktöring şirketleri ihracatçının değil ithalatçının kredi analizini (kredi notu-kredibilitesini) gerçekleştirecektir.

Buradan şu çıkarımı yapabiliriz; bazı firmaları faktöringi finansman ihtiyaçları nedeniyle bazı firmalar ise riske karşı korunma nedeniyle kullanabilmektedir.

Ayrıca, faktöring sözleşmesi sayesinde ihracatçı satış sonrasındaki tüm ödeme prosedürlerinden kurtulur ve esas faaliyet alanlarına odaklanarak verimliliğini artırmayı sağlayabilir.

Ülkemizde faktöring şirketleri, başvuruda bulunan firmalara kredi çalışması yapılabilmesi için şirketlerden şu belgeleri talep etmektedirler:

-Son iki yıla ait onaylı bilançolar

-Son döneme ait gelir tablosu (Geçici Vergi Beyannamesi)

-Son döneme ait detay mizan

-Firmaya ya da ortaklarına ait mal varlıklarını gösteren belgeler. (Tapu, ruhsat vb.)

-Kapasite raporu (varsa)

Faktöringin firmalara sağladığı avantajları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

-Faktöring, alacakların ödenmeme riskine karşı garanti sağlar.

-Alacakların tahsilatı faktöring şirketi tarafından takip edilir.

-İşletmeler alacaklarını faktöring şirketine devrettikleri için muhasebe kayıtlarının tutulması faktöring tarafından sağlanır.

-İşletmelerin kısa vadeli alacaklarını hızlıca nakde çevirmesini sağlayarak nakit akışlarını ve likiditelerini olumlu etkiler.

-İşletmeler alıcılarına vade imkânı sunarak, pazardaki rekabet gücünü artırabilir.

-Faktöring işlemi bilançonun aktif tarafında harekete neden olur ve işletmenin kredibilitesinin artmasında rol alır.

-Yapılan istihbaratlar sayesinde alıcılar hakkında güncel bilgiler sağlanır.

-Açık hesap işlemlerin kolay ve güvenli olmasını sağlar.

-İşletme alacaklarını faktöring şirketine devrettiği için idari ve kanuni takip süreçlerinden kurtulur. Buna ilişkin maliyetlerden de kaçınmış olur.

-Faktöring şirketi işletmeye ön ödeme yaptığından dolayı, döviz alım belgesi düzenlenir ve işletme kambiyo taahhüdünü hemen kapatarak KDV iadesine erken başvuru yapabilir.

-Yurt dışındaki alıcı, faktöring garanti hizmeti sayesinde akreditif açmayarak akreditif maliyetinden kurtulmuş olur.

Faktöring işlemleri firmalara yukarıda sayılan avantajları sağlarken aynı zamanda bir kısım dezavantajları da vardır.

Bunların en önemlisi; faktöring şirketlerinin, sağlanan finansman karşılığı faiz ve hizmet bedeli karşılığında da komisyon alması faktöring işlemlerinin yüksek maliyetli bir finansman yöntemi olmasına yol açmaktadır.

Ayrıca, bankalar kredi değerlendirmesi yaparken, işletmelerin faktöring hacimlerinin yüksek olmasını olumsuz bir veri olarak değerlendirebilirler. Hacmin yüksek oluşu bankalara, firmanın alacaklarını vadesinden önce nakde çevirme nedenin işletmenin mali sıkıntı içinde olduğu izlenimini yaratabilir. Tedarikçiler de çok fazla faktöring işlemi yapan firmaların tahsilat kabiliyetlerini ve likidite gücünü kaybettiği fikrine vararak onlara vadeli satış yapmaktan kaçınabilirler.

Faktöringin uygulanamayacağı satış şekilleri de mevcuttur. Bunları ise şu şekilde sıralayabiliriz:

-Peşin Satışlar

-Konsinye Satışlar

-Proforma Faturalı Satışlar

-Taahhütlü Satışlar

-Perakende Satışlar’dır.

10.2. Faktöring Şirketlerinin Hizmetleri ve Faktöring Maliyetleri

Faktöring şirketlerinin hizmetlerini dört ana başlık altında toparlayabiliriz:

İstihbarat (Bilgi Edinimi)

Başka bir ülkede faaliyet gösteren bir işletme hakkında bilgi edinmek her zaman ihracatçı firmalar açısından hem zor hem de maliyetlidir.

Oysa, faktöring firmalarınca yapılan güvenilir istihbarat araştırmaları sonucunda satıcılar yurt içi ve yurt dışı müşterilerinin finansal durumları/risklilikleri hakkında kısa zamanda güvenilir bilgiye sahip olabilirler

Böylelikle ihracatçı firma, faktöring firmasının sunmuş olduğu istihbarat ve derecelendirme hizmetlerinden yararlanarak bu alana ayıracağı masraflarından kurtulmuş olur.

Garanti

Dış ticaret işlemlerinde ihracatçı açısından en büyük risklerden birisi alacağını tahsil edememe durumudur.

İthalatçının iflası, konkordato ilan etmesi, temerrütte düşmesi, ödeme sıkıntısı yaşaması ya da başka bir sebepten dolayı ihracatçı alacaklarının bir bölümünü ya da tümünü tahsil edemeyebilir.

Faktöring sözleşmesi ile ihracatçı alacaklarını faktöring şirketine temlik eder ve ithalatçının borcunu ödeyememe durumuna karşı alacaklarını garanti altına almış olur.

Faktöring şirketi, her bir alıcı (ithalatçı) bazında belirlenen limit, vade ve geçerlilik süresi dâhilinde, satıcı firmaların ithalatçıdan olan alacaklarının tahsil edilememe riskine karşı garantörlük sağlar. Ancak, ithalatçıya (alıcıya) gönderilen malların kusurlu, hatalı olması durumunda bu teminat geçerli olmayacaktır.

Tahsilat

Faktöring şirketi ile ihracatçı arasında gerçekleştirilecek sözleşme ile birlikte vadeli alacaklar faktöring şirketine devredilir. Bu devirle birlikte dış ticaret işlemlerinden doğan alacakların takibi de faktöring şirketine geçer.

Böylelikle ihracatçı, alacaklarının takibiyle ve tahsilatıyla ilgili maliyetlerden kaçınmış olur ve asıl faaliyetlerine odaklanma şansını yakalar. Alacakların tahsilatıyla ilgili bir problem yaşanması halinde faktöring şirketi yasal yollara başvurma hususunda tam yetkilidir. Dolayısı ile ihracatçı yasal takip için yapılması gereken işlemlerden ve masraflardan da kaçınmış olacaktır.

Finansman

Vadeli alacaklar firmaların nakit akışlarını olumsuz etkileyebilir. Dolayısı ile firmalarda bir ek finansman ihtiyacı doğabilir. Bundan ötürü, gerek ihracattan olsun gerekse yurt içinden kaynaklanan alacakların nakde çevrilememesi satıcı firma (ihracatçı) için önemli bir kaynak problemine neden olacaktır. Faktöring şirketi, alacakların karşılığında belirlemiş olduğu finansman limiti ve ödeme oranı dâhilinde ihracatçıya (satıcıya) ödeme yapar. Böylece firma, ekstra borçlanma yerine kendi alacaklarını nakde dönüştürerek ek kaynak (finansman) sağlamış olur.

FAKTÖRİNG MALİYETLERİ

Faktöring işlemleri ihracatçıya birçok fayda sağlasa da bu faydanın bir maliyeti bulunmaktadır. Satıcı sadece garanti ve tahsilat hizmetinden faydalanmak isterse komisyon, finansman fonksiyonundan faydalanmak isterse finansman maliyetiyle karşı karşıya kalacaktır. Bir faktöring sözleşmesinin ihracatçıya olan maliyetlerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:

Komisyon Maliyeti:

Faktöring şirketinin, alıcı firma (ithalatçı) ve piyasa hakkında yaptığı istihbarat, müşterinin (ithalatçı) kredibilite değerlendirmesi, alacakların tahsilat garantisi ve tahsilatı gibi çeşitli hizmetler karşılığında satıcı firma (ihracatçı) tarafından temlik edilen alacak tutarı üzerinden tahakkuk ettiği komisyon tutarıdır.

Bu komisyon oranı faktöring sözleşmesinin başında taraflarca belirlenir. Komisyon oranını genelde; alıcıların sayısı, satıcının taahhüt etiği yıllık ciro, faktöring yapılan ülkeler, ortalama alacak büyüklüğü, alacakların vadesi, ürün cinsi, sektör gibi faktörler etkilemektedir.

Komisyon oranını da kendi içerisinde ikiye ayırabiliriz: Birincisi yüklenilen risk karşılığında belirlenen komisyondur. İkincisi ise faktöring şirketinin faktöring işlemi kapsamında vermiş olduğu diğer hizmetlerin bedeli olan komisyondur.

Faktöring komisyonu genelde aylık olarak, ay içinde faktör tarafından kabul edilen faturaların toplamı yani satış tutarı üzerinden alınmaktadır.

Finansman Maliyeti (Faiz Maliyeti-Iskontolama Masrafı):

Ön ödeme tarihinden tahsilata kadar geçen süre için kullandırılan fona uygulanan, piyasa koşullarına göre belirlenen ücret oranıdır. Finansman maliyeti; kullanılan tutar, gün (vade) ve faktöring ücret oranı üzerinden hesaplanır ve müşteriye fatura edilir.

10.3. Faktöring Türleri

Faktöring işlemlerini yapıldığı yere göre, özelliklerine göre ya da başka faktörlere göre aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz:

Yapıldığı Yere Göre Faktöring Türleri

-Yurt İçi Faktöring: Faktöring işleminin yurt içi olmasının özelliği tarafların (alıcı, satıcı ve faktör) aynı ülkede bulunmasıdır.

-Uluslararası Faktöring: Farklı ülkelerde olan alıcı ve satıcı gerçekleştirdiği faktöring işlemidir. Uluslararası faktöring işleminde; alıcı, satıcı yurt içi faktör (ihracat faktörü) ve alıcının ülkesinde bulunan muhabir faktör (ithalat faktörü) olmak üzere dört taraf bulunmaktadır.

Uluslararası faktöring işleminin yerel faktöring işlemlerinden temel farkı ikinci bir faktöre ihtiyaç duyulmasıdır.

Türkiye’de uygulanan faktöring işlemleri incelediğinde bu işlemlerin sadece %25’lik kısmının yurt dışı işlem olduğu görülmektedir.

Uluslararası faktöringi ihracat faktöringi ve ithalat faktöringi olmak üzere iki alt gruba ayırabiliriz.

-İhracat Faktöringi: Yurt dışına yapılan mal ve hizmet satışlarından doğmuş ve doğacak olan alacakların temliki yolu ile sağlanan finansman, alıcı adına garanti ve alacakların tahsili hizmetleridir.

-İthalat Faktöringi: Faktöring firmasının muhabir aracılığıyla, yurt dışındaki ihracatçı işletmeye, ödeme yapma garantisi verdiği faktöringdir. Böylece, ithalatçı işletme, akreditif açmadan ithalat yapabilme olanağına kavuşmaktadır. İthalat faktöringini ihracat faktöringinin tersi olarak düşünmemiz mümkündür. İthalat faktöringinde müşteri (ihracatçı) yurt dışında, borçlu (ithalatçı) ise yurt içindedir.

Firmaların yurt dışından gerçekleştireceği mal mukabili ya da vadeli ithalat işlemlerinde, faktöring şirketi müşterisinin yurt dışındaki satıcısının bu alacakla ilgili olarak garanti ve tahsilat takibi hizmetlerinden faydalanmasını sağlar.

Özelliklerine Göre Faktöring Türleri

-Gayrikabili rücu (dönülemez) faktöring: İhracatçının temlik yolu ile faktöring firmasına devir ettiği alacaklarının, ithalatçı tarafından ödenmemesi durumunda bir daha tahsilat için kendisine geri dönülemeyeceği faktöring çeşididir.

-Kabili rücu (dönülebilir) faktöring: İhracatçının temlik yolu ile faktöring firmasına devrettiği alacaklarının, ithalatçı tarafından ödenmemesi durumunda tahsilat için kendisine geri dönülmesini kabul ettiği faktöring çeşididir.

-Bildirimli faktöring: Alacak temlikinin borçluya ihbar edildiği faktöring türüdür.

-Bildirimsiz faktöring: Alacağın faktöring şirketine temlik edilmesinin borçluya bildirilmediği faktöring türüdür. Borçlulardan tahsilatı Müşteri (satıcı) yapar ve ilgili tutar daha sonra faktöre ödenir. (Faktörün temlik, ihbar ve tahsilat hakkı saklıdır.)

Diğer Faktöring Türleri

Yukarıdaki sınıflandırmaların haricinde özeliklerine göre faktöring işlemlerini şu şekilde gruplandırabiliriz:

-Vadeli Faktöring: Bu hizmet türünde finansman kullanımı söz konusu değildir ve faktöring firması satıcıya ödemeleri vade sonunda yapar. Diğer bir deyişle, faktöring şirketinin, alacaklar karşılığında satıcıya (ihracatçıya) herhangi bir ön ödeme yapması söz konusu değildir. Ödemenin yapılacağı vade genelde aylık kredili satışların ortalama vadesi bulunarak hesaplanır. Bu yöntem aslında, firmalara faktöring şirketleri tarafından sunulan bir tahsilat hizmetidir. Özellikle fazla alıcısı bulunan firmalar bu yöntem sayesinde tahsilat takibiyle ilgili maliyetlerini ve zaman kaybını azaltarak tasarruf sağlayabilirler.

-İskontolu Faktöring: Satıcının faktöring şirketine devrettiği alacaklarının vadesi gelmeden önce faktöring şirketinin ödemeyi gerçekleştirdiği faktöring türüdür.

Faktöring şirketinin devraldığı alacakların nominal değeri üzerinden; ıskonto oranı nispetinde masrafı, faizi, %5 oranında Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) tutarını indirdikten sonra kalan tutarı müşteriye ödemesidir.

Bu sayede faktöring firmasına alacaklarını ıskonto ettiren satıcı, alacaklarının vadesi gelmeden önce kendine nakit akışı sağlamış olur.

-Ön ödemeli Faktöring: Finansman hizmeti sunulan bu tür faktöring türünde, faktöring şirketi alacakların vadesinden önce satıcıya bir avans vermektedir. Bu avans tutarı faktöring firmalarının politikalarına göre değişkenlik göstermektedir.

İskontolu faktöring ile çok benzediği için genellikle karıştırılan ön ödemeli faktoringte faktöring şirketi alacakların vadesini beklemeyip müşterisine alacakları karşılığında ödeyeceği tutarın belirli bir oranında ön ödeme yapmaktadır. Kalan tutarın ödemesi ise, alacağın vade tarihinde tahsil edilmesinin ardından faktöring ücret ve komisyonları mahsup edilerek gerçekleştirilmektedir.

-Toptan Faktöring: “Düşük değerli ve çok sayıda alacaklarla ilgili olarak kullanılan bir faktöring türüdür. Finansman işlevinin ön planda olduğu bu tür faktöring, satıcının tüm satışlarını, diğer bir deyimle, cirosunu, toptan olarak faktöre temlik etmesidir. Tam hizmet faktöringinden farkı, faktör tarafından satış kayıtlarının tutulmaması ve borcun ödenmeme riskine karşı güvence olmamasıdır. Ayrıca, borçlulara ödemeyi faktöre yapması için fatura üzerinde bildirimde bulunulmasına rağmen, alacakların tahsil edilmesinden satıcının, faktöring şirketinin bir acentesi gibi sorumlu olmasıdır.” Toptan faktöring işleminde sadece finansman hizmeti verilmekte olup garanti ve tahsilat hizmetleri müşteriye sunulmaz.

-Tam Hizmet Faktöringi: “Yaygın olarak kullanılan geleneksel bir faktöring türüdür. Satıcı firma ile faktöring şirketi arasında imzalanacak süreklilik esasına dayalı bir anlaşma ile faktör, normal ticari ilişkilerden doğan ve doğacak tüm fatura ve benzeri belgeler ile tevsik edilen alacakları temlik almayı, alacakları tahsil etmeyi, alacak kayıtlarını tutmayı ve ön ödeme yapmayı kabul eder. Bu tür faktöring hizmetleri, alacakların tahsil edilememe riskinin faktöring şirketince üstlenilip üstlenilmemesi durumuna göre iki alt gruba (kabili rücu ve gayrikabili rücu) ayrılır.”

Uygulamalar

1.Uluslararası faktöring işlemlerinden ülkemizde hangi sektörler yararlanmaktadır?

2.Faktöring şirketleri işletmelere hangi hizmetleri sunmaktadır? Araştırınız.

3.Klasik bir fakötring sözleşmesinin işleyiş aşamalarını sıralayınız.

Uygulama Soruları

1.Uluslararası faktöring işlemlerinin yurt içi faktöring işlemlerinden farkını açıklayınız.

2.Özelliklerine göre faktöring işlemlerini nasıl sınıflandırabiliriz?

3.Bir faktöring şirketinden kaç farklı hizmet alabilirsiniz?

4.Hangi şirketler faktöring hizmetlerinden faydalanabilirler?

Bölüm Özeti

Bu bölümde dış ticaretin finansmanında kullanılan alternatif finansman tekniklerinden birisi olan faktöring anlatılmıştır.

Uluslararası faktöring işlemlerinin işleyişi, firmalara sağladığı avantajlar ve işletmelere olan maliyetleri hakkında özet bir bilgi verilmiştir.

Bunun haricinde faktöring faaliyetlerinin çeşitli özelliklere göre sınıflandırlması yapılmış ve faktöring hizmetleri hakkında detaylı bilgi verilmiştir.

11. FORFAİTİNG

Giriş

Küreselleşme ve etkin dış ticaret yöntemlerinin ortaya çıkışı ve gelişimiyle birlikte ticari finansman tekniklerinde de büyük gelişmeler yaşanmıştır. Yaşanan gelişmeler yeni ve alternatif finansman yöntemlerinin, klasik finansman yöntemlerinin yerini almasına sebebiyet vermiştir.

Uluslararası ticaret yapan şirketlere; dış pazarlarda rekabet gücünü yakalamak, ülkenin dış ticaret hacminin büyümesine destek sağlamak amacıyla finansman sağlayan kuruluşlar, nakdi teşviklerin yanında kredi ve sigorta yollarıyla da bu şirketlere destek olmaya çalışmaktadırlar. Forfaiting işlemleri de bu kapsama giren finansman yöntemlerinden biridir.

Birçok işletmenin önemli bir finansman kaynağı olarak gördüğü forfaiting işlemleri, dış ticaretle uğraşan firmalar için de önemli bir finansman kaynağıdır. Forfaiting işlemleri, mal ve hizmet ticaretinden (alım-satım) doğan vadeli alacakların forfaiter olarak adlandırılan kurumlara devrinin yapılması ve bu yöntemle finansman sağlanması şeklinde açıklanabilir.

İşletmeler, gelişen serbest piyasa koşullarında, olası likidite krizine karşı önlem almak, likidite ihtiyaçlarını karşılamak ve varlıklarını devam ettirebilmek için alternatif finansman yöntemlerine başvurmaktadırlar. Forfaiting de bu finansman yöntemlerinden biridir.

Bu bölümde önemli bir finansman kaynağı olan forfaiting hakkında özet bilgiler sunulmaktadır.

11.1. Forfaitingin Tanımı ve İşleyişi

Forfaiting; mal satışından ve hizmet arzından ortaya çıkan ve belirli bir vadesi bulunan, bir banka tarafından garanti edilmiş senetli ve senetsiz alacakların cayma söz konusu olmaksızın belirli bir iskonto oranı ile satın alınması işlemidir. Forfaiter ise banka tarafından garanti edilen bu alacakları satın alan gerçek ve tüzel kişidir. Forfaiting, belirli bir ödeme planına bağlanmış, özellikle yatırım malı ve hizmet ihracatından doğan vadeli alacakların satın alınması işlemidir.

Gerçekleştirilen forfaiting işleminde, alacak hakkını satın alan forfaiter, alacağın tahsil edilmeme riskini üstlenmektedir. Forfaiter, alacak hakkını satın aldığı firmaya bazı istisnalar haricinde müracaat edememektedir. Sözleşmede belirtilen malların dışında alıcıya sevkiyat yapılması, belgelerin gerçeği yansıtmaması, sahte belge düzenlenmesi gibi durumlar, istisna kapsamına giren durumlardır.

Senetli ve senetsiz her türlü alacak forfaiting işlemine konu olabilmektedir. Forfaiting uygulamaları incelendiğinde, daha güvenli görülen alacakların forfaiting işlemlerine konu olduğu görülmüştür. Özellikle, poliçe ve bono gibi senede bağlanan alacakların forfaiting işlemlerine konu olduğu gözlemlenmektedir. Senede bağlı olan poliçe ve bono gibi alacaklar peşin olarak faiz ödenmesini gerektirir. Kredinin vadesini hesaba katarak sabit bir faiz oranı üzerinden senet tutarını iskonto eden banka, kredinin vadesiyle ilişkili faizi peşin olarak senedin tutarından indirmektedir. İlk etapta sabit bir faiz ödemesinin yapılması, ilerleyen süreçte oluşabilecek faiz riskine karşı ihracatçıyı korur. Bu yönüyle forfaiting, faizlerdeki artışlara karşı bir korunma mekanizması olmasından dolayı da ihracatçı açısından cazip bir finansman yöntemi olarak görülmektedir.

Forfaiting işleminde dört taraf söz konusudur:

İhracatçı,

İthalatçı,

Forfaiter,

Garantör banka.

İşlem yukarıda sıralanan taraflar arasında gerçekleşir.

İhracatçı firma, vadeli olarak sattığı mal veya vadeli olarak sunduğu hizmete karşılık vadesi önceden belirlenmiş olan poliçe ve bono gibi senetli borç araçlarını nakde çevirerek oluşacak risklere (ticari risk, kur riski, faiz oranı riski, ülke riski gibi) karşı korunmayı amaçlamaktadır. Forfaiting işlemi burada devreye girmektedir. Firma elindeki senetleri, forfaiter’e iskonto ettirerek nakdi para girişi sağlamaktadır. Bu yöntemle ihracatçı firma yukarıda saydığımız risk unsurlarından korunmuş olmaktadır. Alacaklarını (borç araçlarını) forfaiter’e devreden ihracatçı firma, borç devri işlemlerinin sonrasında herhangi bir işleme dahil olmak istememektedir. Yani borçların ödenmemesi ve diğer olumsuz durumlara karşı sorumluluk üstlenmeyi kabul etmemektedir. Bu durum alacak haklarını devralan forfaiter için önemli bir risk demektir. Forfaiter, bazı istisnai durumlar dışında, alacaklarını devreden ihracatçı firmaya başvuruda bulunamaz. Forfaiting işlemi ile ihracatçı; ticari risk, kur riski, faiz oranı riski, ülke riski gibi risklere karşı avantaj sağlamaktadır. Dış ticaret işlemleri ve dış ticaret işlemlerinin finansal çerçevesi incelendiğinde, sağlanan en önemli avantajın faizin sabit tutulmasıyla faiz oranı riskinden korunma olduğu anlaşılmaktadır.

Forfaiting işleminde, mal veya hizmet alan ithalatçı firma, almış olduğu mal veya hizmetin bedelini garantör bankaya taahhüt edilen tarihlerde ödemektedir. Forfaiting sözleşmesi gerçekleşmesi durumunda, vade sonunda alacak haklarından doğan senetleri garantör bankaya ibraz eden forfaiter, garantör bankadan alacakları tahsil eder. Gerçekleştirilen forfaiting işleminde forfaiter’in genel işlevleri şöyledir:

a) İthalatçı firmanın kredi notunu saptama,

b) İhracatçı firmaya finansman sağlama,

c) Tahsil edilmeme riskini satın alma.

Forfaiting işlemine konu olan senetli ve senetsiz alacakları satın alan forfaiter, orta vadeli bir yatırım yapmış olur. Forfaiter, satın aldığı alacakları ve/veya alacağa dayalı senetleri risk görmesi durumunda başka tüzel ve gerçek kişilere satabilir. Finansal piyasada da genel olarak adlandırıldığı gibi bu şekilde bir işlemin gerçekleştirildiği piyasaya ‘ikincil piyasa’ denilmektedir. Forfaiting işlemlerinde, borç aracı olarak kullanılan poliçe ve bono senetlerinin kolaylıkla nakde çevrilebilir ve el değiştirebilir olması, forfaiting piyasasını kredi ve yatırım piyasasının eşdeğeri haline getirmektedir. Forfaiting işlemlerinin ikincil piyasa şekli olan forfait kağıtları diğer orta vadeli yatırım araçları ile mukayese edildiğinde daha fazla getiri sağlamaktadır. Bu durum da forfait kağıtlarını cazip hale getirmektedir.

Forfaiting işlemiyle finansman sağlamaya yönelik talep, faiz oranlarının durumuna ve firmaların vadeli alacaklarını nakde dönüştürme iştahlarına yani likiditeye olan ihtiyaçlarına bağlıdır. Forfaiting işlemi sabit faize dayalı bir işlemdir. Bu sebepten dolayı faiz riskinin yüksek olduğu, faiz oranlarına dair öngörünün yapılamadığı zamanlarda forfait’e olan talep artmaktadır. Bunun tam tersi durumda da yani faiz oranlarının düştüğü zamanlarda da talep düşmektedir. Forfait işlemlerine başvuran firmaların farklı faaliyet alanlarında faaliyet gösteriyor olması forfaiter’in farklı iş kollarına yayılmasına neden olmaktadır.

Forfaiting işlemlerine konu olan vadeli satışların süresi; 6 ay ile 10 yıl arasından değişiklik göstermektedir. İşlemler gözlemlendiğinde ise en sık görülen süre aralığının 2 ile 5 yıl arasında olduğu tespit edilmektedir. Forfaiting işlemlerinde kullanılan para birimleri diğer finansal piyasalardaki para birimleri ile aynıdır. ABD Doları, Euro, Japon Yen’i, İsviçre Frangı en çok tercih edilen para birimlerindendir.

11.2. Forfaiting İşleminin Gerçekleştirilmesi

Forfaiting işlemi 4 aşamada gerçekleştirilmektedir.

1. Aşama: İhracatçının Forfaiter’i Bilgilendirmesi

Forfaiting işleminin ilk aşaması olarak, ihracatçı firmanın yani alacaklarını devretmek isteyen firmanın aşağıda yer alan bilgi ve belgelerle forfaiter’e başvurması gerekmektedir.

Garantör bankanın unvanı, adresi, ülke vb. bilgiler

Garantörlük işlemine dair banka evrakları, makbuzları vb. dokümanlar

Forfaiting işlemine söz konusu olan borç araçları

İhracatçı firmanın unvanı, adresi, ülke vb. bilgiler

İhracatçı ve ithalatçı firma arasında düzenlenen sözleşme metni

İhracatçı firmanın bankası tarafından onaylanmış teminat mektubu ve teminat dokümanları

İhracat işleminde kullanılan para birimi ve vadesi

İhracata konu olan mal/hizmet ve ihracat tutarı

İthalatçı firmanın unvanı, adresi, ülke vb. bilgiler

Ödemeye dair koşulları ve karşılıklı kabul edilen özel şartlar

Ödeme yerinin/ödeme kanalının belirlenmesi

Forfaiting işlemlerine konu olan borç araçlarının/senetlerin geçerliliğinin, kabul edilebilirliğinin ihracatçı ve ithalatçı firmaların bankaları tarafından onaylandığına dair belge

2. Aşama: Forfaiter’in İhracatçıya Teklifini Sunması

Bu aşamada forfaiter teklifini ihracatçıya sunmaktadır. Sunulan teklif sözleşme niteliği taşıdığından farklı bir sözleşme metnine gerek duyulmamaktadır. Fakat ihracatçının talebi üzerine ayrı bir sözleşme daha hazırlanabilir. Forfaiter teklifinde aşağıdaki hususlara yer vermelidir:

İşin detaylı açıklaması

Alacağın toplam tutarı ve vade takvimi

Forfaiter’in sözleşmeden dönemeyeceğine dair beyanı

İhracatçı tarafından devredilecek belgeler

İhracatçı ile ithalatçı arasında yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda oluşacak anlaşmazlıklardan forfaiter’in sorumlu olmayacağına dair beyanı

İhracatçının alacağının tarihi ve bu alacakları devretme tarihi

İhracat ve ithalatın gerçekleşmesine ilişkin ilgili ülkelerin resmi makamlarınca istenilen izin belgelerinin alındığına dair beyan

İskonto oranı, ön hazırlık ücreti ve faiz oranı

Forfaiter’in teklifinin içerdiği haklar ve teklifin süresi

3. Aşama: İhracatçı ile Forfaiter Arasında Sözleşme Yapılması

İhracatçı ile forfaiter arasında yapılacak olan sözleşmenin belirli bir formda olma zorunluluğu yoktur. İhracatçının talebi üzerine sözleşmenin ayrıca düzenlenmesi de mümkündür. Sözleşme sonrasında, ihracatçı alacaklarını, geri cayma olmaksızın, forfaiter’e devreder.

4. Aşama: Alacağın Forfaiter Tarafından Satın Alınması

Sözleşmede belirtilen ilgili tüm belgelerin forfaiter’e teslimi ve alacağın forfaiter’e devri yapılır. Sözleşme gereği olarak, forfaiter tarafından ihracatçıya bir taahhüt mektubu gönderilir. Taahhüt mektubunda, ihracatçı tarafla yapılan sözleşmenin çift taraflı olarak kabul edildiği, sözleşme metninde yer almayan unsurları açıklayarak, ithalatçının borç sözünü yerine getirmemesi durumunda sözleşmeden vazgeçilmeyeceğini taahhüt eder.

11.3. Forfaiting İşleminde Aranan Garantiler

Forfaiter, ihracatçı firmanın alacaklarını devralırken, ithalatçı firmanın taahhütlerini yerine getirmeme riskini de satın almış olmaktadır. Forfaiting işleminde yapılan bir sözleşmeden vazgeçme gibi bir durum söz konusu olmadığından forfaiter, ithalatçı firmadan sözleşme öncesinde çeşitli garantiler veya taahhütler talep edebilir. Forfaiter, forfaiting işleminin taşıdığı riskleri minimize etmek için ithalatçı firmaya çeşitli sözleşme ve söz senetleri sunabilir. Bu sözleşme ve söz senetleri ithalatçı firmanın yükümlülüklerini yerine getirmesi noktasında yaptırım oluşturabilmektedir.

11.4. Forfaiting Finansmanında Karşılaşılan Riskler

1. Politik Risk: İthalatçı ülkede ortaya çıkabilecek olağandışı gelişmeler politik risk kapsamına girmektedir. Savaş, iç isyan, politik belirsizlik vb. olaylar ilgili ülkelerin olağan üstü şartlar altına girmesine sebebiyet verebilmektedir. Bu da politik riski ortaya çıkarmaktadır. Böyle bir riskin ortaya çıkması ihracatçıyı zarara uğratacaktır. Bu riskin gerçekleşmesi durumunda riskin zararını banka üstlenmiş olacaktır. Bankanın bu riske karşı sigorta önlemine başvurma seçeneği bulunmaktadır.

2. Döviz Kuru Riski: Döviz kuru riskiyle iki şekilde karşılaşılabilir. Birinci olarak, ödemenin ithalatçının ülkesinde kullanılmayan bir para birimi ile yapılıyor olmasıdır. Burada genel kabul görmüş bir para birimi ile çalışılmadığı için risk ortaya çıkmaktadır. İkinci olarak ise, genel kabul görmüş, evrensel geçerliliği yüksek olan bir para birimi ile gerçekleştirilen mal alım satımı sonrası taraf ülkelerde kur hareketliliğinin olağan dışı olmasıdır. Forfaiting işlemlerinde sözleşme süreleri göz önünde bulundurulduğunda ise bu risk her zaman varlığını korumaktadır. Bankalar döviz kuru riskine karşı tarafların işlemlerini genel kabul görmüş ve ilgili ülkelerde stabil hareket eden para birimleriyle yapmalarını tercih etmektedir.

3. Transfer Riski: İthalatçı tarafın sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen ihracatçı firmanın bulunduğu ülkede kambiyo kontrolleri, döviz yetersizliği vb. sebeplerden ötürü para transferinin gerçekleşmemesi riskidir.

4. Faiz Riski: Forfaiting işlemleri sabit faizli işlemler olduğundan ötürü sözleşmenin yapıldığı dönemler içerisinde faiz oranlarındaki aşırı oynaklık, faiz oranlarının hızla yükselmesi bu riski ortaya çıkarmaktadır. Bu riski azaltmak amacıyla bankalar, kaynaklar ile kredilerin aynı ölçüde sabit faizli olmasına dikkat etmelidirler.

5. Ticari Risk: Borçlunun ya da ticari senetlere garantör olanların ödeme güçlüğü çekmesi ve/veya kasıtlı olarak taahhütlerini yerine getirmemelerinden doğan risktir. Bu riski minimize etmek için kredi limitlerini ve vadeyi gerçekçi olarak belirlemek gerekmektedir.

11.5. Forfaiting Finansmanının İlgili Taraflara Maliyeti

1) Forfaiting İşleminin İthalatçıya Olan Maliyeti

Forfaiting işleminin ithalatçıya olan maliyeti, ithalatçının garantöre ödediği ücrettir. Bu ücret, ithalatçı ile garantör banka arasında belirlenmektedir. Ücret, senet üzerinden belirli bir yüzde ile belirlenmektedir. Bu ücretin ödeme periyotları 6 aylıktır ve peşin veya yıllık olarak ithalatçı tarafından garantör bankaya yapılır.

2) Forfaiting İşleminin İhracatçıya Maliyeti

Forfaiting finansmanında ihracatçı üç maliyet unsuru ile karşılaşmaktadır:

a) İskonto Oranı: Forfaiting işleminde, ihracatçı elinde bulunan poliçe ve bono gibi alacak senetlerini anlaşamaya varılan bir oran üzerinden forfaiter’e iskonto ettirmektedir. İskonto oranı, sözleşmenin yapıldığı dönemde uluslararası piyasada oluşan faiz oranlarına yakın olmakta ve sözleşme sabit bir faiz oranı üzerinden yapılmaktadır. İskonto oranını etkileyen faktörler şunlardır:

Sözleşme süresi,

İthalatçı ve ithalatçının ülkesinin kredi notu,

İlgili ülkedeki para ve döviz piyasasının durumu

Sözleşmeye konu olan döviz cinsi.

b) Taahhüt Ücreti: Forfaiter, sözleşme yaptığı an ile satın aldığı alacakların tahsil edileceği ana kadar geçen zamanda kaynaklarının sözleşme tutarı kadar olan kısmını ihracatçıya ödeyeceğinden dolayı bloke etmektedir. Bu kaynakları ihracatçıya ödeme yapacağı için ayırdığından, belirtilen süre zarfında bu kaynaklardan elde edeceği kazançlardan da vazgeçmektedir. Taahhüt ücreti forfaiter’in yaşayacağı bu kaybı önlemek amacıyla ödenmektedir. Bu ücret, borç enstrümanlarının itibari değerlerinin belirlenen yüzdesi olmak kaydıyla aylık ve yıllık olarak tahsil edilmektedir.

c) Bekleme Ücreti: Forfaiter, iskonto ücretini belirlerken ödemelerde yaşanabilecek gecikmeleri hesaba katarak bekleme süresi için ücret talep etmektedir. Tahmin edilen bu gecikme süresi 2-3 gün kadardır.

Yukarıda açıklanan maliyet unsurlarının yanında bekleme süresi ve tahsilat süresi de maliyet unsuru niteliği taşımaktadır. Forfaiter, iskonto tutarına birkaç günü geçmeyen bekleme süresini de dahil etmektedir. Bekleme süresi, ihracatçıya maliyetini tespit etmesi için tanınan süredir. Borç araçları tahsil edilirken bir takım gecikmeler yaşanabilir. Tahsilat süresi, bu gecikmeleri önlemek amacıyla borç araçlarının vadelerine eklenen gün sayısıdır. Borç araçlarına eklenen gün sayısı bir maliyet unsurudur.

11.6. Forfaiting Finansmanının Taraflara Sağladığı Avantajlar ve Dezavantajlar

11.6.1. İhracatçıya Sağladığı Avantajlar ve Dezavantajlar

Forfaiting finansmanının ihracatçıya sağladığı avantajlar;

Forfaiting işlemi, ihracatçıya sabit faizli finansman imkanı sağlamakta ve ihracatçı faiz riskine karşı korunmaktadır.

Forfaiting işlemi, ihracatçı firmanın bilançosunda iyileşmeye sebep olmaktadır. Bu durum yeni kredi sağlanmasında kolaylık oluşturmaktadır.

Forfaiting işleminde, taraf ülkelerde yaşanabilecek ekonomik ve politik riskler ihracatçıya yansımamaktadır.

Forfaiting’de kredi işlemi hızlı bir şekilde tamamlanmaktadır.

İhracatçı firma vadeli olan alacağını hızlı bir şekilde nakde çevirmekte ve bu işlem sonrasında ortaya çıkacak olan likidite ile yeni yatırımlar gerçekleştirebilmektedir.

İthalatçı tarafta ortaya çıkacak risklere karşı önlem almak için enerji harcanmasını gerektiren işler forfaiter’e devredilmektedir.

Dezavantajlar;

Forfaiter’in aşırı derecede risk üstlenmesi, forfaiter’i diğer finansman kuruluşlarına göre daha yüksek bir marj (risk primi) istemesine sebep olmaktadır. Bundan dolayıdır ki forfaiting maliyeti diğer finansman maliyetlerine göre daha yüksektir.

İhracatçı, ithalatçı firmanın bulunduğu ülkenin güncel mevzuatına, borç düzenleme konularına hakim olmak zorundadır. Ancak forfaiting sözleşmesi ile bu zorunluluğunu forfaiter’e devretmektedir. Bu durum da ihracatçı firmanın forfaiter’i ikna edememesi riskini ortaya çıkarmaktadır.

11.6.2. İthalatçıya Sağladığı Avantajlar ve Dezavantajlar

Avantajlar: Alternatif bir finansman kaynağı oluşturması, ithalatçı firmanın birçok yatırım indirim fırsatlarından yararlanması, işlemlerin hızlı ve basit olması ve faizinin sabit olması ithalatçı açısından önemli avantajlardır.

Dezavantajlar: Forfaiter’e verilen garantilerin kredi limitini etkilemesi, garantörlere garanti ücreti ödenmesi ve forfaiter’in riske göre uyguladığı yüksek marjlar ithalatçı açısından önemli dezavantajlardır.

11.6.3. Forfaiter’e Sağladığı Avantajlar ve Dezavantajlar

Avantajlar: Forfaiting işlemlerine dair belgelerin yalın ve hızlı bir şekilde hazırlanabilmesi, devralınan alacakların ikincil piyasalarının bulunması ve bu piyasalarda işlem yapmanın kolay olması ve yüksek marjların temini forfaiter’in avantajlarındandır.

Dezavantajlar: Ödemelerde gecikme yaşanması durumunda forfaiting finansmanının özelliğinden dolayı forfaiter ödemelerin gerçekleştirilmesi konusunda herhangi bir merciye başvuramamaktadır. Bu özellikten dolayı forfaiter, ithalatçı ülkenin mevzuatına ve hukukuna hakim olmalıdır. Ayrıca, forfaiter garantör bankanın uluslararası kredi notuna da vakıf olmalıdır.

11.6.4. Garantör’e Sağladığı Avantajlar ve Dezavantajlar

Avantajlar: Gerçekleştirilen hizmetlerden faiz geliri elde etmesi ve sunduğu hizmetlerden ücret alması forfaiting işleminin garantöre sağladığı önemli avantajlardır.

Dezavantajlar: Garantör, forfaiting işleminde garanti ettiği borcu kesinlikle ödemek zorundadır. İleride taraflar arasında oluşabilecek anlaşmalarda ödemeleri geciktiremez.

11.7. Türkiye’de Forfaiting Uygulaması

1980’li yılların başından itibaren uygulamaya konulan ihracata yönelik sanayileşme ve dışa açılma politikaları ve bu politikaların gereği olarak ihracatçıların yeni kredilerle desteklenmesi gerektiği görüşü ortaya çıkmıştır. Bu görüş, bankaların ihracatçıların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yeni finansman hizmetleri sunmaya başlamasına neden olmuştur. Bu yeni finansman hizmetlerinden biri de forfaitingdir. Farklı birçok ülkeye ihracat yapan Türk firmaları, ithalatçı ülkelerin farklı talep ve beklentileriyle karşılaşmaktadır. Küreselleşmenin en önemli özelliği ülkeler arasındaki ticari sınırların kalkması ve malların serbest bir şekilde dolaşımıdır. Bu özelliklerle birlikte ticaret serbestleşmiş ve kredili mal ticareti artmıştır. Yaşanan tüm bu gelişmeler, artan kredili işlem talepleri likiditeye ihtiyaç duyan ihracatçıları yeni finansman yöntemleri arayışına itmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki ihracatçılar da kredili işlemler yapmaktadırlar. Kredili ihracatın artması ve yaygınlaşması çeşitli bankaların ve finans kuruluşlarının ortaya çıkışına sebep olmuştur.

Ülkemizde istenilen hacme henüz kavuşmamış olan forfaiting, genellikle ihracatçılar tarafından kullanılmaktadır. Kullanım alanları genellikle; çimento, demir-çelik, petro-kimya, elektronik sanayi ve ilaç sektöründe ağırlık kazanmaktadır.

Uygulamalar

1.Uluslararası forfaiting işlemlerinden ülkemizde hangi sektörler yararlanmaktadır?

2.Forfaiting şirketleri işletmelere hangi hizmetleri sunmaktadır? Araştırınız.

3.Klasik bir forfaiting sözleşmesinin işleyişini araştırınız.

Uygulama Soruları

1.Forfaiting’in faktöringden farkını açıklayınız.

2.Klasik bir forfaiting işlemi nasıl gerçekleşir?

4.Hangi şirketler forfaiting hizmetlerinden faydalanabilirler?

Bölüm Özeti

Bu bölümde dış ticaretin finansmanında kullanılan alternatif finansman tekniklerinden birisi olan forfaiting anlatılmıştır.

Uluslararası forfaiting işlemlerinin işleyişi, firmalara sağladığı avantajlar ve işletmelere olan maliyetleri hakkında özet bir bilgi verilmiştir.

Bunun haricinde forfaiting faaliyetlerinin çeşitli özelliklere göre sınıflandırlması yapılmış ve faktöring hizmetleri hakkında detaylı bilgi verilmiştir.

12. FİNANSAL KİRALAMA (LEASİNG)

Giriş

Finansal kiralama işlemleri bir finansmanı tekniği olarak gerek yurt içi ticarette gerekse dış ticarette giderek yaygınlaşmaktadır. Genellikle sermaye malı üreten firmalar ürünlerinin pazarlanmasında rekabet güçlerini artırabilmek için, müşterilerine finansal açıdan kolaylık sağlama gereği duymaktadır.

Günümüzde banka kredisi kullanma limitleri dolu ya da kısıtlı olan firmalar için, finansal kiralama yoluyla elverişli koşullarla yatırım ve sermaye malları edinme olanağı yaratılmış ve ayrıca sağlanan bazı vergi avantajları ile finansal kiralamanın çekiciliği arttırılmıştır.

Kitabımızın bu bölümünde, daha çok KOBİ’lerin orta ve uzun vadeli finansman ihtiyacını karşılayan finansal kiralama yöntemi detaylı bir şekilde ele alınacak ve dış ticartte kullanımı hakkında özet bir bilgi verilecektir.

12.1. Leasing İşlemleri, İşleyişi ve Firmalara Sağladığı Avantajlar

İşletmelerin artan küresel ve yerel rekabette başarılı olabilmeleri, yeni yatırımlarını düşük fon maliyetleri ile gerçekleştirebilmesine bağlıdır. İşletmelerin ihtiyaç duyacakları bu yeni yatırımların finansmanını -özellikle de tasarrufların çok olmadığı ülkelerde- her zaman öz kaynakları ile karşılamaları mümkün değildir. Bundan dolayı, işletmeler sürekli olarak alternatif finansal kaynaklar arama yoluna gitmişlerdir.

Son yıllarda küreselleşmenin de hız kazanmasıyla birlikte geliştirilen yeni finansman tekniklerinin en önemlilerinden birisi de hiç şüphesiz leasingdir.

Kiralama en geniş anlamı ile, bir işletmenin bir varlıktan beklediği yararı gerçekleştirebilmek için söz konusu varlığı, satın almak yerine, geçici bir süre için ve belirli bir bedel karşılığında kullanma hakkını kazanmasıdır.

Leasingi ise “bir yatırım malının mülkiyeti leasing (finansal kiralama) şirketinde kalarak, belirlenen kiralar karşılığında kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede belirlenen değer üzerinden kiracıya geçmesini sağlayan bir finansman yöntemdir“ şeklinde tanımlayabiliriz.

Leasing işlemini, kiralayan (lessor) ve kiracı (lesee) arasında düzenlenen ve belirli bir iktisadi varlığın kullanım hakkını, belirli bir süre için, genellikle dönemsel ödemeler karşılığında kiracıya devreden yazılı bir sözleşme olarak tanımlamak mümkündür. Leasing kavramının özünü; yatırım mallarının kullanım haklarının devri oluşturmaktadır.

6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’na göre Leasing: “Bir finansal kiralama sözleşmesine dayalı olmak koşuluyla, bu Kanun veya ilgili mevzuatı uyarınca yetkilendirilen kiralayan tarafından finansman sağlamaya yönelik olarak bir malın mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi; kiracıya kira süresi sonunda malın rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması; kiralama süresinin malın ekonomik ömrünün yüzde sekseninden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya finansal kiralama sözleşmesine göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının malın rayiç bedelinin yüzde doksanından daha büyük bir değeri oluşturması hâllerinden herhangi birini sağlayan kiralama işlemi” şeklinde ifade edilmektedir.

Klasik bir leasing işleminde üç taraf bulunur:

Kiracı: Leasing işlemlerinde ekipman kullanım hakkını sözleşme ile önceden belirlenen kira ödemeleri karşılığında satın alan taraftır.

Satıcı: Leasing sözleşmesi çerçevesinde finansal kiralamaya konu olan malın satın alındığı kişi veya kuruluşlardır. Satıcılar yurt içinde veya yurt dışında bulunabilirler. Satıcılar sattıkları malın üreticisi olabilecekleri gibi sadece ticaretini de yapıyor olabilirler.

Leasing Şirketi (Kiralayan): Kiracı tarafından seçilen, ekipmanı üretici firmadan satın alarak hukuki mülkiyetini üzerinde taşıyan ve sözleşme ile önceden belirlenen kira ödemeleri karşılığında kullanım hakkını kiracıya devreden taraf.

Bir yatırım malına ihtiyacı olan yatırımcı, malın tedariki amacıyla üretici/satıcı ile temasa geçer; malın nitelikleri ve fiyatı üzerinde görüşmeleri ve bir anlaşma zeminini müteakip bir leasing şirketine başvurur. Leasing şirketi, yatırımcının ödeme imkanları yanı sıra söz konusu malın, yeniden satım olanaklarını araştırır ve istihbaratın olumlu sonuç vermesi halinde yatırımcı ile bir leasing sözleşmesi imzalar.

Bu sözleşmeden sonra, leasing şirketi, üretici/satıcı ile söz konusu malın teslimine ilişkin bir anlaşma yaparak, malın bedelini üretici/satıcıya öder, üretici/satıcı da malı leasing şirketine değil, leasing şirketi ile bu malın kullanımının devrine yönelik bir leasing sözleşmesi yapmış bulunan yatırımcıya teslim eder. Burada sözü geçen leasing sözleşmesini ise şu şekilde tanımlayabiliriz:

Leasing Sözleşmesi: Kiracı ile kiralayan arasında, leasing işlemine konu olan ekipmanın kullanım hakkının kiracıya devri ve kullanım bedellerinin kiralayana geri ödenmesi ile ilgili tüm şartları kapsayan yazılı anlaşma.

6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’na göre leasing sözleşmesi; “kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmaktadır.

Kira: Kiracının kiralayana, leasing konusu ekipmanın kullanım hakkı için yaptığı ve sözleşme ile önceden belirlenen periyodik ödemeler.

Leasing sisteminin temel işleyiş mekanizması aşağıda yer alan şemadaki gibi özetlenebilir:

Şekil 12.1. Leasing Sisteminin Temel İşleyiş Mekanizması

i. Kiracı ile kiralayan arasında leasing sözleşmesi imzalanır.

ii. Kiralayan, ekipman bedelini satıcıya öder.

iii. Ekipman kiracıya teslim edilir.

iv. Kiracı sözleşme ile ilgili kiraları kiralayana öder.

Bunların haricinde, leasingle ilgili bazı önemli diğer kavramlar da aşağıdaki gibidir:

Finans Tipi (Finansal) Kiralama: İlgili tüm risk ve kazançları varlığın sahibine devreden sözleşmelerdir. Varlığın mülkiyetinin transferi zorunlu değildir.

Faaliyet Tipi Kiralama: Finans tipi kiralama sınıfına girmeyen her türlü kiralama faaliyetleridir.

İptal Edilmeyen Kira Sözleşmeleri: Bu tür sözleşmeler sadece;

-Çok ender rastlanan bazı arızaların olması,

-Kiraya veren tarafın sözleşmenin iptalini onaylaması,

-Kiralayan tarafın aynı kiracı ile aynı varlığın kiralanması ile ilgili yeni bir kira sözleşmesi yapması,

-Kiralayan tarafın ek ödeme yapması durumunda iptal edilebilir.

Kira Sözleşmesinin Başlangıç Tarihi: Kira sözleşmesinin şartlarının taraflarca belirlendiği ve kabul edildiği tarihtir.

Kira Süresi: Kiralayan tarafın kiralanan varlığı, iptal edilemeyen bir süre için kiralamasıdır.

Normal Değer: Varlığın, bilgi sahibi ve niyetli bir alıcı ile, yine bilgi sahibi ve niyetli bir satıcı arasındaki gerçek bir işlemle alınıp satılabileceği tutardır.

Kullanım Ömrü: Kira sözleşmesine konu olan varlığın kullanım ömrüdür. İki türlü şekilde ifade edilebilir.

i. Varlığın kullanımı ile elde edilmesi beklenen ürün veya benzer ürün miktarının sağlanması ile elde edilir.

ii. Amortismana tabi varlığın işletme tarafından beklenen kullanım süresini ifade eder.

Brüt Yatırım: Kiraya veren tarafın finans tipi kiralamadan elde edeceği minumum ödemelerin toplamı ile gerçekleşecek garanti edilmiş bakiye değer toplamıdır.

Garanti Edilmiş Bakiye Değer: Kira sözleşmesinin başlangıç tarihinde, sözleşme konusu varlığın tahmin edilen hurda değerinin bir bölümüdür. Gerçekleşmesi, kiraya veren veya kiraya verenle ilgili üçüncü şahıslar tarafından garanti edilmiştir.

Gerçekleşmiş Finans Geliri: Kiraya veren tarafın yapmış olduğu brüt yatırımdan, yatırımın bugünkü değerinin mahsup edilmesidir.

Net Yatırım: Brüt yatırımdan, gerçekleşmemiş finans gelirinin mahsup edilmesidir.

Net Nakit Yatırım: Varlıkla ilgili nakit girişleri ile çıkışlarının dökümü sonucu kalan bakiyedir. Kiralayan tarafın ödediği sigorta, montaj, vb. giderler buna dahil değildir.

Tahmini Faiz Oranı: Sözleşmenin başlangıç tarihinde;

-Kiraya veren açısından, sözleşmedeki minimum ödemelerin kira süresinin başladığı tarih itibariyle bugünkü değerinin ve,

-Garanti edilmemiş bakiye değerin, kira süresinin başladığı tarih itibariyle bugünkü değerinin toplanan varlığını o tarihteki normal değerine eşitleyen ıskonto oranıdır.

Kiralayanın Kullandığı Ek Borçlanma Faiz Oranı: Kiralayanın kiraladığı varlığa benzer bir varlığı kiralaması halinde ödemeyi kabul edeceği faiz oranıdır. – Şarta bağlı Kiralar: Bunlar miktar açısından sabit olmayıp, kira tutarı zaman faktörüyle değil, taraflarca saptanan başka faktörlerle (satış yüzdesi, piyasa faiz oranı, kullanım miktarı, fiyat endeksleri, vb.) belirlenir.

Leasing İşlemlerinin Aşamaları:

Genel hatlarıyla ülkemizde, bir leasing işleminin aşamaları aşağı yukarı, şu şekilde gerçekleşir:

-Leasing yapmayı düşündüğünüz mal grubu özellikleri ve satış koşullarını satıcı firma ile görüşüp ön anlaşmaya varırsınız. (Genelde satıcı firma ile mal alımına ilişkin ön anlaşma tarafınızca yapılır.)

-Leasing şirketinden, mala ilişkin fiyat teklifi alınır.

-Leasing firmasının başvuru formu doldurularak, gerekli evrak ve dokümanlar ile finansal kiralama şirketi adına düzenlenen proforma fatura leasing firmasına gönderilir.

-Leasing işlem talebiniz, leasing başvurusunda bulunduğunuz finansal kiralama şirketi tarafından değerlendirilerek bir karara bağlanır.

-Eğer başvurunuz kabul edilirse, leasing firması tarafından, leasing işlemine ilişkin teminatlandırma yapılır.

-Finansal Kiralama Sözleşmesi ve ekindeki ödeme planı noter huzurunda imzalanır.

Leasing firması söz konusu malın satın alma işlemini gerçekleştirerek, size teslimatını yapar.

-Leasing konusu mal leasing firması tarafından sigorta ettirilir.

-Kira ödemelerinizi ödeme planınıza uygun olarak gerçekleştirmeye başlarsınız.

-Sözleşme süresi sonunda, sözleşmeye bağlı olarak malın mülkiyeti ya tarafınıza devredilir ya da leasing firmasına bırakılır.

Ülkemizde leasing işlemlerini aşağıda belirtilen özel ve tüzel kişiler yapabilirler: Leasing yapabilecek tüzel kişiler; anonim şirketler, limited şirketler, kollektif şirketler, komandit şirketler, ortak girişimler, vakıflar, kooperatiflerdir. Özel kişiler ise; şahıs firmaları, adi ortaklıklar, serbest meslek sahipleri, ücretli çalışanlar ve şahıslardır.

Leasingin Firmalara Sağladığı Avantajlar:

Leasingin, bir malı peşin satın alma ya da kredi kullanarak satın almaya oranla birçok avantajı vardır. Bunlardan bazıları aşağıda açıklanmıştır.

-Leasing işlemi ile yatırımın tamamına finansman sağlanırken, ekipmanın teslim alınmasına kadar yapılan her türlü harcama, varsa ithalat ve gümrük masrafları bile toplam finansmana dahil edilebilir.

-Leasing yoluyla sağlanan finansman imkanı genellikle orta-uzun vadelidir. Yatırıma özel finansman yöntemi ile yatırımcının nakit akışına uygun periyod ve tutarlarda özel ödeme planları hazırlanabilir.

-Kiralar eşit, artan, azalan tutarlarda, sabit veya değişken faizli olarak belirlenebilir.

-Leasing firması satın almayı peşin olarak gerçekleştirme gücüne sahip olduğu için satıcı nezdinde pazarlık gücü artar.

-Kiracı, mevzuata bağlı olarak sağlanan çeşitli mali avantajlardan yararlanarak mali tablolarını düzenler.

-Kiracı, ekipmanın teknolojik olarak eskimesi riskine karşı korunur. Bu risk malın mülkiyetine sahip olan Kiralayan tarafından taşınır.

-Leasing işlemleri firmaların borç/özkaynak dengelerini bozmaz ve aktif karlılıklarına olumlu katkıda bulunur.

Finansal kiralamanın yukarıda saydığımız birçok avantajının yanı sıra kiracı ve kiraya veren açısından bazı dezavantaj ve sakıncaları da mevcuttur. Bu sakınca ve dezavantajlar şu şekilde özetlenebilir;

-Kiracının, kira süresi sonunda malın hurda değerinden yoksun kalması söz konusu olabilir. Eğer, hurda değer önemli tutara ulaşıyorsa, kiracı sözleşmeye konacak ek bir madde ile malı belirli bir fiyattan satın alabilir.

-Bir malın satın alınması halinde, hızlandırılarak amortisman yöntemi uygulanarak vergi tasarrufu sağlanabilir. Oysa leasing yoluyla finansmanda, kira ödemeleri gider olarak kabul edilmektedir. İşletmenin bir vergi avantajı sağlayabilmesi için yıllık kira ödemeleri toplamının yıllık amortisman tutarından fazla olması gerekir.

-İşletmeler, leasing ile kullandıkları varlıkların mülkiyetine sahip olmadıkları için, varlıkları borçlarına karşı ipotek ettirememekte, bu nedenle, borçlanırken teminat sorunu yaşayabilmektedirler.

-Leasing bütçe sınırlarını aşmaya ve az bir özkaynakla yatırımı gerçekleştirmeye elverdiğinden, bu yola sık sık başvuran işletmeler gelecekte ödeme güçlüğü çekebilmektedirler.

-Leasingin ayrıca ülkeden ülkeye değişen bazı sakıncaları da olabilir. Enflasyonla birlikte kur riskinin kiracı üzerinde kalması, önemli bir risk oluşturmaktadır. Bu nedenle, dövizle yurt dışından yapılan leasinglerde uzun vadede kur riski önemli bir maliyet artışına ve belirsizliğe yola açabilir.

-Büyük işletmeler, leasingi alternatif finansman olanaklarıyla birlikte değerlendirip, maliyeti en düşük olanı seçmektedir. Bu nedenle, leasing genellikle KOBİ’ler gibi, kredi limitleri dolmuş işletmeler tarafından tercih edilmektedir. Bunun sonucu olarak, riski artan kiralama şirketleri, maliyetleri de artırmaktadır.

Kiracı açısından leasing işleminin maliyeti aşağıdaki kalemlerden oluşmaktadır.

-Kira bedeli

-Sigorta masrafları

-Kur farkları

-Bakım ve onarım giderleri

12.2. Leasing Türleri

Leasingin kullanımı ve uygulama alanı geliştikçe zaman içerisinde çok çeşitli türlerinin oluştuğu gözlemlenmiştir. Leasing türlerini ana 5 başlık altında toplayabiliriz.

12.2.1. Süre Bakımından Leasing Türleri

a. Sat ve Geri Kiralama: Sat ve geri kirala yöntemi, nakit sıkıntısı içinde olan bir işletmenin, finansal yönden birtakım kolaylıklar sağlamak amacıyla, arazi, bina, makine ve teçhizat gibi sabit varlıklarını bir finans kurumuna satışı ve daha sonra kiralamasıdır. Kiracı bu sayede, sahip olduğu ekipmanı kullanmaya devam ederken nakit girdisi yaratmış olur. Kiracı, kira döneminin sonunda sembolik bir bedel karşılığında malın mülkiyetine yeniden sahip olur. Bu kiralama türünün en belirgin özelliği; bir kiralama işleminde genel olarak üç olan taraf sayısının (satıcı-kiralayan Sektörün Gelişimi, Sorunları ve Çözüm Önerileri 49 ve kiracı) ikiye inmesidir. Burada satıcı ile kiracı aynı gerçek veya tüzel kişiliktir. Bu yöntemle yatırımcı likidite sağlarken aynı zamanda zilyetliği elinde bulunan malı kullanmaya da devam eder

b. Finansal Kiralama: Finansal kiralama, leasing türleri içinde en etkin ve en yaygın olanıdır. Tümüyle bir finansman yöntemi olan ve diğer fon kaynakları ile karşılaştırılabilen finansal kiralamayı; kiraya verenin, kiralanan mala ait bütün risk ve menfaatlerini aynen malikmişçesine kiracıya devrettiği bir kiralama şekli diye tanımlamak mümkündür. Bu uygulamada ekipmanın kullanım hakkı kiracıya verilirken, sözleşme süresi sonunda ekipman, önceden belirlenen sembolik bir bedel karşılığında kiracıya devredilir. Finansal kiralamada, sözleşme süresi ekipmanın ekonomik ömrünün önemli bir bölümünü kapsarken sözleşmeler genellikle iptal edilemez niteliktedir. Yani, kiracı sözleşme süresi boyunca ekipmanı kullanmak istemese de sözleşme ile önceden belirlenen kiraları ödemek zorundadır. Kiracı ekipmanın cinsi, modeli ve diğer özelliklerini belirleyerek satıcı ile fiyat, ödeme koşulları ve teslim şartları gibi konularda pazarlık yapar. Ekipmanın satın alınması aşamasında, kiracı ile imzalanan sözleşme çerçevesinde, kiralayan gerekli finansmanı sağlar. Sözleşme süresi sonunda ekipmanın kiracı tarafından satın alınması öngörüldüğü için, finansal kiralamada uygulanan kiralara, kiralanan ekipmanın bugünkü değeri, ekipmanı satın alırken yapılan masraflar ve kiralayanın sağladığı finansmanın maliyeti de dahil edilir.

Aşağıda sayılan hususların en az bir tanesinin varlığı halinde yapılan kiralamaların Finansal Kiralama (Finansal Leasing) olarak kabul edileceği ifade edilmiştir.

a- Kira sözleşmesi sonunda iktisadi kıymetin mülkiyetinin kiracıya devredilmesi. (Finansal kiralama konusu malın mülkiyeti kiralayan şirkete aittir. Ancak taraflar sözleşmede, sözleşme süresi sonunda kiracının, malın mülkiyetini satınalma hakkını haiz olacağını kararlaştırabilirler)

b- Kiracıya kira süresi sonunda iktisadi kıymeti rayiç bedelinden daha düşük bir bedel ödeyerek satın alma hakkı tanınması,

c- Kiralama süresinin iktisadi kıymetin ekonomik ömrünün %80’inden daha fazla bir bölümünü kapsaması,

d- Sözleşme süresince yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerleri toplamının, iktisadi kıymetin rayiç bedelinin %90’ın dan daha büyük bir değeri oluşturması.

c. Operasyonel (Faaliyet) Kiralaması: Faaliyet kiralaması, kiralamaya konu olan varlığın kullanım hakkını, kısa bir süreliğine kiracıya veren ve kiracıya sözleşmeyi iptal etme hakkı tanıyan esnek bir leasing türüdür. Eğer kiracı isterse ihbar süresi içerisinde sözleşmeyi iptal edebilir.

Finansal kiralama ile faaliyet kiralaması arasındaki temel fark kira sözleşmesinin süresinde gizlidir. Malın bedelinin büyük kısmının finansal kiralamada sözleşme süresinde amortize edilirken, faaliyet kiralama sözleşmesinin göreli kısa olması mal bedelinin amortizasyonunun faaliyet kiralamasında gerçekleştirilememesine sebep olmaktadır.

Operasyonel leasingde ekipmanın bakım, onarım, sigorta gibi masrafları kiralayan tarafından üstlenilir. Bu maliyetlerin bir kısmı kullanım bedeline dahil edilerek kiralara yansıtılabilir. Operasyonel leasingde kiralayan sözleşme süresi sonunda ekipmanın teknolojik eskimesi ile bağlantılı olarak belirlenecek satış veya yeniden kiralamaya baz teşkil edecek edeli önceden tahmin eder ve kiraları buna göre belirler.

d. Satışa Yardımcı Leasing: Leasing şirketlerinin, pazar paylarını artırmak amacıyla müşterilerine yeni finansman alternatifi sunmak isteyen satıcı ve üretici firmalara verdiği bir hizmettir. Müşteri, satıcı firmaya ilgili mal için başvurduğunda satıcı firma müşteriye finansal kiralamayı önerir ve müşteriyi, gerekli belgelerin hazırlanmasından sonra, daha önceden bağlantısı bulunan kiralama firmasına yönlendirir. Kiralama şirketinin müşterinin başvurusunu kabul etmesi ile satışa yardımcı finansal kiralama işlemi gerçekleştirilmiş olunur. Satıcı firma, peşin ve vadeli satış önerilerinin yanı sıra leasing şirketinden almış olduğu kiralama opsiyonunu da müşterisine önerebilir.

e. Uzun-Kısa Süreli Leasing: Leasing işlemleri, sözleşme süresine göre; 3 yıla kadar yapılanları “kısa süreli”, 3 yıldan fazla olanları “uzun süreli” leasing işlemi olarak değerlendirilirler. Finansal Kiralama Kanunu’na göre finansal kiralama sözleşmeleri için geçerli olan minimum süre 4 yıldır. Ancak, son dönemde yayınlanan ek bir kararname ile, bir malın ekonomik ömrünün 4 yıldan az olması durumunda, bu sürenin 2 yıla kadar düşürülmesi mümkün hale getirilmiştir.

f. Değiştirmeli-Değiştirmesiz Leasing: Kiralamaya konu olan malın ekonomik ömrünün kiralama sözleşmesinin süresinden daha kısa olması durumunda, değiştirmeli kiralamada ilgili malın kiralayan firma tarafından değiştirilmesi söz konusu olur. Değiştirilmesiz kiralamada ise bu tür bir değiştirme imkanı yoktur ve kiralama sözleşmesinin başında kiracı firmaya verilen mal, tüm sözleşme dönemi boyunca, ekonomik ömrünün bitip bitmediğine bakılmaksızın kiracı firmada kalır.

12.2.2. Kiralayanın Bulunduğu Yere Göre Leasing Türleri

Kiralamayı genel olarak, yurt içi kiralama ve uluslararası kiralama olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Kiralamanın “yurt içi” ya da “uluslararası” olması, kiralanan malın ithal edilip edilmediğine göre değil, sözleşmeye taraf olanların, yurt içinde olup olmamasına bağladır.

a. Yurt İçi Kiralama: Bir kiralama işleminde taraf olan kiracı ve kiralayanın (leasing şirketi) aynı ülkeden olup aynı ülkenin kanunlarına tabi olması durumunda gerçekleşen kiralamaya yurt içi kiralama denir. Leasing şirketi tarafından leasinge konu olacak malların yurt içinden veya yurt dışından temin edilebilir.

Yurt içi leaisng uygulamalarını da malın ithal edilmiş olup olmadığına göre, ithalatsız yurt içi kiralama ve ithalatlı yurt içi kiralama diye ikiye ayırabiliriz.

b. Yurt Dışı Kiralama: Uluslararası leasing, kiracı ile leasing kuruluşunun ayrı ülkelerde bulunmaları durumunda söz konusu olmaktadır.

Yani diğer bir deyişle, bir kiralama işlemine taraf olan kiracı ve kiralayanın farklı ülkelerde yerleşik olmaları durumunda yapılan kiralama işlemine ülkelerarası, sınır ötesi ya da yurt dışı kiralama denmektedir.

12.2.3. Konuları Bakımından Kiralama Türleri

a. Bireysel-Kapsamlı Leasing: Bireysel kiralama belirli ve tekil bir malın kiralanmasına denir. Örneğin bir tek taşıt aracının kiralanması bireysel kiralamadır. Kapsamlı kiralama ise, birden çok çeşit malın bir arada kiralanmasıdır. Her bir ayrı malın farklı süreli ayrı sözleşmeleri olabilmektedir.

b. Birinci El-İkinci El Kiralama: Birinci el kiralama yeni malların kiralanmasına, ikinci el kiralama ise daha önceden kullanılmış malların kiralanmasına verilen addır. İkinci el kiralama, malların ikinci el piyasalarının yaygın ve derin olduğu ülkelerde daha sıklıkla görülmektedir. Ayrıca ikinci el kiralama daha çok operasyonel kiralama sözleşmelerinde karşılaşılan bir kiralama türüdür.

c. Taşınır-Taşınmaz Kiralama: Bu ayrım taşınır ve taşınmaz malların kiralamasıyla ilgilidir. Taşınmaz malların finansal kiralamaları Türkiye’de yıllık amortismanların yüzde 2 olması sebebiyle çok nadir yapılmaktadır.

d. Özel Leasing: Kiracı için özel olarak imal edilen, kiracı firma için özel bir iş için kullanılacak ve ikinci el değeri düşük olan bir malın finansal kiralama sözleşmeleri bu gruba girmektedir. Özel malların faaliyet kiralaması mümkün değildir; zira, sözleşme sonunda mülkiyetin kiracı firmaya geçmesi koşulu söz konusudur.

12.2.4. Tarafları Bakımından Leasing

a. Doğrudan Leasing: Satıcının, kiralayan sıfatıyla doğrudan kiracıyla leasing sözleşmesini imzalaması, dolaysız leasing olarak isimlendirilir. Doğrudan kiralamada, genelde üç olan leasing işlemlerindeki taraf sayısı ikiye düşer. Leasing sözleşmesinde kiralayan firma ile satıcı ya da üretici aynı kurumdur. Üretici ya da satıcı firma ile kiracı firma arasında bir finansal aracı kurum yoktur.

b. Dolaylı Leasing: Hukuken bağımsız bir leasing şirketinin kiracı ile leasing sözleşmesi imzalaması dolaylı leasing olarak nitelendirilir. Ülkemizde, yasa gereği dolaylı leasing uygulanmaktadır. Dolaylı leasingde, satıcı, kiralayan ve kiracı firma olmak üzere üç taraf vardır.

12.2.5. Mala İlişkin Yükümlülükler Bakımından Leasing

Mala ilişkin yükümlülükler bakımından kiralama türleri üç başlık altında incelenebilir. Bunlar;

i.Tam Servisli Leasing,

ii. Servis Paylaşımlı Leasing,

iii.Net Leasing’dir

12.3. Leasingin Dış Ticarette Kullanılması

Yurt dışından makine, teçhizat ya da ekipman almak isteyen bir firma ilk defa böyle bir ithalat işlemi yapmak istiyorsa finansal kiralama yöntemi ile hem %100 finansman sağlamış olur hem de bir çok prosedürden kaçınmış olur. İthalat işlemlerinin gerektirebileceği akreditif, teminat vb. işlemlerden kaçınacağı gibi firma gümrük, navlun maliyetleri ve işlemleri ile de ilgilenmeyecektir. Yurt dışından ilgili ekipmanın alımında leasing yolunu seçen firma ayrıca finansal kiralama şirketinin deneyim ve danışmanlıklarından da yararlanacaktır.

Ülkemizde, finansal kiralama yoluyla geçici olarak ithal edilecek eşyaya ilişkin uygulanacak gümrük işlemleri şu şekildedir:

1. Finansal kiralama yoluyla geçici ithal edilen eşya

Yurt dışından yapılacak finansal kiralama sözleşmelerinde, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği’nce tescil edilerek Ticaret Bakanlığı’na bildirildikten sonra ilgili gümrük idaresine gönderilmektedir.

İlgili gümrük idaresince geçici ithalat beyannamesinin tasdikli bir örneğinin işlemin tamamlanmasını müteakip Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği’ne gönderilmesi gerekmektedir.

2. Finansal kiralama yoluyla geçici ithal edilen uçaklar

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği tarafından finansal kiralama yoluyla geçici ithal edilecek uçağa ilişkin finansal kiralama sözleşmesinin tescilini müteakip, Birlik tarafından tescil, ilgili firma tarafından, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne bildirilmesi gerekmektedir.

Leasing işlemlerinin dış ticarette uygulanması iki farklı şekilde gerçekleşebilir:

İthalatlı Yurt İçi Kiralama: İthalatlı yurt içi kiralamayla ithalatsız yurt içi kiralama arasındaki en önemli fark, malı sağlayan satıcının yurt dışında olmasıdır. Yatırımcı şirketin teşvik belgesinde, yatırım indirimi ve gümrük muafiyeti varsa yatırımcı şirket ve leasing şirketi Hazine Müsteşarlığı’na başvurur ve belgenin leasing şirketine devrolmasını sağlar. Leasing şirketi bu belgeyi malın gümrükten çekilmesinde kullanır.

İthalatlı yurt içi kiralamanın aşamaları şu şekilde gerçekleşir:

Yatırımcı şirket leasing konusu olan malı seçer ve satıcıyla satış sözleşmesini

imzalar.

Yatırımcı şirket leasing şirketine başvuru yapar ve leasing şirketi gerekli incelemeleri yaptıktan sonra olumlu veya olumsuz kararını yatırımcı şirkete bildirir.

Taraflar arasında leasing sözleşmesi imzalanır.

Leasing şirketinin gerekli gördüğünde durumlarda teminat verilir.

Taraflar leasing sözleşmesini yaptıktan sonra Hazine Müsteşarlığı’na başvurulur.

Hazine Müsteşarlığı tarafından leasing şirketine, yatırımcıya ait gümrük muafiyeti ve yatırım indirimi teşvik belgesi devredilir.

Leasing şirketi malın bedelini satıcıya öder.

Leasing şirketi malı gümrükten çeker. Bunun için gümrük muafiyetli teşvik belgesi ibraz ettirilir.

Mal yatırımcıya teslim edilir.

Yatırımcı şirket sözleşme şartlarına göre kira bedelini öder. Leasing sözleşmesi süresince malın bakım onarım ve sigorta giderleri yatırımcı tarafından ödenir.

 Leasing sözleşmesi sonunda yatırımcı üç seçenekten birini tercih eder. Bunlar; leasing sözleşmesini daha düşük ödemelerle uzatmak, malı geri verip sözleşmeyi sona erdirmek ve önceden belirlenen miktar karşılığı malın mülkiyetine sahip olmaktır.

Uluslararası Kiralama: Uluslararası kiralamada, kiracı ve kiralayan farklı ülkelerde bulunmaktadır.

Yurt içindeki üretici firma yine yurt içindeki finansal kiralama şirketine malı (makine araç donanım) satmakta finansal kiralama şirketi kiralama konusu varlığı yurt dışındaki bir firmaya kiralamaktadır. Kiralama konusu varlık yabancı bir ülkeye sevk edilmekte gümrük sınırlarının dışına çıkmakta fakat mülkiyeti finansal kiralama şirketi üzerinde kalmaktadır.

Bu tür kiralamada, tarafların bulundukları ülkenin dışındaki bir ülkenin kanunları da uygulanabilir. Uygulanacak olan kanun kira sözleşmesinde taraflarca belirlenir.

Uluslararası finansal kiralamanın tercih edilmeme sebepleri arasında; söz konusu varlıkların ülkemizde üretiliyor olmaması, işlemin maliyetinin yerli alıma göre yüksek olabilmesi, döviz kurlarında yaşanan artışlar ve bu konudaki belirsizlik, işletmenin finansal yapısı ve diğer nedenler sayılabilir.

Uluslararası kiralama, kiracının gümrük muafiyetli yatırım teşvik belgesine sahip olup olmamasına göre ikiye ayrılır:

Gümrük Muafiyetli Uluslararası Kiralama

Bu leasing çeşidi yurt içi leasing şirketine leasing şirketi olma hakkını vermemektedir. Yurt içi leasing şirketi finansal aracılık görevini üstlenir. Burada leasing şirketi, muhabir şirketlerin yardımıyla yatırımcı için en uygun koşullarda muhabir leasing şirketiyle yatırımcı şirket arasında finansman bağlantısı kurar.

-Yatırımcı şirket satıcı ile satış sözleşmesini imzalar.

-Yatırımcı yurt içindeki leasing şirketine başvurur. Leasing şirketi gerekli incelemeleri yaptıktan sonra yurt dışındaki muhabir şirketle bağlantı kurarak dış finansmanı sağlar. Yatırımcıya bir teklif getirir.

-Muhabir leasing şirketi ve yatırımcı, leasing kuruluşu aracılığıyla kira sözleşmesi imzalar.

-Leasing sözleşmesinin kopyası tescil için yatırımcı tarafından Hazine Müsteşarlığı’na gönderilir ve tescil işlemi yapılır.

-Yatırımcı, yatırım teşvik belgesi için Hazine Müsteşarlığı’na başvurur.

-Muhabir leasing şirketinin gerekli gördüğü teminat verilir.

-Yatırımcı, satıcıyla arasındaki satış sözleşmesini muhabir leasing şirketine devreder.

-Muhabir leasing şirketi mal bedelini satıcıya öder ve malın mülkiyetini alır.

-Mal, satıcı tarafından yatırımcıya teslim edilir.

-Yatırımcı şirket kira ödemelerini herhangi bir bankaya döviz karşılığı Türk lirası olarak yapar. Banka da muhabir leasing şirketine döviz cinsi üzerinden ödeme yapar.

-Kira sözleşmesinin sonunda yatırımcı isterse, önceden belirlenen tutar kadar ödeme yaparak malın mülkiyetine sahip olur.

Gümrük Muafiyetsiz Uluslararası Kiralama

Gümrük Muafiyetsiz Uluslararası Kiralamanın aşamaları aşağıda açıklanmıştır:

-Yatırımcı satıcı ile satış sözleşmesini imzalar.

-Yatırımcı leasing şirketine başvurur. Leasing şirketi başvuruyu inceler. Daha sonra yurt dışındaki muhabir şirketle bağlantıya geçerek dış finansmanı sağlar ve yatırımcıya bir teklif getirir.

-Muhabir leasing şirketi ve yatırımcı arasında kira sözleşmesi imzalanır.

-Yatırımcı kira sözleşmesinin bir kopyasını tescil için Hazine Müsteşarlığına gönderir ve tescil işlemi yapılır.

-Muhabir leasing şirketinin istediği teminat sağlanır.

-Yatırımcı, satıcıyla arasındaki satış sözleşmesini muhabir leasing şirketine devreder.

-Muhabir leasing şirketi malın bedelini satıcıya öder.

-Yatırımcı şirket istenen teminatı gümrüğe verir ve malı gümrükten çeker.

-Yatırımcı, kira ödemelerini döviz karşılığı Türk lirası olarak bankaya yapar ve banka da muhabir leasing şirketine döviz cinsi üzerinden ödeme yapar.

Uygulamalar

1. Uluslararası leasing işlemlerinin yurt içi leasingden farkını araştırınız.

2. Leasing işlemlerinin işletmelere sağladıkları faydaları belirtiniz.

3. Leasing işlemlerinin faktöring ve forfatingden farkını araştırınız.

Uygulama Soruları

1. Süre bakımından leasing türlerini belirtiniz.

2. Faaliyet kiralaması ile finansal kiralama ayrımını yapınız.

3. Leasingin dış ticarette kullanılmasının firmalara olan avantajlarını yazınız.

Bölüm Özeti

Bu bölümde dış ticaretin finansmanında kullanılan alternatif finansman tekniklerinden birisi olan leasinf anlatılmıştır.

Leasing ve uluslararası leasing işlemlerinin işleyişi, firmalara sağladığı avantajlar ve işletmelere olan maliyetleri hakkında özet bir bilgi verilmiştir.

Bunun haricinde leasing faaliyetlerinin çeşitli özelliklere göre sınıflandırlması yapılmış ve leasing hizmetleri hakkında detaylı bilgi verilmiştir.

13. DIŞ TİCARETTE TEŞVİKLER

Giriş

İhracatın teşviki, Türkiye’nin ihracat pazarlarını geliştirebilmesi, dünya ihracatındaki payını ve uluslararası piyasalara açılan firmaların dış ticarette rekabet güçlerini arttırarak sürdürülebilirliklerini sağlayabilmeleri açısından önem taşımaktadır.

İhracatın geliştirilmesi, ihraç edilen ürün ve hizmetlerin çeşitlendirilmesi, ihraç mallarına yeni pazarların kazandırılması, ihracatçıların uluslararası ticarette ki paylarının arttırılması girişimlerinde gerekli desteğin sağlanması, ihracatçılar ve yurt dışında faaliyet gösteren yatırımcılara uluslararası piyasalarda rekabet gücü ve güvence sağlanması, yurt dışında yapılacak yatırımlar ile ihracat veya döviz kazandırma maksadına yönelik yatırım mallarının üretim ve satışının teşvik edilmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onayı ile sektör ya da firmalara Yatırım Teşvik Sistemi kapsamında yardım yapılabilmektedir.

Ülkeler ekonomik büyümeyi ve istihdamı artırmak, bölgesel dengesizliği ve dışa bağımlılığı azaltmak gibi daha birçok nedenle günümüzde belirli ölçülerde standartlaşmış teşvikler uygulamaktadırlar. Teşvikler yoluyla elde edilen kazanımlar sadece teşvik edilen sektör ya da firma ile sınırlı kalmayıp genel ekonomi üzerinde de olumlu etkiler meydana getirebilmektedir.

Türkiye’de, uyguladığı 1980’den bu yana ihracata yönelik teşvik sisteminde, günün koşullarına uygun düzenlemeler yapılmaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara uyumlu bir teşvik sistemi oluşturmakla görevlendirilen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’da günümüz şartlarına ve ihtiyaçlarına göre düzenlemeler yapmaktadır.

13.1. Dış Ticarette Yatırım Teşvik Sistemi

15 Haziran 2012 tarih ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” yürürlüğe girmiş; Kararın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar da 2012/1 sayılı Tebliğ ile belirlenmiştir.

Türkiye’de cari açığın azaltılabilmesi için ithalat bağımlılığı yüksek olan ara malı ve ürünlerin üretiminin artırılması açısından büyük önem taşıyan Yatırım Teşvik Programı, kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak;

Tasarrufları katma değeri yüksek yatırımlara yönlendirmek,

Üretimi ve istihdamı artırmak,

Uluslararası rekabet gücünü artıracak ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) içeriği yüksek bölgesel yatırımlar ile stratejik yatırımları özendirmek,

Uluslararası doğrudan yatırımları artırmak,

Bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmak,

Kümelenme ve çevre korumaya yönelik yatırımları özendirmek,

Ar-Ge faaliyetlerini desteklemek amaçlarını gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.

Yatırım Teşvik Sistemi genel, bölgesel, öncelikli yatırım konuları ve stratejik yatırımların teşviki olmak üzere 4 farklı uygulamadan oluşmaktadır.

Yatırım Teşvik Sistemi

13.1.1. Genel Teşvik Uygulamaları

Teşvik edilmeyecek veya teşviki için aranan şartları sağlayamayan yatırım konuları dışında, asgari sabit yatırım tutarı ve kapasiteler üzerindeki yatırımlar bölge ayrımı yapılmaksızın Genel Teşvik Uygulamaları kapsamında desteklenmektedir.

Teşvik destek unsurları;

Gümrük vergisi muafiyeti

Katma Değer Vergisi (KDV) istisnası

Gelir vergisi stopajı desteğidir (6. bölgede gerçekleştirilecek yatırımlar için).

13.1.2. Bölgesel Teşvik Uygulamaları

Bölgesel Teşvik Uygulamalarında teşvikler her ilde desteklenecek sektörler, illerin potansiyelleri ve ekonomik ölçek büyüklükleri dikkate alınarak belirlenmiş olup, bölgelerin gelişmişlik seviyelerine göre yardım yoğunlukları farklılık göstermektedir.

Teşvik destek unsurları;

Gümrük vergisi muafiyeti,

KDV istisnası,

Vergi indirimi,

Sigorta primi işveren hissesi desteği,

Yatırım yeri tahsisi,

Faiz veya kâr payı desteği (3., 4., 5. ve 6. bölgelerdeki yatırımlar için),

Gelir vergisi stopajı desteği (6. bölgede gerçekleştirilecek yatırımlar için),

Sigorta primi desteğidir (6. bölgede gerçekleştirilecek yatırımlar için).

Bölgesel Teşvik Uygulamalarının amacı, iller arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmayı ve illerin üretim ve ihracat potansiyellerini artırmayı hedeflemektedir. Teşvik uygulamaları açısından iller gelişmişlik düzeylerine göre 6 bölgeye ayrılmıştır.

Yatırım Teşvik Uygulamalarında Bölgeler

1. Bölge 2. Bölge 3. Bölge 4. Bölge 5. Bölge 6. Bölge
Ankara

Antalya

Bursa

Eskişehir

İstanbul

İzmir

Kocaeli

Muğla

Adana

Aydın

Bolu

Çanakkale

(Bozcaada ve

Gökçeada

İlçeleri Hariç)

Denizli

Edirne

Isparta

Kayseri

Kırklareli

Konya

Sakarya

Tekirdağ

Yalova

Balıkesir

Bilecik

Burdur

Gaziantep

Karabük

Karaman

Manisa

Mersin

Samsun

Trabzon

Uşak

Zonguldak

Afyonkarahisar

Amasya

Artvin

Bartın

Çorum

Düzce

Elazığ

Erzincan

Hatay

Kastamonu

Kırıkkale

Kırşehir

Kütahya

Malatya

Nevşehir

Rize

Sivas

Adıyaman

Aksaray

Bayburt

Çankırı

Erzurum

Giresun

Gümüşhane

Kahramanmaraş

Kilis

Niğde

Ordu

Osmaniye

Sinop

Tokat

Tunceli

Yozgat

Ağrı

Ardahan

Batman

Bingöl

Bitlis

Diyarbakır

Hakkari

Iğdır

Kars

Mardin

Muş

Siirt

Şanlıurfa

Şırnak

Van

Bozcaada ve

Gökçeada İlçeleri

Teşvik sistemi uygulamalarının bölgelere göre asgari sabit yatırım tutarı aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

Genel Teşvik Sistemi’nde asgari sabit yatırım tutarı, 1. ve 2. bölgelerde 1 milyon TL, 3., 4., 5. ve 6. bölgelerde 500 bin TL’dir.

Bölgesel Teşvik Uygulamaları için asgari sabit yatırım tutarı, 1. ve 2. bölgelerde 1 milyon TL’den, diğer bölgelerde ise 500 bin TL’den başlamak üzere desteklenen her bir sektör ve her bir il için ayrı ayrı belirlenmiştir.

Stratejik Yatırımlar için asgari sabit yatırım tutarı 50 milyon TL’dir.

Cazibe Merkezleri Programı kapsamındaki illerde kurulacak çağrı merkezleri ve veri merkezleri, kurulduğu bölgenin bölgesel teşviklerinden herhangi bir asgari yatırım tutarı şartı aranmaksızın yararlanır.

13.1.3. Öncelikli Yatırımların Teşviki

Ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda, tespit edilen alanlarda yapılacak olan yatırımlar, öncelikli yatırımlar olarak belirlenmiş ve bu yatırımlara 1. 2. 3. ve 4. Bölgelerde gerçekleştirilmiş olsalar dahi 5. Bölgede uygulanan destekler sağlanmıştır. Bu yatırımlara, 5. ve 6. Bölgede gerçekleştirilmeleri halinde ise kendi bölgelerinde uygulanan destekler sağlanmaktadır.

Teşvik destek unsurları;

Gümrük vergisi muafiyeti,

KDV istisnası,

Vergi indirimi,

Sigorta primi işveren hissesi desteği,

Yatırım yeri tahsisi,

Faiz veya kâr payı desteği,

Gelir vergisi stopajı desteği (6. bölgede gerçekleştirilecek ve/veya Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında desteklenmesine karar verilen yatırımlar için),

Sigorta primi desteğidir (6. bölgede gerçekleştirilecek ve/veya Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında desteklenmesine karar verilen yatırımlar için).

Öncelikli Yatırımlar kapsamında 5. bölge destekleri ile desteklenecek yatırım konuları aşağıda sıralanmaktadır.

Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde veya termal turizm konusunda bölgesel desteklerden yararlanabilecek nitelikteki turizm konaklama yatırımları,

Madencilik yatırımları,

Demiryolu, denizyolu ve havayolu ile yük veya yolcu taşımacılığına yönelik yatırımlar,

Savunma sanayi yatırımları,

Otomotiv, uzay veya savunma sanayine yönelik test merkezleri, rüzgâr tüneli ve bu mahiyetteki yatırımlar,

Asgari 50.000 m2 kapalı alana sahip uluslararası fuar alanı yatırımları,

Özel sektör tarafından gerçekleştirilecek olan kreş ve gündüz bakımevleri ile okul öncesi eğitim, ilkokul, ortaokul ve lise eğitim yatırımları ile asgari 20 milyon TL tutarındaki hava araçlarının kullanım, tamir ve bakımına yönelik eğitim yatırımları.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından desteklenen Ar-Ge projeleri neticesinde geliştirilen ürünlerin veya parçaların üretimine yönelik yatırımlar,

Motorlu kara taşıtları ana sanayinde gerçekleştirilecek asgari 300 milyon TL tutarındaki yatırımlar ve asgari 75 milyon TL tutarındaki motor yatırımları ile asgari 20 milyon TL tutarındaki motor aksamları, aktarma organları/aksamları ve otomotiv elektroniğine yönelik yatırımlar,

3213 sayılı Maden Kanunu’nda tanımlanmış 4-b grubunda yer alan madenlerin girdi olarak kullanıldığı elektrik üretimi yatırımları,

Mevcut imalat sanayi tesislerinde gerçekleştirilecek enerji verimliliğine yönelik yatırımlar,

Atık ısıdan geri kazanım yolu ile elektrik üretimine yönelik yatırımlar,

Asgari 50 milyon TL tutarındaki sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) yatırımları ve yer altı doğalgaz depolama yatırımları,

Karbon elyaf üretimine veya karbon elyaf üretimi ile birlikte olmak kaydıyla karbon elyaftan mamul kompozit malzeme üretimine yönelik yatırımlar,

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) teknoloji yoğunluk tanımına göre yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar,

Maden Kanunu’na istinaden düzenlenmiş geçerli Arama Ruhsatı veya Sertifikasına sahip yatırımcıların ruhsatlı sahalarında yapacağı maden arama yatırımları.

Yenilenebilir enerji üretimine yönelik türbin ve jeneratör imalatı ile rüzgâr enerjisi üretiminde kullanılan kanat imalatı yatırımları.

Direkt soğutmalı slab döküm ve sıcak haddeleme yöntemi ile alüminyum yassı mamul üretimine yönelik entegre yatırımlar.

Lisanslı depoculuk yatırımları.

Nükleer enerji santrali yatırımları.

Belirli nitelikteki laboratuvar yatırımları.

İstanbul ili hariç olmak üzere asgari 5 milyon TL tutarındaki 25 dekar ve üzeri yurt içinde üretilen sera teknolojilerini de ihtiva eden otomasyona dayalı (bilgisayar kontrollü iklimlendirme, sulama, gübreleme ve ilaçlama sistemi ihtiva eden) sera yatırımları.

Asgari 5.000 büyükbaş kapasiteli süt yönlü entegre hayvancılık yatırımları ile komple yeni veya tevsi niteliğindeki asgari 10.000 büyükbaş kapasiteli et yönlü entegre hayvancılık yatırımları.

Asgari 5 milyon TL tutarındaki atık geri kazanım yatırımları ve/veya asgari 5 milyon TL tutarındaki bertaraf tesisi yatırımları.

Sağlık turizmi kapsamında yaşlı ve/veya engelli bakım merkezleri ve esenlik tesisi (wellness) yatırımları.

Asgari 500 milyon TL tutarındaki orta-yüksek teknoloji sınıfındaki ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar.

13.1.4. Stratejik Yatırımların Teşviki

İthalat bağımlılığı yüksek olan ara malı veya ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar stratejik yatırımların teşviki uygulamaları kapsamında desteklenmektedir. Bu kapsamda desteklenecek olan yatırımların aşağıdaki kriterlerin tamamını sağlamaları gerekmektedir.

Asgari sabit yatırım tutarının 50 milyon TL olması,

Yatırım konusu ürünle ilgili yurt içi toplam üretim kapasitesinin ithalattan az olması,

Yatırımla sağlanan katma değerin asgari %40 olması (rafineri ve petrokimya yatırımlarında bu şart aranmayacaktır),

Üretilecek ürünle ilgili toplam ithalat değerinin son 1 yıl itibarıyla en az 50 milyon $ olması.

Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı (TOSHP) kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca uygun görülen yatırımlar da stratejik yatırımlar kapsamında desteklenebilecektir.

Teşvik destek unsurları;

Gümrük vergisi muafiyeti,

KDV istisnası,

Vergi indirimi,

Sigorta primi işveren hissesi desteği,

Yatırım yeri tahsisi,

Faiz veya kâr payı desteği,

KDV iadesi,

Gelir vergisi stopajı desteği (6. bölgede gerçekleştirilecek ve/veya TOSHP kapsamında desteklenmesine karar verilen yatırımlar için),

Sigorta primi desteğidir (6. bölgede gerçekleştirilecek ve/veya TOSHP kapsamında desteklenmesine karar verilen yatırımlar için).

Yukarıda anlatılan uygulamalar kapsamında sağlanacak teşvik destek unsurları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Destek Unsurları Genel Teşvik Uygulamaları Bölgesel Teşvik Uygulamaları Öncelikli Yatırımların Teşviki Stratejik Yatırımların Teşviki
Gümrük Vergisi Muafiyeti X X X X
KDV İstisnası X X X X
KDV İadesi* X
Faiz veya Kar Payı Desteği ** X X X
Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği X X X
Sigorta Primi (İşçi Hissesi) Desteği*** X X X
Gelir Vergisi Stopajı Desteği*** X X X X
Vergi İndirimi X X X
Yatırım Yeri Tahsisi X X X

* Sabit yatırım tutarı 500 milyon TL üzerinde olan stratejik yatırımlara sağlanır. 2017-2019 yıllarında imalat sektöründe gerçekleştirilecek teşvik belgeli tüm yatırımlara ilişkin bina-inşaat harcamaları da KDV iadesinden yararlanabilmektedir.

** Yatırımın Bölgesel Teşvik Uygulamalarında 3., 4., 5. veya 6. bölgelerde gerçekleştirilmesi halinde sağlanır.

*** Yatırımın 6. Bölgede, Cazibe Merkezleri Programı kapsamında yer alan 4. ve 5. bölge illerindeki OSB’lerde ve Kilis ili OSB’lerinde gerçekleştirilmesi halinde ve TOSHP kapsamında desteklenen stratejik yatırımlara sağlanır.

13.1.5. Alt Bölge Desteklerinden Yararlanma

Bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında yer alan yatırımların vergi indirimi ve sigorta primi işveren hissesi desteğini bulundukları bölgenin bir alt bölgesinde sağlanan desteklerden faydalanabilmeleri için aşağıda belirtilen koşullardan en az birini sağlamaları gerekmektedir.

Yatırımın organize sanayi bölgesinde gerçekleştirilmesi veya endüstri bölgesinde (imalat sanayine yönelik yatırımlar) gerçekleştirilmesi.

Sektörel işbirliğine dayalı yatırımlar.

Ayrıca OECD teknoloji yoğunluk tanımına göre orta-yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan bazı yatırım konuları ise; İstanbul ili hariç olmak üzere 1., 2. ve 3. bölgede gerçekleştirilecekler 4. Bölge desteklerinden, 4., 5. ve 6. bölgede gerçekleştirilecekler ise bulunduğu bölgede uygulanan bölgesel desteklerden yararlanacaktır.

Son olarak Cazibe Merkezleri Programı kapsamında yer alan 4. ve 5. bölge illerindeki organize sanayi bölgeleri ile Kilis ilinde yer alan organize sanayi bölgelerinde gerçekleştirilecek yatırımlar, 6. bölge şartlarında 6. bölgede uygulanan desteklerden yararlanır.

13.2. Teşvik Destek Unsurları

Yatırımlar, Yatırım Teşvik Uygulamaları kapsamında dokuz farklı teşvik destek unsuru ile farklılaşan şekillerde desteklenmektedir. Teşvik destek unsurları sayesinde yatırımcıya sağlanan katkılar, yatırımın niteliğine ve tabi olacağı uygulamalara göre farklılık göstermektedir. Bu bölümde teşvik destek unsurlarının yatırımcılara sağlayacağı katkılar ve kapsamı hakkında detaylı bilgiler verilmektedir.

Teşvik sisteminin destek unsurları;

Gümrük vergisi muafiyeti,

KDV istisnası,

KDV iadesi,

faiz veya kâr payı desteği,

sigorta primi işveren hissesi desteği,

sigorta primi desteği,

gelir vergisi stopajı desteği,

vergi indirimi,

yatırım yeri tahsisidir.

13.2.1. Gümrük Vergisi Muafiyeti

Teşvik uygulanan yatırım kapsamında yurt dışından temin edilecek yatırım malı makine ve teçhizat ithali, otomobil ve hafif ticarî araç yatırımlarında yatırım dönemi içerisinde kalmak kaydıyla monte edilmemiş haldeki aksam ve parçaların ithali, gemi ve elli metrenin üzerindeki yat inşa yatırımlarında tekne kabuğu ithali için gümrük vergisinin ödenmemesi şeklinde uygulanır.

13.2.2. Katma Değer Vergisi İstisnası

Teşvik uygulanan yatırım kapsamında yurt içinden ve yurt dışından temin edilecek yatırım malı makine ve teçhizat ile yatırım kapsamındaki yazılım ve gayri maddi hak satış ve kiralamaları için katma değer vergisinin ödenmemesi şeklinde uygulanır. Aynı hüküm, teşvik uygulanan yatırım kapsamında makine ve teçhizatın devir işlemleri ile makine ve teçhizat listelerinde set, ünite, takım vb. olarak belirtilen malların kısmi teslimlerinde de uygulanır.

13.2.3. Katma Değer Vergisi İadesi

Sabit yatırım tutarı 500 milyon Türk Lirasının üzerindeki Stratejik Yatırımlar kapsamında gerçekleştirilen bina-inşaat harcamaları için tahsil edilen KDV’nin iade edilmesidir. 2017-2019 yılında imalat sektöründe gerçekleştirilecek teşvik belgeli tüm yatırımlara ilişkin bina-inşaat harcamaları KDV iadesinden yararlanabilmektedir.

13.2.4. Faiz veya Kâr Payı Desteği

Teşvik uygulanan yatırım kapsamında kullanılan en az bir yıl vadeli yatırım kredileri için sağlanan bir finansman desteği olup, teşvik belgesinde kayıtlı sabit yatırım tutarının %70’ine kadar kullanılan krediye ilişkin ödenecek faizin veya kâr payının belli bir kısmının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından karşılanmasıdır. Bu destek unsuru, stratejik yatırımlar, Ar-Ge ve çevre yatırımları, 3., 4., 5. ve 6. Bölgelerde bölgesel teşvik ve öncelikli yatırımların teşviki uygulamaları kapsamında yapılacak yatırımlar için uygulanır.

13.2.5. Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği

Teşvik uygulanan yatırımın kapsamı yatırımla sağlanan ilave istihdam için ödenmesi gereken sigorta primi işveren hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından karşılanmasıdır. Stratejik yatırımlar, bölgesel ve öncelikli yatırımların teşviki uygulamaları kapsamında düzenlenen yatırımlar için uygulanır.

13.2.6. Sigorta Primi (İşçi Hissesi) Desteği

Teşvik uygulanan yatırımın kapsamı yatırımla sağlanan ilave istihdam için, belgede kayıtlı istihdam sayısını aşmamak kaydıyla, ödenmesi gereken sigorta primi işçi hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmının 10 yıl süreyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından karşılanmasıdır. Sadece 6. bölgede gerçekleştirilecek bölgesel ve stratejik yatırımlar ile TOSHP kapsamında desteklenen stratejik yatırımlar için düzenlenen yatırımlarda uygulanır.

13.2.7. Gelir Vergisi Stopajı Desteği

Teşvik uygulanan yatırımın kapsamı yatırımla sağlanan ilave istihdam için belirlenen gelir vergisi stopajının asgari ücrete tekabül eden kısmının 10 yıl süreyle terkin edilmesidir. Sadece 6. bölgede gerçekleştirilecek yatırımlar ve TOSHP kapsamında desteklenen stratejik yatırımlar için düzenlenen yatırımlarda uygulanır.

TOSHP kapsamında desteklenmesine karar verilen stratejik yatırımlar için bu destek, yatırıma konu olan ürün yüksek teknoloji seviyesinde ise azami beşyüz, diğerlerinde ise azami üçyüz çalışan için uygulanır.

13.2.8. Vergi İndirimi

Gelir veya kurumlar vergisinin, yatırım için öngörülen katkı tutarına ulaşıncaya kadar, indirimli olarak uygulanmasıdır. Bu destek, stratejik yatırımlar, bölgesel teşvik uygulamaları ve öncelikli yatırımların teşviki uygulamaları çerçevesinde düzenlenen teşvik belgeleri kapsamında sağlanır.

Arazi, arsa, royalti, yedek parça ve amortismana tâbi olmayan diğer harcamalar ile 5520 sayılı Kanun gereği finans ve sigortacılık konularında faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen yatırımlar ve rödovans sözleşmesine bağlı olarak yapılan yatırımlar vergi indirimi desteğinden yararlanamaz.

13.2.9. Yatırım Yeri Tahsisi

Teşvik uygulanan stratejik yatırımlar ve bölgesel desteklerden yararlanacak yatırımlar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara göre yatırım yeri tahsis edilebilir.

Arazi, arsa, royalti, yedek parça ve amortismana tâbi olmayan diğer harcamalar ile 5520 sayılı Kanun gereği finans ve sigortacılık konularında faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen yatırımlar ve rödovans sözleşmesine bağlı olarak yapılan yatırımlar yatırım yeri tahsisi desteğinden yararlanamaz.

13.3. Proje Bazlı Teşvik Sistemi

2012 yılından itibaren Yatırım Teşvik Sistemi kapsamında yatırımlar desteklenmekle birlikte Türkiye için stratejik önemi haiz özel nitelikli projeler ile teknolojik dönüşüm sağlayacak yatırımların desteklenmesine yönelik hazırlanan proje bazlı destek sistemine ilişkin usul ve esasları belirleyen “Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar” 26 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Karar ile kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedefler doğrultusunda ülkemizin mevcut veya gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlarını karşılama, arz güvenliğini sağlama, dışa bağımlılığını azaltma, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirme, yenilikçi, Ar-Ge yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların proje bazlı olarak desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Bu Karar kapsamında proje bazlı olarak desteklenmesi uygun bulunan yatırımlara, aşağıdaki destek veya destekler sağlanabilir.

Gümrük vergisi muafiyeti

KDV istisnası

KDV iadesi

Vergi indirimi veya istisnası

Sigorta primi işveren hissesi desteği

Gelir vergisi stopajı desteği

Nitelikli personel desteği

Faiz veya kâr payı desteği

Sermaye katkısı

Enerji desteği

Kamu alım garantisi

Yatırım yeri tahsisi

Altyapı desteği

Kanunlarla getirilen izin, tahsis, ruhsat, lisans ve tesciller ile diğer yasal ve idari süreçlerde kolaylaştırıcı düzenleme yapılması.

Hibe desteği

Uygulamalar

Yatırım Teşvik Uygulamalarının inceleyiniz.

Dış Ticarette teşvik destek unsurlarının önemini araştırınız.

Proje Bazlı Teşvik Sistemini inceleyiniz.

Uygulama Soruları

Yatırım Destek Sisteminin amaçları nelerdir?

Teşvik Sisteminin uygulamaları nelerdir? Açıklayınız.

Teşvik destek unsurları nelerdir? Açıklayınız.

Bölüm Özeti

Türkiye’de ihracatı ve istihdamı artırmak, bölgesel dengesizliği ve dışa bağımlılığı azaltmak gibi daha pekçok sebeplerle uygulanan Yatırım Teşvik Sistemleri ile belirli ölçülerde standartlaşmış teşvikler uygulanmaktadır. Türkiye’de cari açığın azaltılabilmesi için ithalat bağımlılığı yüksek olan ara malı ve ürünlerin üretiminin artırılması açısından büyük önem taşıyan Yatırım Teşvik Programı genel, bölgesel, öncelikli yatırım konuları ve stratejik yatırımların teşviki olmak üzere 4 farklı uygulamadan oluşmaktadır. Teşvik sisteminin unsurları; gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, yatırım yeri tahsisi, faiz veya kâr payı desteği, kdv iadesi, gelir vergisi stopajı desteği ve sigorta primi desteğidir.

Türkiye için stratejik önemi haiz özel nitelikli projeler ile teknolojik dönüşüm sağlayacak yatırımların desteklenmesine yönelik hazırlanan proje bazlı destek sistemi ile kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedefler doğrultusunda ülkemizin mevcut veya gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlarını karşılama, arz güvenliğini sağlama, dışa bağımlılığını azaltma, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirme, yenilikçi, Ar-Ge yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların proje bazlı olarak desteklenmesi amaçlanmaktadır.

14. DIŞ TİCARETTE DEVLET YARDIMLARI

Giriş

İhracat, firmaların iç pazara olan bağımlılıklarının azaltılması ve rekabet güçlerinin arttırılmasında önemli bir rol oynamakta ve ülke ekonomisi için döviz kazandırıcı faaliyetlerin başında gelmektedir. Devlet yardımları, firmaların ihracata yönelik faaliyetlerini üretim, pazarlama, tanıtım ve markalaşma aşamalarında destekleyerek küresel rekabet gücünü kazanmalarını sağlamaktadır.

Devlet yardımları, büyümeyi hızlandırma, rekabet üstünlüğü yaratma, ihracatı arttırma, yatırımları teşvik etme, işsizliği azaltma, ekonomiyi canlandırma, tanıtımları güçlendirme, markalaşma, uluslararası pazara girebilmeyi kolaylaştırma gibi nedenlerle devletlerin vazgeçemeyecekleri müdahale araçlarındandır.

14.1. Devlet Yardımlarının Amacı

İhracata yönelik devlet yardımları, yurt dışına açılma sürecinde firmalara her safhada destek sağlanmasını amaçlayan bütünsel bir bakış açısıyla Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Yatırım-üretim-istihdam-ihracat değer zincirinin tüm halkalarına yönelik politikalar oluşturularak Ar-Ge, inovasyon, tasarım, markalaşma ve hedef pazara giriş konularında her geçen gün gelişme kaydedilmektedir.

Devlet yardımları, ihracatçıları yüksek teknolojili ve katma değerli ürünler ihraç etmeye yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu ürünler, geleneksel ihraç ürünlerinden farklı bir yapı arz ettiğinden, daha yaratıcı, daha esnek ve inovatif destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.

14.2. İhracata Yönelik Devlet Yardımları

27 Aralık 1994 tarihli ve 94/6401 sayılı “İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kararı” bölgeler arası farklılıklardan kaynaklanan ekonomik ve sosyal dezavantajların ortadan kaldırılmasına, yeni eğitim olanakları sağlanarak istihdamın güçlendirilmesine, özellikle yeni ürün, üretim sistemi ve teknoloji kullanan sektörlerde araştırma-geliştirme ve dış ticaret dengesini iyileştirmeye yönelik programların uygulanmasına, aynı üretim alanında faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin örgütlenmelerine, çevre sorunlarının önlenmesi için sanayinin yeniden yapılanmasına, GATT taahhütlerimiz çerçevesinde tarım ürünlerinin desteklenmesine, ürünlerimizin uluslararası alanlarda tanıtım ve pazarlanmasına ilişkin devlet yardımlarını kapsamaktadır.

Bu Kararın amacı, Kalkınma Planları ve Yıllık Programlardaki toplumsal ve ekonomik hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla yapılacak faaliyetlerin, uluslararası kuruluşlara olan yükümlülüklerimize aykırılık teşkil etmeyecek yöntemlerle desteklenmesidir.

Türkiye’de İhracata Yönelik Devlet Yardımlarına İlişkin Tebliğ ve Kararlar

TEBLİĞ/KARAR ADI TEBLİĞ/KARAR NO
1 Türk Ürünlerinin Yurt Dışında Markalaşması, Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve TURQUALITY’nin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ 2006/4
2 Tasarım Desteği Hakkında Tebliğ 2008/2
3 Yurt Dışında Gerçekleştirilen Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar 2017/4
4 Yurt Dışı Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ 2010/6
5 Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ 2010/8
6 Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Desteği Hakkında Tebliğ 2011/1
7 Sektörel Nitelikli Uluslararası Yurt İçi Fuarların Desteklenmesine İlişkin Karar 2014/4
8 Pazara Giriş Belgelerinin Desteklenmesine İlişkin Karar 2014/8
9 Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımlarına İlişkin Karar 2018/12

14.2.1. Türk Ürünlerinin Yurt Dışında Markalaşması, Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve TURQUALITY®’nin Desteklenmesi

2006/4 sayılı “Türk Ürünlerinin Yurt dışında Markalaşması, Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve TURQUALITY’nin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” kapsamında, İhracatçı Birlikleri, Üretici Dernekleri, Üretici Birliklerinin, sektörlerinin yurt dışında tanıtımı amacıyla gerçekleştirecekleri harcamalara ilişkin giderler, Türkiye’de ticari ve/veya sınai faaliyette bulunan şirketlerin ürünlerinin markalaşması amacıyla gerçekleştirecekleri faaliyetlere ilişkin giderler ile İhracatçı Birliklerinin TURQUALITY® Programı kapsamında firmalara yurt içinde ve yurt dışında markalaşma sürecinde vereceği desteklere ilişkin harcamalar, Türk markalarının pazara giriş ve tutunmalarına yönelik gerçekleştireceği her türlü faaliyet ve organizasyonlara ilişkin giderler ile olumlu Türk malı imajının oluşturulması ve yerleştirilmesi için yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştireceği her türlü harcamaların uluslararası kurallara göre Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan (DFİF) karşılanması amaçlanmaktadır.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), İhracatçı Birlikleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde ticari ve/veya sınai faaliyette bulunan şirketler, Dış Ticaret Sermaye Şirketleri (DTSŞ) ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri (SDŞ) ile 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde ticari ve/veya sınai faaliyette bulunan kooperatif ve birlikleri tarafından Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Markalaşma ve Tasarım Destekleri Daire Başkanlığına bu yardım için başvuruda bulunabilirler.

TURQUALITY®, uluslararası markalaşma potansiyeli olan firmalarımızın, üretimlerinden pazarlamalarına, satışlarından satış sonrası hizmetlerine kadar bütün süreçleri kapsayacak şekilde yönetsel bilgi birikimi, kurumsallaşma ve gelişimlerini sağlayarak uluslararası pazarlarda kendi markalarıyla küresel bir oyuncu olabilmeleri ve söz konusu markalar aracılığıyla olumlu Türk malı imajının oluşturulması ve yerleştirilmesi amacıyla oluşturulmuş bir marka destek programıdır. Marka programına dahil edilen şirketler 4 yıl süreyle desteklenmektedir.

Bakanlıkça TURQUALITY® Destekleri alması kararlaştırılan firmaların, ilgili markalarına ilişkin aşağıdaki harcamaları %50 oranında desteklenir. Bunlar;

Patent, faydalı model, endüstriyel tasarım tescili, marka tescil/yenileme/koruma,

Tanıtım harcamaları,

Mağaza kira,

Mağaza temel kurulum/dekorasyon/konsept mimari giderleri,

Ofis, depo, showroom, satış sonrası servis, reyon/raf/dekorasyonlu köşe kira,

Ofis, depo, showroom, satış sonrası servis, reyon/raf/dekorasyonlu köşe temel kurulum/dekorasyon/konsept mimari giderleri,

Pazara giriş belgeleri, sertifikasyon, ruhsatlandırma, test/klinik test,

Franchise dekorasyon/kurulum/konsept mimari giderleri,

Franchise kira,

Kurumsal altyapı oluşturmaya yönelik danışmanlıklar,

Münhasıran hedef pazarlara yönelik danışmanlıklar,

İstihdam,

Pazar araştırması çalışması ve raporları,

Fuar,

Depolama hizmeti,

Gelişim yol haritası çalışmasıdır.

TURQUALITY® Programı ile firmalara yapılan değerlendirmenin ardından firmalar Marka Destek Programına dahil edilebilir. Söz konusu firmaların ilgili markalarına ilişkin aşağıdaki harcamaları %50 oranında desteklenir. Bunlar;

Patent, faydalı model, endüstriyel tasarım tescili, marka tescil/yenileme/koruma,

Tanıtım ve fuar harcamaları,

Ofis, depo, mağaza, satış sonrası servis kira,

Ofis, depo, mağaza, satış sonrası servis temel kurulum/dekorasyon giderleri,

Reyon/raf/dekorasyonlu köşe kira/kurulum/dekorasyon ve depolama hizmeti,

Showroom kira/kurulum/dekorasyon,

Pazara giriş belgeleri, sertifikasyon, ruhsatlandırma, test/klinik test giderleri,

Franchise dekorasyon/kurulum/konsept mimari,

Franchise kira,

Danışmanlıklar,

İstihdam,

Pazar araştırması çalışması ve raporları,

Gelişim yol haritası çalışmasıdır.

Ayrıca finansal desteklerin yanında; firmaların orta ve üst düzey yöneticilerine Koç, Sabancı, Bilkent ve İstanbul Üniversiteleri’nde Yönetici Geliştirme Programı kapsamında eğitim verilmekte; dünyaca ünlü markalaşma teorisyenlerinin davet edildiği Vizyon Seminerleri düzenlenmektedir.

Destek Oranı: Şirketler %50 (İşbirliği Kuruluşları %80)

Destek Süresi: 4 Yıl (Marka Destek Programı), 5 Yıl (TURQUALITY® Destek Programı)

14.2.2. Tasarım Desteği

2008/4 sayılı “Tasarım Desteği Hakkında Tebliğ” kapsamında, Türkiye’de tasarım ve inovasyon kültürünün oluşturulması ve yaygınlaştırılmasını teminen tasarımcı şirketleri/tasarım ofisleri ve işbirliği kuruluşlarının gerçekleştireceği tanıtım, reklam, pazarlama, istihdam, danışmanlık harcamaları, yurt dışında açacakları birimlere ilişkin giderleri ile şirketlerin yurt dışı pazarlara yönelik yüksek katma değerli ürün geliştirmek amacıyla yürütecekleri tasarım ve ürün geliştirme projelerine ilişkin giderlerin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan (DFİF) karşılanması amaçlanmaktadır.

Ayrıca firmaların gerçekleştireceği Tasarım ve Ürün Geliştirme Projelerine yönelik istihdam edilen tasarımcı, modelist ve mühendislerin brüt maaşları, alet, teçhizat, malzeme ve yazılım giderleri ve seyahat ve web sitesi üyeliğine ilişkin giderler de desteklenmektedir.

İşbirliği kuruluşları (Türkiye İhracatçılar Meclisi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, ihracatçı birlikleri, tasarım konusunda iştigal eden dernek, birlik ve vakıflar, ticaret ve/veya sanayi odaları, endüstri bölgeleri, organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, sektör dernekleri ve kuruluşları, sektörel dış ticaret şirketleri, ticaret borsaları, işveren sendikaları ile imalatçıların kurduğu dernek, birlik ve kooperatifler), tasarımcı şirketleri, tasarım ofisleri ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde kurulmuş şirketler tarafından Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Markalaşma ve Tasarım Destekleri Daire Başkanlığına bu yardım için başvuruda bulunabilirler.

Destek Oranı: %50

14.2.3. Yurt Dışında Gerçekleştirilen Fuar Katılımlarının Desteklenmesi

2017/4 sayılı “Yurt Dışında Gerçekleştirilen Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar” kapsamında, katılımcıların yurt dışında gerçekleştirdikleri fuar iştiraklerinin ve organizatörler tarafından yapılan tanıtım harcamalarının desteklenmesi suretiyle, Türk ihraç ürünlerinin dış pazarlarda tanıtılması ve ihracatın artırılmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde kurulmuş, ihracatçı birliğine üye şirket ile Türkiye’de yerleşik üretici/imalatçı organizasyonlar tarafından İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliklerine bu yardım için başvuruda bulunabilirler.

Firmaların ve üretici/imalatçı organizasyonlarının yurt dışında düzenlenen fuarlara katılımlarına yönelik olarak Bakanlıkça yer kirası, nakliye, ulaşım ve standa ilişkin giderler esas alınarak metrekare bazında belirlenen desteğe esas tutar kapsamında destek sağlanmaktadır.

Destek Oranı: %50 ile %75 arası

14.2.4. Yurt Dışı Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi

2010/6 sayılı “Yurt Dışı Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” kapsamında, Türkiye’de sınai ve ticari veya ticari faaliyet gösteren şirketler ile İşbirliği Kuruluşları üyelerinin yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım, marka tescil giderleri ve mal ticareti yapmak amacıyla yurt dışında açılan birimlerle ilişkin kira giderleri ile Türkiye Ticaret Merkezlerine ilişkin giderlerin bir kısmının Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan (DFİF) karşılanması amaçlanmaktadır.

Türkiye’de sınai ve/veya ticari faaliyet gösteren şirketler ile İşbirliği Kuruluşları (Türkiye İhracatçılar Meclisi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, İhracatçı Birlikleri, Ticaret ve/veya Sanayi Odaları, Organize Sanayi Bölgeleri, Endüstri Bölgeleri, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Sektör Dernekleri ve Kuruluşları, Sektörel Dış Ticaret Şirketleri (SDŞ), Ticaret Borsaları, İşveren Sendikaları ile imalatçıların kurduğu dernek, birlik ve kooperatifleri) tarafından İhracatçı Birliklerine bu yardım için başvuruda bulunabilirler.

Firmaların yurt dışında açtıkları birimlere (ofis, mağaza, depo, showroom vb.) ilişkin kira giderleri, hedef pazarlarında gerçekleştirdikleri tanıtım faaliyetlerine ilişkin giderler ve şirketlerin yurt içi marka tescil belgesine sahip oldukları markalarının yurt dışında tescili ve korunmasına ilişkin giderler desteklenmektedir.

Destek Oranı: %40 – %60

14.2.5. Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi

2010/8 sayılı “Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” kapsamında, şirketlerin uluslararası rekabet güçlerinin geliştirilmesine yönelik şirketler, işbirliği kuruluşları ve Bakanlık tarafından gerçekleştirilecek faaliyetlere ilişkin giderlerin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan (DFİF) karşılanması amaçlanmaktadır.

Proje ve kümelenme yaklaşımını esas alarak şirketlerin uluslararası rekabet güçlerinin geliştirilmesine yönelik yerel dinamiklerin harekete geçirilmesine olanak sağlayarak, işbirliği kuruluşlarının önderliğinde ihracat alışkanlığı edinmelerini amaçlamaktadır. Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Desteği (UR-GE) projeleri, firmaların işbirliği yaparken aynı zamanda rekabet etmeyi öğrendikleri bir destek sistemidir. Projelerde kaliteli üretim yapan, ancak ihracatı bilmeyen veya başlangıç düzeyinde ihracat yapan firmalar ile halihazırda ihracat yapan ve pazarlarını çeşitlendirmek isteyen firmaların kümelenme mantığı çerçevesinde birlikte hareket etmeleri sağlanmaktadır.

Türkiye’de sınai ve/veya ticari faaliyette bulunan şirketler ile İşbirliği Kuruluşları (Türkiye İhracatçılar Meclisi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, İhracatçı Birlikleri, Ticaret ve/veya Sanayi Odaları, Organize Sanayi Bölgeleri, Endüstri Bölgeleri, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Sektör Dernekleri ve Kuruluşları, Sektörel Dış Ticaret Şirketleri (SDŞ), Ticaret Borsaları, İşveren Sendikaları ile imalatçıların kurduğu dernek, birlik ve kooperatifler) tarafından Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Dairesine bu yardım için başvuruda bulunabilirler.

İhtiyaç analizi, istihdam, eğitim/danışmanlık, tanıtım, yurt dışı pazarlama, alım heyeti ve bireysel danışmanlığa ilişkin giderler desteklenmektedir.

Destek Oranı: %70 – %75

14.2.6. Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Desteği

2011/1 sayılı “Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Desteği Hakkında Tebliğ” kapsamında Türkiye’de sınai ve/veya ticari faaliyette bulunan şirketler ile işbirliği kuruluşlarının pazar araştırması ve pazara giriş faaliyetlerine ilişkin giderlerinin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan (DFİF) karşılanmasıdır.

Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Desteği kapsamında Ticaret Bakanlığı tarafından sağlanan destek mekanizmaları, yurt dışı pazar araştırması desteği, rapor ve yurt dışı şirket alım desteği, ileri teknolojiye sahip yurt dışı şirket alım desteği, yurt dışında yerleşik şirkete ait marka alım desteği, sektörel ticaret heyeti ve alım heyeti destekleri ile e- ticaret sitelerine üyelik desteğidir.

14.2.6.1. Yurt Dışı Pazar Araştırması Desteği

Ticaret Bakanlığınca sınai ve/veya ticari faaliyette bulunan şirketler tarafından gerçekleştirilen yurt dışı pazar araştırması gezilerine ilişkin giderler desteklenmektedir. Bir yurt dışı pazar araştırması gezisi kapsamında en fazla 2 şirket çalışanının uluslararası ve şehirlerarası ulaşımda kullanılan ekonomi sınıfı uçak, tren, gemi ve otobüs bileti ücretleri ile günlük 50 ABD Dolarına kadar araç kiralama giderleri, şirket başına günlük 150 ABD Dolarına kadar konaklama (oda + kahvaltı) giderleri desteklenir. Yurt dışı pazar araştırması gezilerine ilişkin giderler %70 oranında ve yurt dışı pazar araştırması gezisi başına en fazla 5.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir.

14.2.6.2. Rapor ve Yurt Dışı Şirket Alım Desteği

Ticaret Bakanlığınca şirketler ile işbirliği kuruluşlarının yurt dışına yönelik pazara giriş stratejileri ile eylem planlarının oluşturulabilmesi amacıyla satın alınan sektör, ülke, yurt dışında yerleşik şirket veya marka odaklı rapor giderleri ile yurt dışında yerleşik şirket alımlarına yönelik mali ve hukuki danışmanlık hizmetlerine ilişkin giderler desteklenmektedir. Bahse konu giderler, şirketler için %60, işbirliği kuruluşları için %75 oranında ve yıllık en fazla 200.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir.

14.2.6.3. İleri Teknolojiye Sahip Yurt Dışı Şirket Alım Desteği

İleri teknolojiye sahip ve teknoloji transferi sağlayacak merkezleri yurt dışında bulunan yerleşik şirketlerin satın alınmasına yönelik mali ve hukuki danışmanlık hizmetleri ve kredi faizlerine ilişkin giderler Ticaret Bakanlığınca desteklenmektedir.

İleri teknolojiye sahip ve teknoloji transferi sağlayacak yurt dışında yerleşik şirketlerin alımına yönelik mali ve hukuki danışmanlık hizmetlerine ilişkin giderler, şirketler için %75 oranında ve yıllık 500.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir. Bahse konu şirketlerin alımında kullanılan kredi faiz giderlerinin Türk Lirası cinsi kredilerde 5 puanı, döviz kredileri ve dövize endeksli kredilerde 2 puanı toplam 3.000.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir.

14.2.6.4. Yurt Dışında Yerleşik Şirkete Ait Marka Alım Desteği

Yurt dışında yerleşik şirkete ait markanın alımında kullanılan kredi faiz giderleri Ticaret Bakanlığınca desteklenmektedir. Yurt dışında yerleşik şirkete ait markanın alımında kullanılan kredi faiz giderlerinin Türk Lirası cinsi kredilerde 5 puanı, döviz kredileri ve dövize endeksli kredilerde 2 puanı toplam 2.000.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir. Bir şirket en fazla 3 marka için kredi faiz desteğinden yararlanabilmektedir.

14.2.6.5. Sektörel Ticaret Heyeti ve Alım Heyeti Programlarının Desteklenmesi

İşbirliği Kuruluşlarınca düzenlenen sektörel ticaret heyeti ile alım heyeti programlarına ilişkin giderlerin desteklenmesi amaçlanmaktadır. Ulaşım, konaklama, tercümanlık giderleri, seminer, konferans, toplantı ve ikili görüşmelerin yapıldığı yerlerin kiralama giderleri, fuar katılımına ilişkin giderler, görsel ve yazılı tanıtım giderleri, halkla ilişkiler hizmeti gideri, sergilenecek ürünlerin nakliye giderleri destek kapsamında yer almaktadır.

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda İşbirliği Kuruluşlarınca düzenlenen sektörel ticaret heyeti programlarına ilişkin giderler %50 oranında ve program başına 100.000 ABD Dolarına kadar, alım heyeti programlarına ilişkin giderler %50 oranında ve program başına 75.000 ABD Dolarına kadar desteklenir.

14.2.6.6. E-Ticaret Sitelerine Üyelik Desteği

Ticaret Bakanlığınca firmaların İşbirliği Kuruluşları eliyle e-ticaret sitelerine toplu üyelik giderleri desteklenmektedir. İşbirliği Kuruluşlarının 250 ve daha fazla sayıda üye firması için Ticaret Bakanlığı’nın onayladığı bir e-ticaret sitesinden aldıkları üyelik hizmeti için ödedikleri bedeller desteklenmektedir. Üyelik giderleri %80 oranında ve her bir şirket için, e-ticaret sitesi başına yıllık 2.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir. İşbirliği Kuruluşları en fazla 5 e-ticaret sitesi için destekten yararlanabilir. Toplu üyelik başvurularında yer alan şirketlerin aynı site için en fazla 3 yıllık üyeliği desteklenir.

14.2.7. Sektörel Nitelikli Uluslararası Yurt İçi Fuar Desteği

2014/4 sayılı “Sektörel Nitelikli Uluslararası Yurt İçi Fuarların Desteklenmesine İlişkin Karar” kapsamında, Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen sektörel nitelikli uluslararası yurt içi fuarların dış tanıtımının sağlanması ve uluslararası düzeyde katılımın artırılması amacıyla organizatörlerin yapacakları harcamalar ile katılımcıların harcamalarının Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan (DFİF) karşılanması amaçlanmaktadır.

Bakanlıkça (İhracat Genel Müdürlüğü) tarafından belirlenerek ilan edilen yurt içi fuarları düzenleyen organizatörler ve bu fuarlara katılım sağlayan Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde kurulmuş, ihracatçı birliğine üye şirketler tarafından İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine bu yardım için başvuruda bulunabilirler. Bu yardım kapsamında organizatörlerin tanıtım harcamaları ve katılımcıların yer kirası ile stand giderleri desteklenmektedir.

Organizatörlerin Destek Oranı: %50 (Azami: Yurt Dışı Tanıtım 666.000 TL, Yurt İçi Tanıtım 222.000 TL)

Katılımcının Destek Oranı: %50 (Azami: 38.000 TL)

14.2.8. Pazara Giriş Belgelerinin Desteklenmesi

2014/8 sayılı “Pazara Giriş Belgelerinin Desteklenmesine İlişkin Karar” kapsamında şirketler tarafından çevre, kalite ve insan sağlığına yönelik teknik mevzuata uyum sağlanabilmesini teminen akredite edilmiş kurum ve/veya kuruluşlardan alınan yurt dışı pazara giriş belgelerinin belgelendirme işlemleriyle ile küresel tedarik zincirine daha etkin bir tedarikçi olarak katılımlarını sağlamak için ara malı üretim ve ihracat yetkinliklerinin arttırılmasına yönelik gerçekleştirilen harcamaların belirli bir bölümünün Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan karşılanması amaçlanmaktadır.

14.2.8.1. Pazara Giriş Belgeleri Desteği

Şirketler tarafından çevre, kalite ve insan sağlığına yönelik teknik mevzuata uyum sağlanabilmesini teminen akredite edilmiş kurum ve/veya kuruluşlardan alınan yurt dışı pazara giriş belgelerinin belgelendirme işlemleri harcamaların belirli bir bölümünün desteklenmesidir.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde ticari ve/veya sınai faaliyette bulunan ve Türk Ticaret Kanunu’nun 124 üncü maddesinde belirtilen kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketleri tarafından İhracatçı Birliklerine bu yardım için başvuruda bulunabilirler.

Müracaat ve doküman inceleme giderleri, belgelendirme tetkik giderleri, ilk yıla ait belge kullanım ücretleri, test/analiz raporu giderleri, zorunlu kayıt ücretleri, tarım ürünleri analizine ilişkin sağlık/güvenlik sertifikası ücreti, tarım ürünleri analizine ilişkin akreditasyon ücreti destek kapsamında karşılanmaktadır.

Pazara giriş belgelerine ilişkin giderler %50 oranında, firma başına yıllık en fazla 250.000 ABD Dolarına kadar desteklenmektedir.

14.2.8.2. Küresel Tedarik Zinciri Yetkinlik Projelerinin Desteklenmesi (KTZ Desteği)

Tedarik zincirindeki faaliyetlerin farklı ülkeler arasında paylaşımı uzmanlaşmayı artırmakta ve maliyetleri düşürmektedir. Böylece gelişmekte olan ülkeler için yeni yatırımlar çekmek, ihracatı artırmak, yeni istihdam imkânları yaratmak, verimliliği yükseltmek, bilgi ve teknoloji aktarımı sağlamak gibi fırsatlar ortaya çıkmaktadır. Öte yandan tedarik zincirlerine girmek için sahip olunması gereken yüksek standartlar, verimlilik, tasarım, sürdürülebilirlik, güvenlik ve hızlı üretim kabiliyetleri gelişmekte olan ülkeleri zorlayan faktörler olarak öne çıkmaktadır.

Bu sebeple, ihracatta firmaların söz konusu faktörlerde güçlendirilerek ara malı üretim ve ihracat yetkinliklerinin arttırılmasını sağlamak amacıyla küresel tedarik zincirine daha etkin bir tedarikçi olarak katılımlarını sağlamalarına yönelik olarak gerçekleştirecekleri makine, ekipman, donanım, yurt dışı ofis/depo, yazılım, eğitim-danışmanlık, müşteri ziyaretleri, sertifikasyon, test, analiz, ürün doğrulama harcamaları destek kapsamına alınmıştır.

Türk Ticaret Kanunu’nun 124 üncü maddesinde belirtilen sınai faaliyette bulunan kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketler tarafından Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Dairesine bu yardım için başvuruda bulunabilir.

Firmaların bahse konu giderleri %50 oranında, proje başına 1.000.000 ABD Doları’na kadar desteklenmektedir. Firmaların azami 1 projesi destek kapsamındadır. Firmaların üretici olması gerekmektedir. Proje süresi 2 yıldır.

14.2.9. Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımları

2018/12 sayılı “Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımlarına İlişkin Karar” kapsamında, ülkemiz tarımsal ürünlerinin uluslararası piyasalarda rekabet gücünün ve ihracat potansiyelinin artırılması amaçlanmaktadır.

Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu ödenekleri çerçevesinde karşılanmak üzere; 2018/12 sayılı Karar kapsamı ürünlerin 01/01/2018 ve sonrasında gerçekleştirilecek fiili ihracatında ve söz konusu Karar’da ürünlerin karşısında belirtilen ihracat iade miktarları, azami ödeme oranları ve miktar barajları dikkate alınarak, ihracat iadesi yardımı sağlanmaktadır.

İhracatçı veya imalatçı/ihracatçı firmalar tarafından doğrudan bağlı bulunulan ya da kanuni merkez veya şubelerin bulunduğu yerdeki İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine bu yardım için başvuruda bulunabilir. Karar kapsamı ürünlerin fiili ihraç tarihinden itibaren en geç bir yıl içerisinde başvuru yapabilirler. Bununla birlikte, ihracat iadesine konu muhtelif ürünlerin sözleşmeli tarım kapsamında temin edilmesi durumunda üreticiler de destekten faydalanmaktadır.

Karar kapsamında ihracatçı firmalara nakit ödeme yapılmamakta, söz konusu yardımlar vergiler, vergi cezaları, SGK primleri, ihracata yönelik olarak kamu bankaları ile Türkiye İhracat Kredi Bankası AŞ’den kullanılan kredilerin faiz giderleri, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ve ilgili tasfiye halindeki Bankalara olan borçlar ve bunların gecikme zammı ve faizlerine ilişkin giderlerin düşümü yoluyla mahsup sistemi çerçevesinde sağlanmaktadır. Bununla birlikte, sözleşmeli üretim kapsamındaki ihracata sağlanan destek artışının yarısı ihracatçı adına açılmış olan mahsup hesabına eklenmekte iken, diğer yarısı doğrudan üreticilere nakit olarak ödenmektedir.

Söz konusu ürünlerin, organik tarım yöntemleri ile üretilmeleri halinde ihracat iade miktarları ve azami ödeme oranları %50 oranında artırılmaktadır. Ayrıca, Karar kapsamı muhtelif ürünlerin sözleşmeli tarım kapsamında temin edilerek ihraç edilmeleri halinde; ihracat iade miktarları ve azami ödeme oranları %50 veya %100 oranında artırılmaktadır.

14.3. Diğer Devlet Yardımları

1 Hizmet Sektörlerine Yönelik Devlet Yardımları
Döviz Kazandırıcı Hizmet Ticaretine Genel Destek Programı Kapsamında Sağlanan Destekler
Döviz Kazandırıcı Hizmet Ticaretine Sağlanan Markalaşma Destekleri
Yurt Dışı Teknik Müşavirlik Hizmetlerine Sağlanan Destekler
Hizmet İhracatçılarına Hususi Damgalı Pasaport Verilmesi
2 Türk Eximbank Destekleri
İhracat Kredileri
Alacak Sigortası
Uluslararası Krediler
3 Serbest Bölgelerde Yatırım ve Faaliyetlere Sağlanan Devlet Destekleri
4 Diğer Destek Uygulamaları
Dahilde İşleme Rejimi (DİR)
Hariçte İşleme Rejimi (HİR)
Vergi, Resim ve Harç İstisnası
Esnaf ve Sanatkârlara Sunulan Faiz İndirimli Kredi Desteği
5 İthalat Politikaları Önlemleri ve İthalata İlişkin Uygulamalar
Yerli Üreticilerimizi İthalattan Kaynaklanan Haksız Rekabete veya İthalat Artışlarına Karşı Korumak Amacıyla Alınan Önlemler
Sanayicilerimizin ve Yurt İçi Piyasa İhtiyaçlarının Teminine Yönelik Politika ve Uygulamalar
6 Lisanslı Depoculuk Sistemine Yönelik Destekler
7 Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü

Uygulamalar

1.Diğer devlet yardımları nelerdir? İnceleyiniz.

2.Devlet yardımlarının önemini araştırınız.

Uygulama Soruları

1.Devlet yardımlarının amaçları nelerdir?

2.İhracata yönelik devlet yardımları nelerdir? Açıklayınız.

Bölüm Özeti

İhracata yönelik devlet yardımları, yurt dışına açılma sürecinde firmalara her safhada destek sağlanmasını amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Devlet yardımları, büyümeyi hızlandırma, rekabet üstünlüğü yaratma, ihracatı özendirme, yatırımları teşvik etme, işsizliği azaltma, ekonomiyi canlandırma, tanıtımları güçlendirme, markalaşma, uluslararası pazara girebilmeyi kolaylaştırma gibi nedenlerle devletlerin önemli araçlarındandır. Türkiye’de ihracata yönelik devlet yardımları aşağıdaki gibidir.

Türk Ürünlerinin Yurt Dışında Markalaşması, Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve TURQUALITY’nin Desteklenmesi

Tasarım Desteği

Yurt Dışında Gerçekleştirilen Fuar Katılımlarının Desteklenmesi

Yurt Dışı Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi

Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi

Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Desteği

Sektörel Nitelikli Uluslararası Yurt İçi Fuarların Desteklenmesi

Pazara Giriş Belgelerinin Desteklenmesi

Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımları

İhracata yönelik devlet yardımlarının hangi nedenlerle yapıldığı, devletin hangi kurumu tarafından hazırlandığı, ne gibi faydalar sağladığı ve bu yardım ve desteklerin çeşitlerinin neler olduğu bu bölümde anlatılmıştır.

 

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Shopping Cart